Merhamet, Vicdan ve İnsan Sevgisi Lazım Bize

* Haksızlığa sapıp bütün insanların seni izlemeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalmak daha iyidir.(Mahatma Gandhi)

Alaeddin Otobüs Durağı’nda yaşanan kazada lise öğrencisi Songül Sevinç’in hareket eden otobüsün altında kalarak hayatını kaybetmesi geçen hafta Konya gündeminin öne çıkan acı olayıydı. Kazaya ve kadere imanımız çok şükür ki tam. Genç yaşta kazada hayatını kaybeden Songül Sevinç’e Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Bu acı olay, ne yazık ki, şehirdeki temel sorunlar ve ihmaller zinciriyle de ilgili…
Kısa bir süre için de olsa, kendinizi kazada hayatını kaybeden Songül’ün yakınlarının yerine koyarak olaya bir bakalım…
Atatürk Kız Teknik ve Meslek Lisesi öğrencisi Songül Sevinç arkadaşı Halise Sağlam ile birlikte ders çıkışında evlerinin bulunduğu mahalleye giden otobüse yetişmek üzere Fuar Otobüs Hareket Merkezi’ne koşar. İki öğrenci 18.30’da otobüse yetişmek için büyük çaba gösterir, ancak başarılı olamaz. Bunun üzerinde Songül ve arkadaşı, otobüsün Alaeddin Tepesi’nde dönerken ışıklarda bekleyeceği zamanı göz önüne alarak, ikinci durağa (İş Bankası önüne) doğru koşar. Tam İş Bankası önündeki ışıklarda otobüsü yakalar iki öğrenci. Ancak Halise ve Songül’ün çabalarına rağmen kapı açılmaz. Otobüs şoförü arka taraftan yetişmeye çalışan Songül Sevinç’i fark etmez ve 15 yaşındaki öğrenci aniden hareket eden otobüsün tekerleklerinin altında kalır. Görgü tanıklarının ve otobüsün içerisinde bulunan yolcuların rivayetine göre; şoför Songül’ü fark etmemiştir, ancak öndeki öğrenciye de kapıyı (belki ışığa takılırım düşüncesiyle) bilerek açmamıştır. Otobüsün içindeki yolcuların da, “Bu öğrenciler bizim mahalleden kapıyı açın” uyarısı fayda etmemiş…
Bu acı olay ve sonrasında yaşananlar 3 temel sorunu ortaya koyuyor:
Kız öğrencilerin canları pahasına otobüse yetişmeye çalışmasının son derece haklı bir gerekçesi vardır. İkamet ettikleri Çarıklar Mahallesi’ne giden Kaşınhanı otobüsünün seferleri 45 dakikada bir yapılıyor. Yani 18.30 otobüsünü kaçırmaları halinde öğrenciler 19.15’e kadar beklemek zorunda kalacaktır. Akşam saatinde kız öğrencilerin şehir merkezinde 45 dakika beklemek durumunda kalması, kendi güvenlikleri açısından da bir risk unsudur. Hangi belediye yöneticisi (ki kendileri de öğrenci velisidir), kız çocuklarının akşam saatinde 45 dakika durakta beklemesine razı olur? İnsanları 45 dakika durağa diken şehir içindeki toplu ulaşım sorunu artık içinden çıkılmaz hale gelmiştir.
Öğrencilerden birisini gördüğü ve yolcular tarafından uyarıldığı halde kapıyı açmayan anlayış; vicdan ve toplumsal sorumluluk anlamında sorgulanmalıdır. Bunun ilk ve tek örnek olmadığını belediye yöneticileri de, çalışanları da gayet iyi bilir. Öğrenciler otobüse yetişmek için tabiri caizse kendilerini paraladıkları halde, kimi otobüs şoförlerinin kapıyı açmayıp gaza bastığını defalarca gördüm. Sözüm görevini iyi yapanlara değil… Acaba önceki yıllarda olduğu gibi otobüs şoförleri doğrudan yolculardan bilet parası alabilmiş olsaydı, yine gaza basar mıydı? Kesinlikle hayır… Bu işe çekidüzen verilmelidir. Toplu ulaşımda çalışan tüm görevliler, sıkı bir eğitime ve denetime tabi tutulmalıdır.
Diğer taraftan otobüs şoförleri ve vatmanlar, ciddi anlamda mağdur olmaktadır. ‘Taşeronlaşma’ nedeniyle toplu ulaşım çalışanları, düşük maaş almakta, özlük haklarından mahrum kalmakta ve uzun süre görev yapmak zorunda kalmaktadır. Toplu ulaşım çalışanlarının hizmet kalitesinin yükseltilmesi için ücret ve çalışma koşullarında iyileştirme yapılmalı, belediyeler eliyle emek sömürüsü yapılmasına son verilmelidir.
Kaza sonucunda kızını kaybeden acılı baba, Cuma günü yakınları ile birlikte gazetemizi ziyaret ederek duyarlı habercilik anlayışından ötürü teşekkür etti. Gördük ki acılı aileyi en fazla üzen hususlardan birisi de, yaşanan kaza sonrasında herhangi bir belediye yöneticisinin kapılarını çalmaması, bir üzüntü beyanında bile bulunmaması olmuş. Belediye yetkilileri, olayla ilgili kamuoyuna da küçük bir açıklama yapma gereksinimi duymadı. Kaza yaşanmış üzücü ama duyarsızlık insanı daha da perişan ediyor. Belediye yöneticileri, ‘vicdan sahibi bir yaklaşımla’ bu tür olaylarda acıları paylaşabilecek, insanları teselli edebilecek refleksleri hızlı bir şekilde ortaya koymalıdır…
Merhamet, vicdan ve insan sevgisi lazım önce… Başta yöneticiler olmak üzere, topluma karşı sorumluluğu bulunan herkes; merhamet, vicdan ve insan sevgisini hayatlarının merkezine almak durumundadır…
**
MERAM TOKİ’DE DERT BİTMİYOR
Meram TOKİ’de daha önce otobüs seferlerine düzenleme yapılmıştı. Ancak bu bölgede konutların teslimine paralel olarak hızlı nüfus artışı, ulaşımda sıkıntıyı gittikçe artırıyor. Meram TOKİ sakinlerinin mesajını özetle aktarıyorum: “Bizler hizmet fakiriyiz. Her şeyden önce Meram TOKİ’de ulaşımda çok kötü bir durum var. Ulaşım sorunu nedeniyle işe geç gidiyor, sürekli uyarı alıyoruz. Bizlere lütfen yardımcı olun, sabah ve akşam (işe geliş-gidiş) saatlerinde otobüs seferleri biraz daha artırılsın. Çünkü bölgede nüfus sürekli artıyor.”
Ulaşım dışında da dertleri var Meram TOKİ sakinlerinin. Diyorlar ki; “Bizim burada bir alışveriş merkezimiz yok, çay içeceğimiz bir yer bile bulunmuyor. Oturacak yer, mesire alanı yok. Bizler sanki sahrada yaşıyoruz. Satabilsek satıp kurtulacağız.”
Meram TOKİ sakinlerinin feryadını duyacak olan var mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Arşivi