Nuri Baş Ağabeyimiz Üzerine!

Mâneviyat ehli kişilerin şehri olan Konya’nın meziyet sahibi insanlarından, Merhaba gazetemizde uzun yıllar “Şiirlerim” başlığıyla Hadisleri şiir hâlinde yayınlayan Nuri Baş ağabeyimiz de dâr-ı bekâya yolcu oldu. Konya, bir değerini daha kaybetti. Hakk aşığı, ilmi ile âmil, irfan ve marifet sahibi, olgun kişiliği ve yaşantısı ile örnek olan muhterem Nuri Baş, nesli tükenmekte olan, değerli eserler veren, Mevlânâ muhibbi, takva ehli idi. Dünyadan çok âhirete meyli vardı. Kibar, samimi, hâsılı her hâl ve tavrı ile gıpta edilen bir şahsiyet olan Nuri Ağabey, 19 Haziran 2007 tarihinde imzasıyla hediye ettiği “Mânâ ve Mefhûmuyla Mesnevîden Parıltılar” ve “Mânâ ve Mefhûmuyla Esmâ-i Hüsnâ” isimli eserleri ile de anılmaya devam edecek.

Yıllar önce Saray Çarşısının bodrumundaki züccaciye dükkânında alışveriş ederek tanıdığım Nuri Baş ağabey, 1950’li yılların başında İstanbul’da derslerine katıldığı Mesnevîhan Tâhirü’l-Mevlevî (Tahir Olgun) ve onun talebesi son Mesnevîhan Şefik Can’dan feyiz aldığını belirterek, Mesnevî’den Parıltılar isimli eserinde şunları yazmıştı:

“Hicrî 1294 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Tâhirü’l-Mevlevî, önce Hekimbaşı Mekteb-i İdâdîsi’nde ve Askerî Rüştiye’de, sonra da Menşe-i Kitâb-ı Askeriye’de okuyup, Bâb-ı Askerî Dairesine tayin olmuş, Filibeli Mehmed Râsim ve Muhammed Es’ad efendilerin derslerine devam ederek icâzednâme almış, şeyh Celâleddin Efendi’den sikke giyip, Mevlevîliğe intisap etmiştir. 18 yaşında Es’ad Efendi’nin refakatinde Medine-i Münevvere ziyaretinde bulunarak haccetmiş, 1313-1316 arasında Yenikapı Mevlevîhanesinde çilekeşliğini tamamlayıp, Eskişehir, Karahisar ve Konya Mevlevîhanelerini görmüş, Farsça ve Edebiyat öğretmenliği yapmış, 1948 yılında da Mesnevîhan tayin edilmiştir.

Arapça, Farsça, Fransızca bilen Tâhirü’l-Mevlevî, Lâleli Camii’nde Salı günleri Mesnevî dersi okuturdu. Meşhur bestekâr Sadedin Kaynak da derslere gelir, sırtını kürsüye vererek dinler, sonunda da Aşr-ı Şerif tilâvet ederdi. Bendeniz de dinleyici olarak derslere katılır, bu dersleri arkadaşlarla düzenlediğimiz sohbetlerde okurduk.

1910 yılında Erzurum’un Terbecik köyünde doğan Şefik Can hoca, 1929’da Kuleli Askerî Lisesi’ni, 1931’de Kara Harpokulu’nu bitirip, 1965’te albay rütbesiyle emekli olmuştur. Şefik Can, ömrü boyunca nefesini boşa harcamadan kendisini ilme, ibadete, eserler telif etmeye, lisan öğrenmeye, hâl ve istikbale dönük faydalı hizmetlere vakfetmiş, olgun bir kimse idi.

Arapça, Farsça, İngilizce, Fransızca ve Rusça bilen Şefik Can, askeri ve sivil okullarda, Türkçe hocalığı yapmış, Tâhirü’l-Mevlevî’ye talebe olarak feyiz almış, Mevlevîlik usûlü üzerine seyr-ü sulûkünü tamamlamış, onun ömrü yetmediğinden tamamlayamadığı ‘Şerh-i Mesnevî’yi ikmâl etmiş bir velî ve derviş, devrimizin Mesnevîhânı ve şahsiyet abidesiydi. Bir ömür boyu Allah’a vuslat aşkıyla çırpınan ve büyük üstadı Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazretleri’nin kurbuna dahâlet emeliyle yaşayan Şefik Can, 23 Ocak 2005’te İstanbul’da vefat edip, vasiyeti üzerine Konya’ya getirilerek, nezd-i pîre en yakın olan Üçler Mezarlığı’na tevdî edildi.”

Azamî şekilde faydalandığını belirttiği Tâhirü’l-Mevlevî’nin “Şerh-i Mesnevî” adlı eserini esas alıp Hz. Mevlânâ’nın “Mesnevî” sinin bazı beyitlerini mefhum ve meâl olarak ele alarak, her beyti yine bir beyte sığdırmaya çalıştığı “Mesnevî’den Parıltılar” adlı kitabını Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Sâmi Efendi, Musa Topbaş Efendi, Hacı Veyis zâde Mustafa Efendi, Cemil Efendi, Hakkı Özçimi Efendi ile bilcümle mürşid, âlim, âbid ve zâhidlerin, babası, annesi, ağabeyleri, ablası ve tüm mümin ve mü’minelerin aziz ruhlarına hediye ettiğini ifade eden Nuri Baş, önsözünde “1860 beyt-i şerifi manzûr-u âlîlerinize sunmuş bulunmaktayım” diyor.

Konya’mızın mânevîyat önderlerinden Hacı Veyiszâde Mustafa Kurucu hocaefendi’nin talebesi olan, ilk baskısı Meram Belediyesi, 2. baskısı da Büyük Selçuklu Kültür ve Eğitim Vakfı tarafından neşredilip Konya kültür hayatındaki yerini almış bulunan “Mesnevîden Parıltılar”ı, aynı vezinle yazılmış, iki mısralık bendlerden oluşan ve “Ya Rabbî! Bizler kuluz, eyleriz hamd-û senâ/Senden yardım dileriz. Kulluk ederiz sana/Resûlüne, âline hadsiz salât eyleriz/Bizleri onlar ile haşretmeni isteriz/Dua ve niyâzımız, ancak senin zâtına/Bizi mü’min olarak erdir yüce katına” mısraları ile başlayıp, “Gençlerimizi şeytan ve kör nefse bırakma/Fazilet ver, ahlâk ver. Nifak şerrinde yakma/Müttakî kıl bizleri, şirk ve inkârdan koru/Cennetine koy bizi azabı nârdan koru-âmin”  şeklinde son bulan bir dua ile tamamlayan, daha önce de “Kervan” isimli şiir kitabı yayınlanan ve “Altınoluk” dergisinde şiirleri yayınlanmaya devam eden, 60’lı yıllarda “Şafak” gazetesinde şiirleri neşredilen merhum hacı hafız Nuri Baş’a Allah’tan rahmet, kederli ailesi ve sevenlerine sabrı cemil niyâz ederim. Mekânı cennet olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi