Milletlerin Fethi

Fetih bizim tarihimizle özdeşleşmiş bir kelimedir. Birazcık tarih bilgisi olan bir çocuğa fethin ne olduğunu sorsanız, hemen “Fatih Sultan Mehmet” der, “İstanbul” der. Çünkü İstanbul’un fethi dünya tarihini değiştiren bir fetihtir.
Fethin sadece bir toprağı, bir coğrafyayı almak olmadığını, orada yaşayan insanlara saygıyı, onlara adaletli davranmayı önceden bilen ve kavrayanların başında, Fatih Sultan Mehmet gelir. Elbette ki Anadolu kapılarını açan Alparslan, Söğüt’ten yükselen çınarın tohumunu eken Osman Gazi, Viyana kapılarına dayanan Kanuni de Fatih kadar bu yöntemi bilenlerdendir.
Osmanlı’nın fethettiği topraklarda, hemen üzerinde yaşayan insanların inancına saygıyı, adaleti gündeme getirerek, gönlünü alması bundandır. Yüzyıllar boyu o coğrafyada tutunması bundandır. O insanları asimile etmeden orada yüzyıllar boyu kalabilmek, devasa bir yönetim anlayışı olsa gerek. Bugün ABD işgal ettiği topraklarda ne kadar kalabiliyor. İşgal ettiği topraklarda ne kadar huzur var? Adalet var mı? Dini inanca saygı var mı? En yakın örneği Irak! Tecavüze uğrayan analar, kurşunlanan gençler, coni postalları ile çiğnenen camiler!..
Bu konuda sayın Prof. Dr. Ö.Yeniçeri hocanın tespitleri bize ışık tutmaktadır: “Fetih insanlarla başlar, insanlarla biter.” İnsanı fethedilmeden, fethedilen coğrafyada tutunmak imkânsızdır. “Kalenin içten fethedilmesi” sözü bunu anlatmak için kullanılmıştır.
Sahip olunan topraklarda tutunabilmek için, üzerinde yaşayan insanların yüreklerinin fethedilmesi şarttır. İnsanı ikna etmeden coğrafyanın fethi, geçici bir durumdur. Kültür çalışmaları, mimari eser yapımı, yolların ve fabrikaların yapılması fiziki çalışmalarla ilgilidir.
İnsanların gönlü, yüreği ve ruhu kazanılmadan, fiziki direnişi kırmak imkânsızdır. Bunu sağladıktan sonra kalıcı olunabilir.
Egemen olmak isteyen güç, kendi yasalarının, insanlık anlayışının, ahlaki duruşunun, sömürmeyi hedeflediği toplumunkinden üstün olduğunu, o toplumun fertlerinin bilinçaltını işgal ederek ispatlar. Bundan sonraki adımlar kendiliğinden gelir. Bu yönüyle toplumların gelişmişlik düzeyleri aynı zamanda manevi işgale uygunluk düzenlerini de gösterir.
Bir zafer için maddi ya da siyasi hâkimiyet yeterli değildir. Maddi zaferler, ancak ve ancak kültürel ve manevi mücadelenin kazınılması için uygun bir zemin oluştururlar. Maneviyatı fethedilen toplumların üzerinde, maddi hâkimiyet kurmak ve sürdürmek çok kolaydır.
Tarihte birçok ülkenin maddi sahibi başka, manevi sahibi bir başkanı olmuştur. Ancak bu sahiplenme türü uzun ömürlü olmamıştır.
Bir ülkeye siyaseten hükmetmek yeterli değildir. Bunun ekonomik ve kültürel egemenlik ile tamamlanması şarttır.
Bir ülkeye kan dökerek, can vererek ve bedel ödeyerek fiziken sahip olabilirsiniz. O ülkeye bayrağınızı dikebilirsiniz. Ancak kalabilmek, oraya tutunabilmek ve kurumsallaşabilmek için, oradaki insanların kültürel ve ekonomik yönden fethedilmesi gerekir. Ülkeyi ya da bölgeyi fethetmeden önce yüreklerin fethi büyük bir avantajdır.
Teknolojiden önce filololojiye, etnolojiden önce sosyolojiye, fizyolojiden önce de psikolojiye önem vermek şarttır.
Bugün dünya coğrafyasında, İngiliz askerlerinin işgal ettikleri topraklardan çekilmesine rağmen, o topraklarda hala İngilizcenin konuşularak İngiliz hâkimiyetinin sürmesi, bunun en açık göstergesidir.
Günümüzdeki demokrasi denilen çağ, insan fethinin yaşandığı çağdır. İnsan fethi, çeşitli sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler, basın yayın kuruluşları, misyonerler vasıtası ile ustaca uygulanan bir program ile yapılmaktadır. İnsan ikna edildikten sonra fetih tamamdır.
Milletlerin değerlerine, inançlarına, törelerine, gelenek ve göreneklerine müdahale ederek, herhangi bir siyasi kazanım elde etmek mümkün değildir. “Ülkelerin fethi Yavuzca, milletlerin fethi Yunusça” yöntemlerle mümkündür.
Bu yöntemi kavrayabilmek, uygulayabilmek, ülke yönetimleri için çok önemlidir. Büyük devlet olmanın yolu, bu yöntemden geçer. Biz bu yöntemi kavrayamadığımız için Anadolu topraklarına hapsolduk. Hapsolduğumuz gibi bir de Güneydoğu sorunu ile boğuşuyor, boğuşturuluyoruz. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Arşivi