Kutlu Doğum Haftası

14 Nisan ile 20 Nisan arasında kalan zaman dilimi, Kutlu Doğum Haftasıdır. Bu tarih, Peygamber Efendimizin doğumunun 1438. Sene-i devriyesidir.
Bildiğiniz gibi bu yıl, Mevlid Kandilini 8 Martı 9 Marta bağlayan gece kutladık. O gece; Sevgili Peygamberimizin kutlu doğumunun sene-i devriyesi olması hasebiyle bütün camilerde mevlidler okundu, hatim duaları yapıldı. Televizyon kanalları o gece ile ilgili özel programlar yayınladılar. Peygamber aşk ve sevgisi, bütün ihtişamıyla yeniden yaşandı. Camilerde vaaz-ı nasihatte bulunuldu, ilâhîler söylendi ve kasideler okundu, göz yaşları seccadelerle buluştu, dualar avizelerin aydınlığında kubbelere yükseldi.
 1989 yılı, şanslı bir zaman dilimi olarak Kutlu Doğum Haftasının başlangıç yılı. Bu bakımdan farklı ve önemlidir. İlerde tarihteki mühim kararlar ve tespitler arasında anlamlı yerini alacaktır. 1989 yılında Türkiye Diyanet Vakfı, bu konudaki boşluğu ve senede bir defa yapılan Mevlid kutlamalarının yetersiz olduğunu tespit etmiş ve telâfi etmek için Diyanet İşleri Başkanlığının da görüşü alınarak Kutlu Doğum Haftasını ihdas ve ilân etmiştir. İşin özünü kaybetmeden ve ruhunu zedelemeden alışılmışın ve fazla ilgi görmez hale gelmişin dışına çıkılmak istenmiş ve bunda da başarılı olunmuştur.
14-20 Nisan 2009 tarihleri arası, bu yılki Kutlu Doğum Haftası. Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa (S.A.S.)’nın dünyada var oluşunun 1438. sene-i devriyesi. Aslında Peygamber Efendimiz ( S.A.S.), bütün nebi ve resullerden önce zikredilmiş, ama en sonra gönderilmiştir. Peygamberimizin manevî varlığı; âlemin nuru ve zamanın ışığıdır. O, 18 bin âlemin müjdecisidir.
1989 yılından beri yani 20 senedir Resulullah Efendimiz, Mevlid Kandili programlarına ilâve olarak Kutlu Doğum Haftasında da anılmakta ve anlatılmaktadır. Bu bir anma programı olmaktan çok, Efendimizi her kesime yeni bir bakışla ve teknikle takdim etme gayretidir. Kutlu Doğum Haftasında Hz. Muhammed ( S.A.S.), her cephesiyle ve düşünce yapısıyla, yaşayışıyla ele alınmakta, engin ve zengin mesajı derinlemesine incelenmekte, günün meselelerine hadîs penceresinden bakılmakta, camilerin yanında salonlar ve televizyon gibi medya kuruluşları da devreye sokulmaktadır.
Kutlu Doğum Haftasının bu yılki merkez konusu; Hz. Muhammed ve Ailedir. Her yıl bir konu ele alınmakta ve o konu din âlimleri ve ilim adamları tarafından etraflıca incelenmekte ve tartışılmaktadır. Sonra da Kutlu Doğum Haftası içerisinde düzenlenen panellerde ele alınan konular, kitap olarak yayınlanmaktadır. Böylece kalıcı bir hizmet verilmekte ve Peygamber Efendimizin mesajının evlere ve kütüphanelere ulaşmasına vesile olunmaktadır. Özellikle hanımlar ve gençler bu programlara ve tasavvuf musikisi ziyafetlerine ilgi duymakta ve dikkatle takip etmektedirler. Halkımız bu yılki Kutlu Doğum Haftasından çıkarken önümüzdeki yılki Kutlu Doğum Haftasını merakla ve heyecanla beklemektedir. Haftanın canlı geçmesinde ve bereketli olmasında milletimizin Peygamber Efendimize duyduğu aşk derecesindeki sevginin ve bağlılığın da büyük tesiri ve rolü olmaktadır,
T.Diyanet Vakfı, başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere üniversite ve medya ile işbirliği yaparak Kutlu Doğum Haftasını ihdas ederken neyi, nereyi veya hangi kitleyi hedeflemişti? Bu 20 yıllık süre içerisinde amaca ulaşılabildi mi, hedef kitle veya kitlelerle diyalog kurulabildi mi?
Bu soruyu gündeme getirmek veya böyle bir merakın içerisine girmek erken olabilir. Peygamber Efendimizin doğumundan zamanımıza kadar; 14 asrı aşkın bir zaman geçmiş. Kutlu Doğum Haftası ihdas edileli ise 20 sene olmuş. Bu manevî mekanizmaya uygun olarak Kutlu Doğum Haftasının şöhrete ulaşması ve meyvelerini vermesi mümkün gibi görünüyor, ama takdir edersiniz ki hiçbir şey de, sebebini işlemeden veya vakti saati gelmeden olmuyor. Durum böyle olmakla beraber çok şükür Kutlu Doğum Haftasında kısa zamanda önemli neticelere ulaşıldı. Bu sene de Konya Müftülüğünün zengin bir program ve görkemli bir açılışla başlattığı Kutlu Doğum Haftası, gönüllere ferahlık, ruhlara canlılık ve zihinlere derinlik kazandıran ahlâkî ve ilmî etkinliklerle devam ediyor.
Peygamber Efendimiz ( S.A.S.), Kutlu Doğum Haftasında, plânlandığı ve arzu edildiği şekilde câmi dışına çıkarıldı ve ilâhî mesaj Peygamber Efendimizin ruhaniyetiyle genç nesillere ulaştırıldı. Efendimiz (S.A.S.) üniversitelerde, orta dereceli okullarda, resmi ve özel kurumlarda, sanat ve edebiyat çevrelerinde, kültür merkezlerinde, medyada yazılır ve konuşulur hale getirildi. Yurtiçinde ve yurtdışında Modern salonlarda, hatta stadyumlarda konferanslar, paneller, yarışmalar düzenlendi ve ödüller verildi. Kutlu Doğum Haftası programlarını başta aileler olmak üzere entelektüel kesim merakla bekler ve takip eder hale getirildi. Gül, Peygamber Efendimizin sembolü olarak ilgi ve saygı gördü. Gülün kokusu ve rengi Resulullah güzelliğiyle insanların kalbini aydınlattı ve gönlünü ferahlattı.
Musikide ve güzel sanatlarda sempatik gelişmeler ve açılımlar oldu. Türk musikisi ölmek ezereyken Kutlu Doğum Haftası vesilesiyle ortaya çıkan dinî musiki veya tasavvuf musikisi imdada yetişti. Yabancılaşmış ve dejenere olmuş müzik saldırılarının altında ezilen ve sindirilen Türk musikisi, tasavvuf musikisinin hârika besteleriyle ve güzel sesli hafızların büyüleyici nağmeleriyle destek buldu ve yalnızlıktan kurtuldu. Kısa zamanda musikide öze dönük millî bir sektör oluştu. Nezih simalar, güven telkin eden programlar büyük ilgi gördü. Musikiyi seven, meşhur bestekâr ve icracıları hayranlıkla takip eden bir kimse olarak itiraf edeyim ki; bendeniz bile Türk sanat müziğinin ve özellikle Türk tasavvuf musikisinin bu kadar harika bir ekol ve zengin bir hazine olduğunu bilmiyordum. Gençleri, şahsiyetsiz ve yüreksiz hale getiren tesirlerin başında, sözleri ve titreşimleri meyhane kokan ve kulakları tırmalayan şaşkın musikinin büyük payı olduğunu unutmamak lazım.
Kutlu Doğum Haftası vesilesiyle dinî kitap piyasasına da bir canlılık ve yenilik geldi. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı ile T.Diyanet Vakfının merkez ve şubelerinin büyük öncülüğü ve rehberliği oldu. Kutlu Doğum Haftasının o yılki konusu sıcağı sıcağına hemen kitap olarak yayınlandı. Peygamber Efendimizle ilgili yarışmalarda dereceye giren şiirler, araştırma konuları ve akademik çalışmalar kitap haline getirildi. Ayrıca hadîs ve siyer kitapları nefis bir görüntüyle çokça yeniden basılmaya başlandı.. Eskiden Peygamber Efendimizle ilgili kitapları bir kalemde yazar ve bir anda söylerdik. Şimdi ise Öyle mi? İnsan, açılan kitap sergilerini ve kitapçı vitrinlerini görünce Peygamber Efendimiz hakkında ne çok kitap varmış demek zorunda kalıyor. Dergi ve gazetelerde Resulullah (S.A.S.) la ilgili yazılar, ciddi araştırmalar ve röportajlar memnuniyet verici bir zenginlikte ve seviyede yer almaya başladı..Sevgili Peygamberimiz resmiyet kazanmadı, ama resmi mahfillerde bile konuşulur ve düşünülür hale geldi.
Sevgili Peygamberimiz ( S.A.S.) den hangi vesile ile olursa olsun bahsetmekten, O’nun ismi şerifi anıldığı zaman salâvat getirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Buna sebep olacak çalışma ve toplantıları da içtenlikle alkışlıyoruz. Allah (C.C.), cümlemizi, Sevgili Peygamberimizin şefaatine lâyık ve nâil olacak kullarından eylesin. (Amin !)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi