Peri Bacaları Konya'da mı?

Konya'ya komşu illerden birisindeyim. Dünya turizmine açık, turizm konusunda oldukça iddialı, deniziyle ve otelleriyle meşhur bir ilimizde. Ben bu ilin merkezinden ve denizinden çok, çevresini severim. Yeşil yamaçları beni büyüler ve zirveye doğru çeker. Denize dökülen şelâlelerin ve ırmakların, denizi taşırmayışı beni düşündürür. Köpüklü şelâleleri, yeşilin her tonuna ev sahipliği yapan parkları büyüleyici ve dinlendirici güzellikte.
Bu şehirde dinler bahçesi diye de bir köşe var. Köşe dediğime bakmayın, aslında geniş ve bakımlı bir alan. İçerisinde cami, kilise ve havra var. Dinler bahçesi demişler, ama buraya cemaatsiz mabetler bahçesi demek daha uygun düşer. Burası dinler arası diyalogu da güya temsil ediyor. Bana sorarsanız bu üç uysal mabet, söylenenlerin aksine Müslümanların, Hıristiyanların ve Musevilerin çoğunlukta oldukları ülkelerdeki mabetlere olan ilgisizliği ve ibadetsizliği temsil ediyor. Müze desen müze değil, kütüphane desen kütüphane değil, konferans salonu desen konferans salonu değil, misafirhane desen misafirhane değil ve mabet desen mabet hiç değil. Çünkü görevlisi yok ezan okunmaz, çan çalınmaz. Ziyaretçilerin kendi dinlerinin mabetlerine grup grup girip çıktıkları bir yer desek o hareket de pek görülmüyor.
İşte ben dinler bahçesi için değil, harika tabiat ve emsalsiz güzellik sebebiyle bu şehirdeyim.
Gündüzleri pırıl pırıl, geceleri ışıl ışıl tertemiz bir hava, insana ferahlık veren gök kubbenin altında geniş ve parlak bir atmosfer.
Bir gün şehrin sakin bir köşesinde çarşıya çıktık. Kızım, şuranın tatlısı çok meşhur, buradan tatlı alalım, dedi. Tamam, ben alır gelirim, siz arabada bekleyin dedim ve arabadan indim. Tatlıcının tam önünde durmuştuk, arabadan inmemle tatlıcıya gitmem bir oldu. Lâkin dönmem o kadar çabuk olmadı, çünkü tatlıcı beni lafa tuttu. Bize yetecek kadar tatlı aldım. Tatlı hazırlanıncaya kadar dükkân sahibi olduğunu zannettiğim gençle aramızda şu konuşma geçti:
Gence ben, nerelisiniz diye sordum, Antalyalı olduğunu söyledi. Nasıl olsa o da bana soracak diye daha o sormadan ben, Konyalı olduğumu söyledim. Dükkân sahibi; “Konya'nın Mevlâna'sı ve Peri Bacaları çok meşhur değil mi?” dedi. “Hz. Mevlâna Konya’da metfun, ama Peri Bacaları Konya'da değil.” dedim ve ekledim. “Peri Bacaları Ürgüp'te” Dükkân sahibi; “Konya çok güzel bir şehir, özellikle insanları çok iyi, çok merhametli” dedi. Ben de; “Peri bacaları da Konya'da olsaydı, daha güzel olurdu.” dedim. O herhalde bilgisizliğini kapatmak için; “Öyle ama Konya'nın insanları çok iyi.” diye tekrarladı. Konyalılarla ilgili bu değerlendirme tabii ki beni de memnun etti. Demek ki Konyalılar içerde olduğu gibi dışarıda da iyi bir intiba bırakmışlar.
Konya'nın insanlarının çok iyi, merhametli, iyilik ve yardımsever, misafirperver olduklarını ben de biliyorum. Ona bir itirazım yok. Hatta daha da ilâve edebileceğim Konyalıya has takdir edilmesi gereken hoş davranışlar fazlasıyla var. Yalnız Peri Bacalarının Konya'da olduğunu zannetme işini nasıl halledeceğiz. Bu iş bayağı benim kafama takıldı. Bu insanların böyle bilgisiz kalmalarında kabahat bizde mi, yoksa Nevşehir de mi? Acaba dedim biz, Konya'yı çok iyi tanıttık, tarihi zenginliğini sergiledik, Selçuklu ve Osmanlı eserlerini bolca reklâm ettik de herkes her şeyi Konya da mı zannediyor? Yoksa iyi tanıtamadık da en yakınızdaki insanlar bile Peri Bacalarının Konya'da olmadığını bilmiyorlar. Peri Bacalarının bulunduğu Ürgüp'le Antalya arasında Konya, köprü vazifesi görüyor da o sebeple Peri Bacalarını bize mi münasip görüyorlar? Kapatokya’yı gezen ve Peri Bacalarını gören turist kafileleri, Konya'ya mecburen uğrayarak geçerler ya. Bizim Peri Bacalarımız olmadığı için Konya'da kalmak ihtiyacını duymazlar.
Son yıllarda Konya, yalnızca Hz. Mevlâna ile tanınan ve bilinen bir şehir haline getirildi. Bu şöhreti yadırgamıyorum, hatta Konya topraklarını Hz. Mevlâna gibi Allah dostu ve gönüller sultanı bir zatı bağrında misafir etme şerefine eriştiği için çok şanslı görüyor ve bahtiyar addediyorum. Bununla da bir Konyalı olarak iftihar ediyorum.
Yalnız Konya çok iyi bildiğiniz gibi Hz. Mevlâna'dan ibaret değildir. Hz. Mevlâna'nın bu kadar tedbirsiz öne çıkarılmış olması Konya'nın tarihi zenginliğini ve kültür potansiyelini gölgeliyor gibi geliyor bana. Konya'ya yerli ve yabancı turist gelmiyor diye şikâyet ediyoruz. Aslında Konya'ya turist geliyor. Geliyor, ama yalnız Hz. Mevlâna'yı bilenler, eserlerini okuyanlar ve manevi dünyasını hissedenler geliyor. Konya'nın turistlere cazip gelebilecek başka yönleri de öne çıkarılmalı. Konya'nın uzun yıllar Selçuklulara başkentlik yaptığı neredeyse Konyalılar tarafından bile çok iyi bilinmiyor. Konya'yı bir Osmanlı şehri zannediyorlar. Konya bir Osmanlı şehri olmaktan daha çok, bir Selçuklu şehridir. Osmanlı orduları seferlerde Konya'ya uğrayıp geçmişler. Selçuklular Konya'ya yerleşmişler ve Konya'yı payitaht yapmışlar. Kaldıkları süne içerisinde Konya’ya sayısız eser kazandırmışlar.
Konya'nın merkezindeki ve çevresindeki Selçuklu eserleri, Balkanlardaki Osmanlı eserleri gibi sahipsiz ve bakımsız. Son yıllarda Selçuklu eserlerine resmi kurumlar tarafından sahip çıkılmaya başlandığını, restorasyonlarının yapıldığını görmekten mutlu oluyoruz. Vakıflar idaresinin yanında belediyelerimizin de bu işe yönelmiş olması cidden sevindirici ve ümitlendirici bir gelişme.
Konya'nın denizi yok ama güneşi var. İnsanın gönlünü okşayan, ufkunu açan dağları ve höyükleri var. Türkiye’nin buğday ambarı ovası var. Yalnız ormanı yok. Dağ yolları yetersiz, her güzel tepeye, yaylalara ulaştıracak rahatlıkta değil.
Gelin hep beraber Konya'mızı yalnız Hz. Mevlâna'yla değil de bütün özellikleriyle ve zenginlikleriyle, tarihi potansiyeliyle tanınan ve bilinen bir şehir haline getirelim. Konya neden dünyanın sayılı şehirlerinden birisi olmasın ki. Bir şehrin dünya ile ilgisi hava alanına inen günlük uçak sayısı ile belli olur. Bunu sağlayacak tarihi, medeni ve insani altyapı Konya'da fazlasıyla mevcut. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Arşivi