O lisansı yırt at Giray Bulak!
Yayınlanma:
FARKLI BAKIŞ
Caner Özcan
Sadece Türkiye’nin kendine has özellikleri yüzünden Türkiye’de teknik adamlık iş bilmez adamların elindedir. Ne teknik adam yetişiyor bu nedenle bu ülkede, ne futbolcu ne de idareci.
İş bilmez idareciler, iş bilmez teknik adamları, onlar da futbolcu yerine ay başını iple çeken maaşlı işçileri doğuruyor.
Tencere yuvarlanıp kapağını buluyor. Olan futbolumuza oluyor, futbolumuzun güzellikleri bir bir kayboluyor. Ondan sonra da her sezon Konyaspor’un başını çektiği ligde kalmak için can çekişen takımların iflah olmaz seremonisini izliyoruz.
Dikkat edin son yıllarda hep aynı takımlar kümede kalma savaşı vermeye başladı. Konyaspor, Denizlispor, Ankaragücü, Antalyaspor. Sezon sonu yaklaştıkça korkulu rüyalar görüyorlar, bırakın Sivasspor ve Bursaspor olabilme hayallerini, bu kulüplerdeki kelli felli adamlar, takımlarının gelişmesine dinamit koyan o yöneticiler, teknik adamlar, yaptıkları hatalarla futbolu çirkinleştirerek, lig sonunda sevinç çığlıkları atıyorlar. Her sezon aynı film oynanıyor.
Türkiye’de iş bilmez yöneticilerin yanı sıra futbolumuz için hiçbir gelişme kaydedememiş futbolun sahtekar yüzleri vardır. Bunlar her daim spor piyasasındadır, ben bunların hiçbir zaman işsiz kaldığını görmedim. Bunca yıldır Türk futboluna ne oyuncu kazandırdılar, ne de futbolun ileri gitmesi için çaba sarf ettiler.
Şimdi sayacağım isimlere dikkat edin.
Güvenç Kurtar, Yılmaz Vural, Erdoğan Arıca, Raşit Çetiner, Samet Aybaba, Hikmet Karaman ve Giray Bulak.
Bu isimlere bakınca Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” romanındaki hayata tutunamayan, ne yapsalar yakışmayan, yaşamın dışında kalmış karakterler aklıma geliyor.
Evet, futbolumuzun siyah yüzleri bunlar. Ertuğrul Sağlam, Rıza Çalımbay,Ünal Karaman, Mehmet Özdilek, Tolunay Kafkas gibi gurur abidelerin yanında siyah yüzler futbolu yıllardır geriye götürdü, heyecansız, her şeyi ben bilirim kibirli halleriyle futbolun ölüm senedini imzaladılar.
Samet Aybaba: Sezona Bursaspor ile başladı, şu an Gençlerbirliği’nin başında.
Yılmaz Vural: Bu sezonki lig serüvenine Kocaelispor ile başladı, o da tutunamayanlardan oldu.
Raşit Çetiner: Türkiye’de defans yaparak futbol oynanamayacağını anlamayan nevi şahsına münhasır teknik adamlardan biri. Çaykur Rize sezon başında topladığı puanlar olmasa bugün Bank Asya’ya el sallamıştı.
Erdoğan Arıca: Türkiye’de çalıştırmadığı takım kalmadı. Bu sezonun hayal adamlarından biriydi. Hacettepe dışında bir yerde göremedik. Sanırım bir sezonda 3-4 takım çalıştırmaktan yoruldu, bir köşeye çekildi.
Hikmet Karaman: Ankaragücü’nün başına ikinci kez geldiğinde hedefini açıkladı. Ankaragücü ile şampiyonluk. İnandığından değil. Daha önceki bildik söylemlerini eskitti, bir tek şampiyonluk lafını kullanmamıştı. Onu ikinci gelişinde kullandı. Ankaragücü’nde belirgin bir toparlanma olsa da Süper Lig’in umutsuz yolcularından biri.
Güvenç Kurtar: Siz onun soy isminin Kurtar olduğuna bakmayın. Tutunamayanlar listesinin demirbaşlarından biridir o. Bugüne kadar birçok takım çalıştırsa da arkadaşları gibi sezon ortasında bırakıp kaçmayı, diğer bir deyişle eksik yaşamı alışkanlık haline getirmiştir.
Gelelim Giray Bulak’a. Türkiye’nin en çok takım çalıştıran teknik direktörü unvanıyla her hafta Konyaspor’un canına okumaya devam ediyor. Hak edenlere ısrarla forma vermiyor. Hayaller peşinde koşup gerçeğin korkunçluğuyla yüzleşmek istemiyor.
Bulak’ın bu saatten sonra yapacağı en iyi iş teknik direktörlük lisansını yırtarak, kendisini emekliye ayırmasıdır.
Futbolumuzun geleceği kurtulsun diye, Süper Lig’de hiçbir takımın canı Konyaspor gibi yanmasın diye acımasızca sesleniyorum:
O lisansı yırt at Giray Bulak!
Caner Özcan
Sadece Türkiye’nin kendine has özellikleri yüzünden Türkiye’de teknik adamlık iş bilmez adamların elindedir. Ne teknik adam yetişiyor bu nedenle bu ülkede, ne futbolcu ne de idareci.
İş bilmez idareciler, iş bilmez teknik adamları, onlar da futbolcu yerine ay başını iple çeken maaşlı işçileri doğuruyor.
Tencere yuvarlanıp kapağını buluyor. Olan futbolumuza oluyor, futbolumuzun güzellikleri bir bir kayboluyor. Ondan sonra da her sezon Konyaspor’un başını çektiği ligde kalmak için can çekişen takımların iflah olmaz seremonisini izliyoruz.
Dikkat edin son yıllarda hep aynı takımlar kümede kalma savaşı vermeye başladı. Konyaspor, Denizlispor, Ankaragücü, Antalyaspor. Sezon sonu yaklaştıkça korkulu rüyalar görüyorlar, bırakın Sivasspor ve Bursaspor olabilme hayallerini, bu kulüplerdeki kelli felli adamlar, takımlarının gelişmesine dinamit koyan o yöneticiler, teknik adamlar, yaptıkları hatalarla futbolu çirkinleştirerek, lig sonunda sevinç çığlıkları atıyorlar. Her sezon aynı film oynanıyor.
Türkiye’de iş bilmez yöneticilerin yanı sıra futbolumuz için hiçbir gelişme kaydedememiş futbolun sahtekar yüzleri vardır. Bunlar her daim spor piyasasındadır, ben bunların hiçbir zaman işsiz kaldığını görmedim. Bunca yıldır Türk futboluna ne oyuncu kazandırdılar, ne de futbolun ileri gitmesi için çaba sarf ettiler.
Şimdi sayacağım isimlere dikkat edin.
Güvenç Kurtar, Yılmaz Vural, Erdoğan Arıca, Raşit Çetiner, Samet Aybaba, Hikmet Karaman ve Giray Bulak.
Bu isimlere bakınca Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” romanındaki hayata tutunamayan, ne yapsalar yakışmayan, yaşamın dışında kalmış karakterler aklıma geliyor.
Evet, futbolumuzun siyah yüzleri bunlar. Ertuğrul Sağlam, Rıza Çalımbay,Ünal Karaman, Mehmet Özdilek, Tolunay Kafkas gibi gurur abidelerin yanında siyah yüzler futbolu yıllardır geriye götürdü, heyecansız, her şeyi ben bilirim kibirli halleriyle futbolun ölüm senedini imzaladılar.
Samet Aybaba: Sezona Bursaspor ile başladı, şu an Gençlerbirliği’nin başında.
Yılmaz Vural: Bu sezonki lig serüvenine Kocaelispor ile başladı, o da tutunamayanlardan oldu.
Raşit Çetiner: Türkiye’de defans yaparak futbol oynanamayacağını anlamayan nevi şahsına münhasır teknik adamlardan biri. Çaykur Rize sezon başında topladığı puanlar olmasa bugün Bank Asya’ya el sallamıştı.
Erdoğan Arıca: Türkiye’de çalıştırmadığı takım kalmadı. Bu sezonun hayal adamlarından biriydi. Hacettepe dışında bir yerde göremedik. Sanırım bir sezonda 3-4 takım çalıştırmaktan yoruldu, bir köşeye çekildi.
Hikmet Karaman: Ankaragücü’nün başına ikinci kez geldiğinde hedefini açıkladı. Ankaragücü ile şampiyonluk. İnandığından değil. Daha önceki bildik söylemlerini eskitti, bir tek şampiyonluk lafını kullanmamıştı. Onu ikinci gelişinde kullandı. Ankaragücü’nde belirgin bir toparlanma olsa da Süper Lig’in umutsuz yolcularından biri.
Güvenç Kurtar: Siz onun soy isminin Kurtar olduğuna bakmayın. Tutunamayanlar listesinin demirbaşlarından biridir o. Bugüne kadar birçok takım çalıştırsa da arkadaşları gibi sezon ortasında bırakıp kaçmayı, diğer bir deyişle eksik yaşamı alışkanlık haline getirmiştir.
Gelelim Giray Bulak’a. Türkiye’nin en çok takım çalıştıran teknik direktörü unvanıyla her hafta Konyaspor’un canına okumaya devam ediyor. Hak edenlere ısrarla forma vermiyor. Hayaller peşinde koşup gerçeğin korkunçluğuyla yüzleşmek istemiyor.
Bulak’ın bu saatten sonra yapacağı en iyi iş teknik direktörlük lisansını yırtarak, kendisini emekliye ayırmasıdır.
Futbolumuzun geleceği kurtulsun diye, Süper Lig’de hiçbir takımın canı Konyaspor gibi yanmasın diye acımasızca sesleniyorum:
O lisansı yırt at Giray Bulak!





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.