Önemli Olan
Günün, günümüzün başlaması gereken vaktinden başlayalım.
Önemli olan güneşin gözlerimizi kamaştırarak uyandırması değil, güneş uyandığında yeryüzünde uyanmış güneşleri görmesi. Önemli olan ondan önce doğmak, güneşi kıskandırmak, ışık olmak ondan önce karanlığa, şafak vaktini yalnız bırakmamak… Daha da önemlisi güneşi karşılamak aslında, üzmemek onu, her gün taptaze doğarken, güzelliğinin fark edildiğini fark ettirmek; bir selam vermek muhabbetle…
Ve sonra önemli olan fakir de olsa bir kahvaltı sofrasında ailecek birlikte olmak. Mutfağa geçip dolaptan hızlıca bir şeyler atıştırıp selamsız terk etmek değil. Önemli olan, ‘belki bir daha dönemem’ mülahazasıyla ailemize çocuklarımıza kalbimizde onlar için sakladığımız tüm sevgiyi bırakmak, ertelememek söylemek istediklerimizi, güzellikleri ertelememek…
Önemli olan sabır beklemek değil sabretmek, ayniyle mukabele etmemek, çirkin söz söyleyeni kendimize öğretmen seçmemek bilmeden. Kötüler, kötülük bizim öğretmenimiz olamaz. Her türlü dövgüye, sövgüye, görgüsüzlüğe karşı; ‘dövene elsiz, sövene dilsiz ve derviş gönülsüz’ diyebilmek. Görgüsüzlerin görgüsüzlüklerine aldırış etmemek.
Önemli olan konuşmak değil, yüreğimizin titrekliğiyle konuşlanmak, konmak yüreklere. Önemli olan yürüyüşümüzü, oturuşumuzu, bakışlarımızı, tarzımızı konuşturabilmek. Dudağımızı meşgul etmemek boş sözlerle, dudağımıza değen her sözün bizle olan ilgisine bakmak; sözümüz ne, özümüz ne?
Önemli olan susmak da değil. Suskunluğu marifet saymak değil. Gevezelik etmemek sadece. Konuşulması gerekiyorsa ihmal etmemek sözleri. Susa susa sevdamızı, şerefimizi kaybetmemek. Gerektiği yerde susmak erdemlilik, gerektiği yerde konuşmamaksa yetersizlik…
Önemli olan zerre riyaya bile yer vermemek hayatımızda. Harbi olmak, mert olmak, dosdoğru olan dünyamız adına yüzde yüz aleyhimize olsa bile suçluyum diyebilmek. Yalandan nefret etmek, iftiradan ‘öd’ümüzün kopması. Dosdoğru olabilmek, dosdoğru kalabilmek her türlü olumsuzluğa rağmen. Olumsuzlukların inadına olumlu olmak her daim. Her daim hasbi olmak, hesabi değil.
Önemli olan iyi-kötü diye nitelendirdiğimiz şeylere karşı; ‘Allah’ım lütfunda hoş kahrında hoş’ diyebilmek. Kötü diye bildiğimize isyan etmemek, iyi dediklerimizin elimizde olmasına da şımarmamak. Sen’den gelen her şey hoş, o da hoş buda hoş… Tebessüm edebilmek yazgımıza, acıyla da olsa sevgili olabilmek En Sevgiliye…
Önemli olan bu ifrit dünya ferrakasında önemli olanı fark edebilmek. Kimliği belirsiz şu dünyada kendimizi tanımlayabilmek. Önemli olanı hayatımıza nakış nakış dokumak. Nezaketi, zarafeti, inceliği ince ince işlemek. İnsana kapı aralamak gönül diyarında. Hadi gel ne olursan ol;
bu gönül Çalab’ın tahtı,
bütün cihan bedbahttı,
kim gönül yıkar ise…
Yani bu gönül Allah’ın tahtı, burada O var, önemsememek, gönül yıkmak yok. Gel, sende gel, yüreğin yetiyorsa yani, kendine güveniyorsan… kendine güveniyorsan bu kapılar hep açık herkese; ne olursan ol.
Ve önemli olan; hep önemli olanın içinde kalabilmek. Hep sıfırım ama bir BİR var benim sıfırlığımı değerli kılan. Önemli olan, O Bir’i her şeyimizin başına almak.
Selam ve dua ile…




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.