Konyayı Yazmak -2-

Dünkü Konya’ya dair tarihî fotoğrafların çoğunu, cennet-mekân Sultan II. Abdülhamid Hân’a borçluyuz. Koca Sultan, içinde bulunduğu onca sıkıntı, baskı ve tertiplere rağmen ,kültürel hizmetleri de ihmal etmemiştir.İmparatorluğun dörtbir yanına ehil elemanlar göndererek, sivil,askerî , dinî ve iktisâdî alanlardaki önemli binalarını, şehirlerin ve hattâ bazı büyük kaza ve köylerin bile enteresan görünümlerini fotoğraflatarak,albümler meydana getirilmesini temin etmiştir. Böylece bunları, Millî hafızamıza ve maşerî vicdanımıza armağan ve emanet etmiştir. Bu albümler 55 tanedir. Menfur ve menhus “Yıldız Baskını” sırasında sarayın her şeyi gibi, bu albümler de çapulcu eşkıyalar tarafından talan edilmiş. Daha sonra pek azı, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bir araya getirilebilmişti. Son yıllarda, muhterem insan Prof. Dr. Ekmelüddin İhsanoğlu’nun direktifleri doğrultusunda İRCİCA, harekete geçerek, bu albümlerin peşine düştü. Büyük emek ve masraflarla, dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış durumda bulunan bu albümlerdeki fotoğraflarının kopyelerini alarak, bir külliye oluşturdu da, ilmî iffetimiz ve gururumuz üzerindeki sisler dağıldı..

Elhasılı, Konya’yı her yönüyle tanıtıp,dünü hakkında bilgi verecek; dünüyle, bugününü kıyaslatarak, gerçekleştirilen hizmetleri ortaya koyacak ciddî eserlere çok, hem de pek çok ihtiyaç var, Türkçe ve bazı yabancı dillerde.. Şehrimizdeki bir büyük kitapçı bile şöyle bir geziverilirse, başka illerin bunu çok önceden gerçekleştirdiğini görmek mümkündür..

Çok çeşitli açılardan Konyamız’a dair belge ve bilgileri, bir ömür vakfederek büyük hassasiyet, emek ve fedakârlıklarla toplayıp, muhafaza ederek günümüze taşıyan vefakâr yorgun savaşçıların da, takdir, destek, ilgi ve teşvike ihtiyaçları bulunmaktadır.

Vaki davet üzerine geçen hafta cumartesi, birkaç dostumla Meram’da idim. İkindi sonu idi. Dere tarafından gelen ve trafiğe kapatılan yoldan, köprü tarafına indik. İlk bakışta inanınız Meram’ı tanıyamadım.. Meram’ı hiç böyle görmemiştim; Öylesine kalabalık. Köprüden itibaren Çay boyunca geçici baraka dükkânlar yapılmış. Anfide, sünnet edilecek çocuklar için şenlik düzenlenmiş, Adım atacak yer yok.. Meğerse insanlarımızın bu tür değişikliklere, faaliyetlere ne kadar çok ihtiyacı varmış.. Yerli, yabancı misafirler.. Herkeste bir neş’e, sevinç.. Çay bahçeleri dolu, lokantalar dışarılara taşmış.. Herkes memnun, sevinçli..

Geçici oldukları için baraka dükkânların ve sergilerin, gözleri rahatsız eden salkım-saçaklığını hoş görerek ilerlerken, kitapçılar dikkatimizi çekti. Bilir misiniz bilmiyorum, Meram’da gazete veya dergi alacağınız bir satış yeri maalesef ve maatteessüf yoktur. Vaktiyle bakanlığın bir kütüphaneciği vardı, meraklı okurlara ödünç kitap vererek hizmet ederdi; Öğrenciler, şehirden hayli uzak bu yerde okul ödevini yapmak için orada kaynak bulabiliyorlardı. Buradan alınan romanlar, ikindi sonlarında yeşilliklere gömülmüş Meram Evleri’nin pelit, ceviz veya akasyaların koyu gölgelerindeki, önü sulanmış serin, lâtif sedir ve sekilerinde evin gençlerine doyulmaz okuma zevki yaşatıyordu.. Rahmetli Celâleddin Kişmir zamanında inşa ettirildiğini zannettiğim bu mütevazi kültür yuvası, kaynağı kütüphane de yıkılalı yıllar oldu.. Yani, bir yayını, derde deva kabilinden ancak oradaki eczanede bulabilirseniz aşk olsun diyeceğim ama, Meram’da eczane de yok.. Yani, Meramlılar’ın veya misafirlerinin ânî bir rahatsızlık karşısında ilâç almaya hak ve imkânları yok..

Kısacası, Meramlılar veya Meram’ı gezmeye gelenler için basından, yayından faydalanma, kitap alma imkânı, dibi çıkmaz sokak gibidir. Bu problemi halledecek, gençleri okumaya alıştıracak önlemleri almak için, Bursa’nın meşhur dibi çıkmaz sokaklarını bir emirle yıktırıp, çıkar sokak haline getiren Ahmet Vefik Paşa gibi insanlara ihtiyaç var. Ve Bursalılar onu, daima rahmet ve minnetle anıyorlar. Konyalılar ve Meramlılar onlardan daha mı az kadirşinas ve vefalıdırlar?.. Bu iyiliği yapanları ömür boyu minnet ve şükranla anacaklardır.

Şânı, şöhreti dillere destan olduğu için, Meram’ı merak ederek gelen misafirlere Meram hakkında bilgi verecek ne bir yayın ve ne de hiç olmazsa, bir gezi haritası olsun yoktur. Halbuki, uygun bir yere yerleştirilecek ışıklı bir vitrindeki gezi plânının üzerinde, Meram’daki tarihî ve turistik yerler işaretlenip, gösterilse, emimim ki, çok yerinde ve gayet faydalı bir hizmet gerçekleştirilmiş olacaktır. Bu gün Meram misafirleri, sıkıştıkları halde, ihtiyaçlarını giderecekleri tuvaletin yerini bile bilemiyor, bulamıyorlar da, müşkil mevkide orta yerlerde dolaşıp, sorup-soruşturup duruyorlar.

O günkü Meram gezimizde, Çayın kıyısına dizilmiş kitapçılara bakarken, hatırıma geldi; büyükçe ve çeşit zengini olduğunu farkettiğim bir kitapçıya uğrayıp, sahibi olan gençlere, “Konya hakkında, Meram’a dair kitap var mı?” diye seslendim. İkisi de, maalesef olmadığını söylediler. Düşününüz Meramda, meraklı misafirlerin olsun alabilecekleri bir Konya ve Meram kitabı, kitapçığı yok.. Bu ayıp ve noksanlığın mahcubiyeti, hepimize yeter de, artar bile..

Diğer illerde olduğu gibi, Vilâyetimiz, belediyelerimiz, odalarımız, üniversitemiz, gönüllü ve sivil kurum ve kuruluşlarımız, büyük şirketlerimiz, hele hele bu işler için elini cebine sokmaya çekinen namlı holdinglerimiz, yaptıkları faydalı faaliyetlerinin yanısıra, Konya’ya dair yayın ve bilimsel toplantı konularına; bu kültür ve ilim alanına da, diğer illerimizdeki örnekler gibi zaman ve imkân ayırabilseler, ne kadar güzel ve hayırlı olur.. Bu, ekmeğini yiyip, suyunu içtiğimiz ve sonsuz nimetlerinden bol bol faydalandığımız bu mübarek şehre olan büyük borcumuzdur. Cenab-ı Hak, nimetlerine şükredilirse, artıracağını; inkâr edenleri ise büyük ve elîm bir azabın beklediğini bildiriyor. Nimetlere şükür ise, konusuna en uygun ve elzem yollarla girişim ve katkıda bulunmakla olur. Binâenaleyh, bunca nimetlerinden kana kana yararlandığımız bu müberra ve mücellâ şehrin tanıtıcı, anlatıcı kaynak kitaplara âcilen ihtiyacı vardır. İlgililerin ve yetkililerin, istifade etmekte oldukları Konya’nın bunca nimetlerine şükürleri, en iyi şekilde bu yolla olacaktır diye düşünüyorum.

İşin garibi, Konya o kadar köklü,o kadar engin ve zengin kültürel tarihe sahiptir ki,onu yönelen her araştırmacının kucağını fazlasıyla dolduracak belge ve bilgileri verecek zenginlik ve cömertliktedir.Bizde bu tarih ve imkân suyu böyle akar; ilgi ve imkân sahipleri de böyle bakar işte..

Konya, yazılmalıdır. Hem de çok değişik yönleriyle ve çeşitli dillerle.. Konya, çok hızlı bir değişim yaşamakta ve kabuk değiştirmektedir. Bu güne dair önemli verilere ait arşiv yapmak ve bunları yayın haline dönüştürmek, başta yetkili ve sorumlular olmak üzere, hepimize ait mukaddes bir görevdir. Bu görevi yapmayacak olursak, tarih nazarında maddeten ve mânen bir türlü mes’ûl duruma düşeceğimiz muhakkaktır. Ama bilirsiniz ki, tarih önünde gözyaşının yeri yoktur. Yarın, ‘az daha vaktim olsaydı, bunları da yapacaktım’ demek bizi mazur ve mağfur gösteremez, berat ettiremez.  

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi