Kırlara Selâm Olsun

Köyde doğup büyüdüğüm için benim çocukluğum, kırlarda geçti. Ben değiştim, ama kırlar değişmedi. Ben yaşlandım, ama kırlar yaşlanmadı. Ben yoruldum, ama kırlar yorulmadı.
Peki çocukluğum kırlarda neden ve nasıl geçti?
Bazen annemle bağa ve bahçeye giderek. Bazen koyun-kuzu otlatarak. Bazen atın sırtında yaylaya çıkarak. Bazen çiftçiye, merkebin sırtında azık götürerek. Bazen ekin ve bahçe sulayarak, ağaç budayarak. Bazen şehre gitmek için yol kenarında vasıta bekleyerek. Bazen cınkırıkla kuyudan su çekerek, bazen de sarnıçtan ve kaklıktan su içerek. Bazen güzlemiş ve sararmış ağaç yapraklarını koyunlar için yere indirerek. Bazen tarlalardan başak ve tezek toplayarak. Bazen Çarşamba Çayının Kısıkyayla Köprüsünün taşlığında balık tutarak. Bazen çakal tayın arkasından koşarak ve sekili oğlağı kovalayarak. Bazen yaylada bastırığın kenarında nenemle gece bekçiliği yaparak. Bazen göçmen kuşları ve özellikle leylekler geldi mi acaba diye sabanla sürülmüş toprakların nemli yumuşaklığına basarak ve yürüyerek. Bazen akşam eve dönmemiş sığırımızı su kenarlarında ve bayırlarda arayarak. Bazen karşı tepelerde ne var acaba diye merakla vadilerden tepelere cesaretle tırmanarak. Bazen taze nohut demetlemek için, komşuların tarlalarına zarar vermeden hendeklerden ve su yollarından yürüyerek. Bazen bağımızdan üzüm ve bostanımızdan şalak getirerek. Bazen de kırlardaki inleri, mağaraları, kale kalıntılarını, örenleri ve gayrı müslim mezarlarını görmek için kısa adımlarla uzun uzun dolaşarak. Bazen komşu köylerdeki arkadaşlarımızı ziyarete giderek, Bazen babamla tanıdık dağ köylerinden kağnıyla yakmak için odun ve hayvanlarımıza yedirmek için saman getirerek. Bazen emmimin okun üzerine oturarak sürdüğü sap kağnısının üzerinde etrafa tepeden bakarak ve çevreyi derinlemesine seyrederek...
Ne yaparsak yapalım ve nereye gidersek gidelim her seferinde hayat kaynağımız tabiatı kucaklayarak, bereket kaynağımız toprağı koklayarak, sağlık güvencemiz temiz havayı teneffüs ederek ve büyüyen yeşilliklerin uzunluğunu boyumuzla ölçerek, tabiî musikimiz kuşların cıvıltısını ve çekirgelerin vızıltısını dinleyerek.
Kırlarda geçen çocukluk yıllarımı düşünüyorum da; hiç boşa gitmediğine, insanlığımızı anlamamıza yardımcı olduğuna inanıyorum ve o zamanlar daha şanslıymışım diyorum. Ah hep çocuk kalabilseydim herhalde kırlarla arkadaşlığımız ve dostluğumuz, zararsız nimet zenginliğimiz, neş'emiz ve hayalimiz bu gün de devam ederdi.
Geçmişimi ve geride bıraktıklarımı hatırlamaya çalışıyorum da; büyüdükçe kırlarla olan ilgim azalmaya ve zevkim kırılmaya başlamış. Mecburen ilgim belki azaldı, ama sevgim ve hayranlığım daha da arttı. Beton yığınlarının içinde ve güneş sıcaklığını suratımıza yansıtan parlak asfalt yolların üzerinde madenî hararetin varlığını hissederek yaşamak ve zaman geçirmek kır hayatı alışkanlığı olanlar için zordur. Fırsatını buldum mu hemen kendimi kırlara atarım. Eski günleri hatırlayarak. Böyle yazınca aman avcı olduğumu veya çiftliğimin bulunduğunu falan zannetmeyin. Şehirlerde boş yer ve nefes alıp verme yeri bırakmayanlar kırlarda da inşallah aynı şeyi yapmazlar. Şehirleri güvenli yerler olmaktan çıkaranlar, kırları da güvenli yerler olmaktan çıkarma dalâletini göstermezler.
Selâm olsun kırlara, çevre dostlarına ve güvenli hayata!..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi