Köyümüz Yatağan ve Yatağanlılar
Doğup büyüme Meram ilçesine bağlı Yatağan köyünden olan Süleyman Doğdu hoca, milli eğitim ve diyanet camiasının bir ferdi olarak çeşitli yerlerde 32 yıl görev yaptıktan sonra emekli olarak yıllarca ayrı kaldığı köyüne gelip yerleşti. Konya’ya 55 kilometre uzaklıkta, Güneyden Seydişehir yoluna 7, Kuzeyden de Beyşehir yoluna 12 kilometre mesafede, Sağlık (Ağrıs) kasabası, İnlice ve Hasanşeyh köylerine komşu olan Yatağan, 14. yüzyılda Horasan erlerinden Şeyh Ahmed-i Mürsel’in gelerek burayı yurt tutmasıyla kurulmuş. Karamanoğlu Mehmet Bey’in, dergâhına 2 arazi vakfettiği ile ilgili hicrî 810, miladî 1407 tarihli vakfiye Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde bulunuyor. Babamın da doğup, 12 yaşına kadar yaşadığı dedem Ahmet Çavuş ve Zâde ninemin medfun olduğu Yatağan, 50 yıl önce 120-130 hane iken, çalışmak için Konya ve İzmir’e göç başlayınca bugün 60 hane ve 250 nüfusa inmiş durumda. Bu 2 ilde hâlen 130 hane ve 550 kadar Yatağanlı olduğu bildiriliyor.
1943’te Yatağan’da dünyaya gelen, ilk tahsilini köyünde yapan ve Ahmet Özdemir’den 40 yıl sonra köyden ayrılan, İmam Hatip Okulu ve Gazi Lisesi’ni bitirip, Ereğli’de imam hatip olarak görev alan Süleyman Doğdu, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazanınca görevini Ankara’ya naklettirip 1969’da fakülteden mezun olduktan sonra, meslek dersleri öğretmeni olarak Kırıkkale İmam Hatip Lisesi’ne tayin edildi. Vatanî görevinden sonra 1975’te Milli Eğitim Bakanlığı merkez teşkilâtının çeşitli kademelerinde idarî görevler yaptıktan sonra 1996’da emekliye ayrılarak, köye dönüşün güzel bir örneğini vererek köyüne yerleşti. Yazları köyünde geçirerek, sosyal faaliyetlerde bulunan Doğru, Köy Derneği’nin kurulması ve Köy Müzesi’nin teşkilâtlanmasını sağladı.
Şimdiye kadar; ortaokul ve liseler için ahlâk dersleri, İmam Hatip Okulları için hitabet dersi, eğitim araçları ve eğitim teknolojisi, Yunus Emre hayatı ve sanatı, Kur’an tecvidi, ilâhi ve kasideler (2 cilt), başörtüsü, kadın ve yaradılışı, ailede kadın, bir erenler diyarı Yatağan Köyü, köyümüz Yatağan ve Yatağanlılar olmak üzere, emek mahsulü 11 kitap yazan Süleyman Doğdu, dört bölüme ayırdığı son kitabında Yatağan’ın tarihi, coğrafi, sosyal, ekonomik ve imar durumu, Şeyh Ahmed-i Mürsel’in menkıbesi ve kerâmeti, son yıllardaki gelişmeler, sulama sistemi, köy ve köycülük, köyden anılar, ibretli hikâyeler, köy fıkraları, şiirlerde köy, şifalı bitkiler ve doğal meyveler, Yatağanlıların soy kütüğü, Yatağan köyündeki hane halkı, Konya, İzmir ve diğer illerdeki Yatağanlıları konu ediyor.
Yatağanlıları isimleri, adres, meslek ve telefon numaraları ile belirtip, iletişim sağlamalarında önemli bir görevi de yerine getiren Doğru, Ahmed-i Mürsel ile ilgili şu menkıbeye de yer vermiş bulunuyor:
Muhtemelen Kızılören yakınında, yol üzerinde bir kervansaray yaptırmakta, halk da maddî ve bedenen katkıda bulunmaktadır. Ancak, imkânları fazla olmayan Yatağan köyünden hiçbir yardım yapılmaz. İlgililer durumu Sultana şikâyet edince Ahmed-i Mürsel saraya çağrılır. Askerler köye gelerek durumu şeyhe bildirince Ahmed-i Mürsel, ‘Siz gidin ben gelirim’ der. Askerler gidince kendisine hazırlanarak yola çıkar ve onlardan önce saraya varır. Bu durum sultanın dikkatini çeker ve şeyhi görünce hayreti bir kat daha artar. Çünkü, o gece rüyasında kendisini görmüştür. Ahmed-i Mürsel, fakir bir köy olduklarını, elbiselerinin kumaşlarını bile kendileri dokuduklarını anlatıp, heybesinden çıkardığı bir top aba kumaşı da hediye eder.
Sultan şeyhe hürmet gösterip, bir top Hint kumaşı ile getirdiği aba kumaşı da geri vermelerini ve şehri çıkıncaya kadar refakat etmelerini adamlarına emreder. Ahmed-i Mürsel, bir fırına uğrayıp ekmek alır, ancak aba kumaşın hediye kabul edilmeyip, heybesine konulduğunu görür ve sultanın hediyesi Hint kumaşını, kendi getirdiği aba kumaşın içine sararak ateş yanan fırına atıverir. Fırıncı ve sultanın adamları bu duruma şaşırır, fırıncı hemen küreği ile kumaşları dışarı çıkarınca, Hint kumaşının yanıp, aba kumaşının yanmadığını görerek şaşkınlıkları daha da artar. Adamlar gördüklerini sultana anlatırlar, sultan şeyhi geri getirterek özür dileyip, köyün Kavaklıdere ve Söbüçimen (Yazı) mevkilerini şeyhin zaviyesine vakfeder.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) tavsiyesi üzerine insanların doğup büyüdükleri beldeye sılayı rahim yapmalarının önemini belirtmeyi de ihmâl etmediği, Yatağan hakkında geniş tafsilat içeren kitabı, verdiği diğer eserler, köyün gelişimine yaptığı katkı ve eğitime verdiği emekler nedeniyle Süleyman hocayı tebrik eder, başarılarının devamını dilerim.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.