Kılıçaslan Köşkü nün tarihçesi!

Anadolu’nun bağımsız ilk Türk hükümdarı olan Kutulmuş oğlu Süleyman Şah’ın, miladî 1076’da ilk idare merkezini kurarak, egemenlik fermanını okutmasıyla temeli atılan Selçuklu Devleti’ne başkent yapılan Konya’da büyük bir imar hareketinin başladığını kaynaklardan öğreniyoruz. Evliya Çelebi, seyahatnamesinde Konya’da 340 saray ve köşk bulunduğunu yazarken, “Alâaddin Köşkü”, ya da yaptıranının adıyla “Kılıçarslan Köşkü” olarak bilinen, hükümdarların ikâmet ettiği “Paşa Sarayı”ndan özellikle bahsediyor. Selçuklular dönemi saraylarından ne yazık ki günümüze kadar bu köşk ile Beyşehir’deki “Kubadabad Sarayı”nın kalıntıları gelebilmiş durumda. Alâaddin Tepesi’nin kuzey eteğinde yer alan ve sâdece ayakta kalan “Seyir Köşkü” 43 yıl önce beton şemsiye ile koruma altına alınan tarihî köşkün, aslına uygun olarak onarılması için çalışmalar başlatıldı. Bu amaçla Büyükşehir Belediyesi, Valilik ve Kültür Müdürlüğü arasında geçtiğimiz günlerde protokol imzalandı.

19. yüzyıl sonlarında eşsiz çinileri sökülüp, ahşap kısımları tahrip edilen köşkün, elde mevcut olan eskiden çekilmiş resimlerden faydalanılarak Büyükşehir Belediyesi tarafından yeniden inşa edilerek eski hâline dönüştürülmesi için proje hazırlanmış bulunuyor. Bu münasebetle okurlarımızı köşk hakkında bilgilendirmenin uygun olacağını düşündüm. Yapıldığı tarihi ve mimarını gösteren bir kitabesi bulunmayan, ancak Evliya Çelebi’nin miladî 1174’te inşa edildiğini belirttiği bu eser hakkında tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı, 1944 yılında hazırlayıp, 1963’te basılan “Konya Tarihi” isimli eserinde şunları yazıyor:

Harabe hâlinde de olsa, bize kadar gelebilen Alâeddin Köşkü, eşsiz ve en eski Selçuklu eseri olduğu için fevkalâde kıymetlidir. Anadolu Selçuklularının payitahtı olan Konya’da hükümdar saraylarından başka şüphesiz devlet büyüklerinin, zenginlerin de sarayları vardı. Osmanlı şehzadelerinin de Konya’da saraylar yaptırdıklarını eski vesikalardan öğreniyoruz. Bu köşk, billur bir muhafaza içinde saklanacak kadar yüksek kıymettedir. Payitaht yapılışı Konya için felâket olmuştur. Çünkü; siyasi hakimiyet nöbeti bir Türk kolundan başka bir Türk oruğuna geçerken iktidara gelen ikinci siyasi teşekkül kendinden önceki hükümdarların yaptığı eserleri kıskandıkları için yakıp yıkmışlardır.

Karaman oğulları Selçuk siyasetine ve Selçuk eserlerine düşman idiler. Osmanlılar, Karaman oğullarının ve Selçukluların Konya’sına düşman gözüyle baktıkları için eserlerini yıktılar veya yıkamadıklarını da yüz üstü bıraktılar. Seyyah Evliya Çelebi, seyahatnamesinde ‘Eşkâl-i kale-i Konya’ başlığı altında şunları söyler:

Senk (taş) ile Sultan İzzeddin Kılıç-arslan İbn-i Mes’ud inşa edip, metanet vererek bânî-i olmuştur. Bir eyvan ve divanhane-i sultanî yaptırmıştır ki ol asırda eyvan-i kisradan nişan verir idi. Zelzeleden münhedim (yıkılmış) oldukta Keykubad-i Selçukî tamir ederek bir azîm (büyük) hendek inşa etmişti.

“Ben bu mahallede doğup büyüdüğüm için köşkün eski durumunu biliyorum. Önünde hendek, sağı ve solunda kale duvarları vardı. Bu duvarların ve köşkün alt kısmının bir taş ocağı gibi kullanıldığını hatırlarım. Köşkün iç duvarları Gödene taşı ve harçla yapılmıştır. Cephesindeki iki arslan heykelinden birisi daha önce söküldüğü için yeri açık duruyordu. Köşkün eyvan kısmını üç tarafından üçer konsol kucaklardı. Batı ve doğu duvarlarından dışarıya ikişer pencere açılırdı. Köşkün alt kısmı yumurta, cıva, bal ve kıtık ile hazırlanan mermer gibi parlak bir harç ile sıvanmıştı.”

Tarihçi Konyalı, köşkün alt kısmının 1907 yılında Rizo isminde bir Rum mühendisi tarafından tamir etme bahanesiyle kazıldığını, bundan olumsuz etkilenen eyvanın ayakta kalan ikinci katı ile duvarın müthiş bir gürültüyle çöktüğünü, kitabeli çinilerin o vakitte Konya’da köşk civarında oturan Alman Konsolosu tarafından kendi memleketine götürüldüğünü belirterek, şöyle devam ediyor:

“Türk Tarih Kurumu onsekiz sene evvel (1926 yılında) köşkün etrafında bir kazı yaptırarak, yıkılan duvarın altını tamir ettirmiş ve üstüne de ‘Türk Tarih Kurumu Konya hafriyat heyeti bu sahayı kazdırıp, âbideyi tamir ettirmiştir’şeklinde bir levha asılmıştır. Kazıda köşkün şimal tarafındaki temeli meydana çıkmış, seviye itibariyle Karatay Medresesi’nin temel seviyesinden biraz aşağıda kalmıştır. Temelde gayri muntazam ve çok iri taşlar kullanılmıştır. Sarayı son kalıntısı, (günümüzdeki şekilde) Müzeler Umum Müdürlüğü tarafından korunması için kubbe halinde beton bir şemsiye siperlik ile örtülmüştür.”

Alâaddin Köşkü, 1219 tarihinde tahta geçen Sultan I. Alâeddin Keykubat tarafından da esaslı şekilde tamir ettirilmiştir. Bir sonraki yazıda da Kubadabad Sarayı’ndan bahsedelim ki okuyan bilgilensin.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi