Öff! Bile deme

Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle. (İsrâ Suresi 23)

Anneler günü, babalar günü ve diğer günler… Bilemiyorum bu günleri tek bir güne sığdırmak mümkün müdür? Bu tartışmalı ama ben bu haftaki yazımda “Babalar Günü” vesilesi ile anne ve babalarımızla ilgili bir yazı kaleme almak istedim.

***

Hani onlar hemen yanı başımızdadırlar. Kendilerinden bir öte bizi düşünür derdimizle dertlenir, neşemizle sevinirler, onlar ki bu dünyada sahip olduğumuz en büyük servetimizdir: Anne ve babamız.

Allah (cc) anne ve babaya karşı tavrımızın sınırını “öff” bile dememekle sınırlandırmıştır. Bu sınır o kadar hassastır ki Allah muhafaza sınırı aşmak gayretullaha dokunacak ve bizim için geri dönülmez pişmanlıklara kapı aralayacaktır. Anne ve babamızın İslami sınırlar dâhilindeki emirlerine itaat edilmeli onların bir dedikleri iki edilmemelidir. Lokman Suresi 14.Ayet-i Kerimede : “İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik” buyurulmakta ve bu açıkça emir olarak zikredilmektedir. Bunları yazınca aklıma hemen Veysel Karani Hazretleri geliverdi, Peygamber Efendimizi görmek için uzak diyarlardan gelmesine rağmen annesinin erken dön ricası üzerine Peygamber hasretini gönlüne kazıyıp geri dönmüştü.

***

Bugünlerde nedense anne ve babaya hürmet git gide azalmaktadır. Onları başımızın üstünde tutmamız gerekirken bize ayak bağı oluyor dercesine huzurevine göndermeler yaygınlaşmıştır. Yanı başında tutup ihtiyaçlarını gidermek ve dualarını almak varken kendimizden uzaklaştırmaya çalışmak, ne örfümüzde ne de dinimizde yeri olmayan davranışlardır. Peygamber Efendimizin Annelerimiz için söylediği “Ayağına sarıl cennet oradadır” (Nesai,6) buyurduğu analarımızın, dağ gibi arkamızda duran babalarımızın kadri kıymetini bilmemiz gerekmektedir.

**

Eğer yanı başımızdan ayrılıp ebediyete göçmüşse asıl evlatlık vazifemiz başlamış demektir. Arkalarından Yasin-i Şerifler, salavatı şerifeler ve hayır hasenat ulaştırmak suretiyle kabirlerini aydınlatmak üzerimize düşen vazifemizdir. Çünkü Peygamber Efendimiz buna işaret ederek : "İnsanoğlu öldüğü zaman, bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat.” (Müslim, Vasiyyet 14.) buyurmaktadır.

***

Olmuşsa bir kırgınlık hemen ertelemeden “hatalı oydu, ben haklıydım” mazeretine sığınmadan, ötelemeden yanlarına koşalım, af dileyip hayır dualarını alalım, bu dünyada anne baba bedduası almak hem dünya hem de ahiret hayatımızda bizleri sıkıntıya düşürecektir. Öyleyse anne ve babamızın kadri kıymetini bilip şu şekilde dualarımızda yer verelim dostlar: “Allah’ım küçükken beni şefkatle yetiştirdikleri gibi sen de onlara şefkat ve merhametle muamelede bulun.” (Âmin)

Selam, dua ve muhabbetlerimle.

Önceki ve Sonraki Yazılar