Ötekileştirici Virüsü

Toplum olarak öyle bir noktaya geldik ki, ortak yanlarımızdan bahsetmek bile bir tür suç haline geldi. Dini, milli, tarihi, hukuki ve siyası hemen her alanda yandaşlar ve karşıtlar türetildi. Bizden olanlar ve karşıt olanlar, her yerde temel referans alanı olarak kullanılmaya başlandı. Herkes birbirini suçlu ve gayrimeşru ilan etme telaşı içine düştü. Toplum yarılmış durumda. İnsanlar karşıtları tarafından gördüğü, okuduğu, gezdiği, inandığı, sevdiği, nefret ettiği, giydiği, içtiği her şeyden sorumlu tutuluyor.
Bu milletin asırlardır sinemada, tiyatroda, düğünde, cenazede, dağda, bayırda, çarşıda, pazarda en önemlisi aile saadetlerinde, el ele, kol kola mutlu bir şekilde yaşadığı bilindiği halde, ayrılıklar öne çıkarıldı. Aramıza “ötekileştirici virüsü” yayıldı.
Biz bu fotoğrafı daha önce çok gördük. En barizini 12 Eylül öncesinde gördük. Dönemin sosyal, siyasal ve ideolojik manzarasını çıplak gözle izledik. Kardeşin kardeşe nasıl vurdurulduğunu, herkesin dünyaya ve eşyaya nasıl kendi anlamlarını verdiğini gördük. Kot pantolon, uzun saç, kumaş pantolon, sarkık bıyık, “birinci sigarası”, “maltepe sigarası”nın birer ideolojik simge yapıldığına şahit olduk. İşgal edilmiş fabrikaları, kurtarılmış bölgeleri, girilmez mahalleleri ve çıkılmaz sokakları birer birer ezberledik.
Malatya’yı, Çorum’u, Maraş’ı, Sivas’ı kana bulayan gizli eli göremedik ama kardeşkanını ibretle izledik. Hikâyenin sonunun ne denli acıklı bittiğine şahit olduk.
O günlerin bize ders olmadığını, bugünün fotoğrafına bakarak söyleyebiliyoruz! Türkiye’de bugün de taraftarlara, yandaşlara, etnisitelere, mezheplere, bölgelere yönelik ötekileştirici siyaset, alabildiğine devam ediyor. Değerleri bölmek, kavramları karıştırmak, kimlik kavgaları üretmek, tarihi inkâr, siyasi bir araç olarak kullanılır hale geldi. Ötekileştirici siyaset sayesinde; toplum bölünüyor, karşıtlık derinleştiriliyor, kamplaştırma üretiliyor. Siyaset sorun çözmek değil, sorun oluşturma aracı olarak kullanılıyor. Birliğe, bütünlüğe, beraberliğe, ortak yanlara ve değerlere vurgu yapan siyasetçilere rağbet yok denecek kadar az. Acı ama gerçek bu! Siyaset; ayrıştırma, ötekileştirme ve başkalaştırma temeli üzerinden yürütülüyor.
Komşusu aç iken uyumayan, komşu kızına “bacım” diyen, mahallenin yaşlılarına “anam” diyen bir toplumun içine “ötekileştirici virüsü” üretiliyor.
Türk toplumu bugün; fiziki anlamda birbirine yakın ve iç içe yaşıyor. Ancak zihni ve ahlaki olarak ayrışmış durumda. Bu durum; ülkedeki sosyal ve siyasal zeminin giderek “ötekileştirilmiş” bir zemine kaydığının açık bir fotoğrafı!
Bu fotoğrafa renkli gözlüğümüz ile değil, ancak naturel olarak baktığımızda gerçekleri görebiliriz.
Bugün siyasetin gerçekleri ile milletin gerçekleri arasında çok büyük bir çelişki yaşanmaktadır.
Bu çelişkiyi gidermek için önce içimizdeki “ötekileştirici virüsü” üretenler teşhis etmeli, ardından dış bağlantıları iyi tanınmalı ve el birliği ile tasfiye edilmelidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi