Merkez Bankası ne Kadar Bağımsız?
Yayınlanma:
Toplumun gündeminde partilerin il ve ilçelerde yaptığı mitingler var. Halka yaptıkları taahhütler var. Partilerin taahhütlerinden de anlıyoruz ki seçim sonrası, Türkiye’de ciddi bir değişiklik olmayacak. Mevcut sistem devam edecek.
Ülkemizde iktidarların değiştiğini görüyoruz ama kaderimizin değişmediğini fark etmemiz zaman alıyor.
Cumhuriyetin kuruluşundan 1938 yılına kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden çıkarılan ekonomi ve bağımsızlıkla ilgili kanunların tamamı, bize ait olan milli kanunlardı. Bu tarihten sonra çıkan ekonomi ve bağımsızlıkla ilgili kanunların neredeyse tamamı, istikamet olarak bu toprağın çocuklarına ait değildir. Daha dün bu topraklara müstevli olarak ayak basan mihrakların cebini gösteren kanunlardır.
Para basma yetkisini yabancılara devretmiş bir ülke, bağımsız bir ülke sayılabilir mi? 1856 yılanda kurulan Osmanlı Bankası’nın sermayesinin tamamı İngilizlere aitti. 1856 yılında Fransızlar Osmanlı Bankası’na ortak oldu. Bankanın yüzde seksen hissesi Fransızlar ile İngilizlerin elinde idi. Bu durum Osmanlı’nın en büyük hatalarından birisidir. Belki de buna icbar edildi. Osmanlı Devleti para basma yetkisini Osmanlı Bankası’na devretti. Bu Osmanlı’nın sömürgeleşmesi demekti, başka bir tarifi yoktur. Bu bankanın sadece adı “Osmanlı” idi. Yani kuzu postunda bir kurttan farkı yoktu.
Cumhuriyet kurulduktan sonra ünlü Alman maliyecisi Hjalmar Schacht ve onun tavsiye ettiği Karl Muller Türkiye’ye davet edildi. Her iki maliyeci yaptıkları inceleme sonucunda, Türkiye’de Merkez Bankası’nın kurulması için, Türkiye ekonomisinin müsait olmadığına dair bir rapor hazırladılar. Genç Türkiye Cumhuriyeti bu arayışları sürdürürken, İngiltere ve Fransa; para basma yetkisinin Osmanlı Bankası’nda kalması için her türlü baskıyı yaptı.
Ancak Mustafa Kemal Atatürk, Alman maliyecilerin hazırladığı raporu ve dış güçlerin baskısını elinin tersiyle iterek, Merkez Bankası’nın kurulması emrini büyük bir kararlılık ile verdi. Osmanlı Bankası’ndan para basma yetkisi alındı. Artık para basma yetkisi tamamen milli olan Merkez Bankası’na ait idi.
Bu girişim ve Merkez Bankasının kurulması sayesinde, Duyunu Umumiye borçları bir bir ödendi. Demiryolları ve Reji İdaresi başta olmak üzere, gelir getiren birçok kurum, yabancıların elinden alınarak millileştirildi. Türkiye uçak yapan ve satan bir ülke haline geldi.
Daha sonra çevrilen bin bir dolap ile Merkez Bankası’nın para basma yetkisi elinden alındı. Kasadaki Amerikan Doları’nın belli bir miktarı kadar para basma yolu seçildi.
Bugün “bağımsız” olarak bildiğimiz Merkez Bankası, Maastric Antlaşmasının 104-a maddesi gereğince, para basma yetkine sahip bir banka değildir. Yani para basma yetkisi elinden alınmıştır.
Merkez Bankası’nın elinden para basma yetkisi alındıktan ve Türkiye’yi yönetenlerin yabancıların güdümüne girdikten sonra, Türkiye’nin gelir getiren bütün kuruluşları yabancıların eline geçmiş oldu.
Sadece 1980-2010 yılları arasında, Türk insanının göz nuru, alın teri tam 1.5 trilyon dolar bu ülkeden dışarıya çıktı, yabancıların cebine girdi. Türkiye’deki sıcak paranın kontrolü yabancıların eline geçti.
Durum ortada iken, 12 Haziran seçimleri sonrası ülkeyi yönetmeye talip olan partilerin, bu sistemi değiştireceğine dair bir vaadi yok.
Bu demektir ki, bu cani sistem seçimden sonra da devam edecek.
Ülkemizde iktidarların değiştiğini görüyoruz ama kaderimizin değişmediğini fark etmemiz zaman alıyor.
Cumhuriyetin kuruluşundan 1938 yılına kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden çıkarılan ekonomi ve bağımsızlıkla ilgili kanunların tamamı, bize ait olan milli kanunlardı. Bu tarihten sonra çıkan ekonomi ve bağımsızlıkla ilgili kanunların neredeyse tamamı, istikamet olarak bu toprağın çocuklarına ait değildir. Daha dün bu topraklara müstevli olarak ayak basan mihrakların cebini gösteren kanunlardır.
Para basma yetkisini yabancılara devretmiş bir ülke, bağımsız bir ülke sayılabilir mi? 1856 yılanda kurulan Osmanlı Bankası’nın sermayesinin tamamı İngilizlere aitti. 1856 yılında Fransızlar Osmanlı Bankası’na ortak oldu. Bankanın yüzde seksen hissesi Fransızlar ile İngilizlerin elinde idi. Bu durum Osmanlı’nın en büyük hatalarından birisidir. Belki de buna icbar edildi. Osmanlı Devleti para basma yetkisini Osmanlı Bankası’na devretti. Bu Osmanlı’nın sömürgeleşmesi demekti, başka bir tarifi yoktur. Bu bankanın sadece adı “Osmanlı” idi. Yani kuzu postunda bir kurttan farkı yoktu.
Cumhuriyet kurulduktan sonra ünlü Alman maliyecisi Hjalmar Schacht ve onun tavsiye ettiği Karl Muller Türkiye’ye davet edildi. Her iki maliyeci yaptıkları inceleme sonucunda, Türkiye’de Merkez Bankası’nın kurulması için, Türkiye ekonomisinin müsait olmadığına dair bir rapor hazırladılar. Genç Türkiye Cumhuriyeti bu arayışları sürdürürken, İngiltere ve Fransa; para basma yetkisinin Osmanlı Bankası’nda kalması için her türlü baskıyı yaptı.
Ancak Mustafa Kemal Atatürk, Alman maliyecilerin hazırladığı raporu ve dış güçlerin baskısını elinin tersiyle iterek, Merkez Bankası’nın kurulması emrini büyük bir kararlılık ile verdi. Osmanlı Bankası’ndan para basma yetkisi alındı. Artık para basma yetkisi tamamen milli olan Merkez Bankası’na ait idi.
Bu girişim ve Merkez Bankasının kurulması sayesinde, Duyunu Umumiye borçları bir bir ödendi. Demiryolları ve Reji İdaresi başta olmak üzere, gelir getiren birçok kurum, yabancıların elinden alınarak millileştirildi. Türkiye uçak yapan ve satan bir ülke haline geldi.
Daha sonra çevrilen bin bir dolap ile Merkez Bankası’nın para basma yetkisi elinden alındı. Kasadaki Amerikan Doları’nın belli bir miktarı kadar para basma yolu seçildi.
Bugün “bağımsız” olarak bildiğimiz Merkez Bankası, Maastric Antlaşmasının 104-a maddesi gereğince, para basma yetkine sahip bir banka değildir. Yani para basma yetkisi elinden alınmıştır.
Merkez Bankası’nın elinden para basma yetkisi alındıktan ve Türkiye’yi yönetenlerin yabancıların güdümüne girdikten sonra, Türkiye’nin gelir getiren bütün kuruluşları yabancıların eline geçmiş oldu.
Sadece 1980-2010 yılları arasında, Türk insanının göz nuru, alın teri tam 1.5 trilyon dolar bu ülkeden dışarıya çıktı, yabancıların cebine girdi. Türkiye’deki sıcak paranın kontrolü yabancıların eline geçti.
Durum ortada iken, 12 Haziran seçimleri sonrası ülkeyi yönetmeye talip olan partilerin, bu sistemi değiştireceğine dair bir vaadi yok.
Bu demektir ki, bu cani sistem seçimden sonra da devam edecek.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.