Kesintisiz Hız, Işıksız Düzen Ölüm Getiriyor
Yayınlanma:
İstanbul Yolu üzerinde önceki gece meydana gelen trafik kazası 14 yaşındaki Onur’un hayatına mal oldu. Kazanın oluş şekline bakıldığında bir ihmalin olduğu net bir şekilde görülüyor.
Küçük Onur, belki işinden gelmenin verdiği yorgunluk belki bir anlık ihmal sonucu yaya geçidini kullanmak yerine yaya geçidinin altından geçmek istemesinin bedelini çok acı bir şekilde ödedi.
Kazanın hemen ardından olay yerine gelen küçük Onur’un annesi Güler, babası Rüstem ve tek ağabeyi Uğur’un feryatlarını hiç kimse dindiremedi. Hele annenin feryatları dayanılacak gibi değildi.
Oğlunun parçalanmış bedeninin yanından bir an olsun ayrılmayan ve yanına polisler dahi yaklaştırmayan annenin, “Oğlum daha dün sabah parmağını kestirdiğinde yara bandı sar dedin. Şimdi parçalanmış bedeninin neresine yara bandı sarayım. Ben senin acına nasıl dayanayım” diyerek gözyaşı dökmesi hafife alınacak veya göz ardı edilecek bir durum değildi.
Bir taraftan oğluna ağıt yakan anne diğer taraftan da hayatta kalan diğer evladı Uğur’a dert yanıyordu: “Oğlum hemen mi öldü? Hiç canı yok muydu hastaneye götürseydiniz kurtulmaz mıydı? Bu araba çok mu hızlı gidiyormuş ya” diyerek sitem ediyordu.
Belki o anda küçük Onur için yapılacak bir şey kalmamıştı. Ama bir gerçek vardı ki evet, araba hızlı geliyordu. Peki, o saatte o kadar geniş yolda, ‘Kesintisiz hız’ kurallarına (!) uyan kim hızlı gitmez ki?
İstanbul Yolu yapıldı, genişliği, köprüleri, ışıkları ve sayıları azda olsa yaya üst geçitleri ile Konya’nın girişinin bir aynası oldu. Peki, bu aynada yaşanan kazalara kimsenin bakmaya niyeti yok mu? İstanbul Yolu ile yine aynı şekilde adı ‘Ölüm Yolu’na çıkan Beyşehir Yolu üzerinde özellikle yayaların karıştığı ölümlü trafik kazalarının yaşanmaması için alınan önlemler yeterli mi?
Değil.
Bir kere sadece yaya üst geçidi veya köprülerin yapılması ile ölümlü kazalarının önlenmesi kesinlikle mümkün değil. Çünkü öylesine geniş olan bir yol üzerinde karşıdan karşıya geçmek zorunda kalınan yerlerde araçların hızından ve yolun genişliğinden karşıya geçmek gerçekten ölüm!
Biz, her kaza meydana geldiğinde söylüyoruz, “İstanbul Yolu, kampüs girişinden Beyşehir Yolu üzerine kadar tam bir ‘Ölüm Yolu’ Burada bu sistem ve bu uygulama ile araçların hızını kesmeniz mümkün değil. Çünkü yol geniş, sözde köprüler ve yaya geçitler var, araçlarda modelli direksiyona geçen kişi de zaten bastırıp geliyor. Bunun önüne geçilmeli” diye yalvarıyoruz. Ama nafile…
Bir can daha bir fidan daha biraz kendi ihmalinden biraz o ihmale zemin hazırlayan uygulamadan 14 yaşında uçup gitti. Peki, bunun sorumlusu kim? Veya önlem alınması için daha kaç canın gitmesi gerekiyor?
Bir kez daha yineliyor ve haykırıyoruz: Burada araçların hızını kesebilecek tek önlem trafik sinyalizasyonudur.
Bahsettiğimiz bu güzergâhta sinyalizasyon sistemini hayata geçirmediğiniz sürece ne kazaların önüne geçebilirsiniz ne can kayıplarının.
Neymiş, araçlar beklemeyecekmiş? Beklesin kardeşim beklesin, hepimiz bekleyelim. İnsan hayatından daha mı önemli araçların beklememesi? Hangi birimiz bu güzergâhta hız sınırına uyuyoruz? Hangi birimiz yaya geçidi yakınına geldiğimizde ayağımızı gazdan kesiyoruz. Yapmıyor, yapmıyoruz… Çünkü yol bu hatayı yapmaya çok müsait bunu kabul edin.
Kampüs girişinden Beyşehir Çevre Yolu sonuna kadar yapılması gereken tek uygulama sinyalizasyon.
Belirli aralıklarla ışık sistemini koy, günün 24 saati kesinlikle uyarıcı değil, kırmızı ışıkta durma sistemini sağla, 65 kilometre hız sınırına uygun, ama adam akıllı çalışan ‘Yeşil Dalga’ uygulamasını başlat, her ışık bölgesinde radar kamera sistemini kur.
Yaya üst geçitlerini yayalar geçerken korkarak değil, isteyerek, severek geçecek bir şekilde düzenli yap. Geçitlerin alt kısmına yapılan demir korkulukları 10–15 metrede bitirmek yerine geçidin birkaç yüz metre uzağına kadar döşe ve boylarını yükselt. Yayaların demir korkuluk üzerinden geçişlerini zorlaştıracak bir çalışma yap. Bak o zaman yaya ölümlü kazalar oluyor mu?
Böyle giderse bu yol daha çok canlar alacak, daha çok analar burada ağıt yakacak. Ve unutulmasın ki bu anaların ağıtları, bu gözyaşları, bu körpecik bedenlerin göçüp gitmeleri daha çok ah alacak…
Küçük Onur, belki işinden gelmenin verdiği yorgunluk belki bir anlık ihmal sonucu yaya geçidini kullanmak yerine yaya geçidinin altından geçmek istemesinin bedelini çok acı bir şekilde ödedi.
Kazanın hemen ardından olay yerine gelen küçük Onur’un annesi Güler, babası Rüstem ve tek ağabeyi Uğur’un feryatlarını hiç kimse dindiremedi. Hele annenin feryatları dayanılacak gibi değildi.
Oğlunun parçalanmış bedeninin yanından bir an olsun ayrılmayan ve yanına polisler dahi yaklaştırmayan annenin, “Oğlum daha dün sabah parmağını kestirdiğinde yara bandı sar dedin. Şimdi parçalanmış bedeninin neresine yara bandı sarayım. Ben senin acına nasıl dayanayım” diyerek gözyaşı dökmesi hafife alınacak veya göz ardı edilecek bir durum değildi.
Bir taraftan oğluna ağıt yakan anne diğer taraftan da hayatta kalan diğer evladı Uğur’a dert yanıyordu: “Oğlum hemen mi öldü? Hiç canı yok muydu hastaneye götürseydiniz kurtulmaz mıydı? Bu araba çok mu hızlı gidiyormuş ya” diyerek sitem ediyordu.
Belki o anda küçük Onur için yapılacak bir şey kalmamıştı. Ama bir gerçek vardı ki evet, araba hızlı geliyordu. Peki, o saatte o kadar geniş yolda, ‘Kesintisiz hız’ kurallarına (!) uyan kim hızlı gitmez ki?
İstanbul Yolu yapıldı, genişliği, köprüleri, ışıkları ve sayıları azda olsa yaya üst geçitleri ile Konya’nın girişinin bir aynası oldu. Peki, bu aynada yaşanan kazalara kimsenin bakmaya niyeti yok mu? İstanbul Yolu ile yine aynı şekilde adı ‘Ölüm Yolu’na çıkan Beyşehir Yolu üzerinde özellikle yayaların karıştığı ölümlü trafik kazalarının yaşanmaması için alınan önlemler yeterli mi?
Değil.
Bir kere sadece yaya üst geçidi veya köprülerin yapılması ile ölümlü kazalarının önlenmesi kesinlikle mümkün değil. Çünkü öylesine geniş olan bir yol üzerinde karşıdan karşıya geçmek zorunda kalınan yerlerde araçların hızından ve yolun genişliğinden karşıya geçmek gerçekten ölüm!
Biz, her kaza meydana geldiğinde söylüyoruz, “İstanbul Yolu, kampüs girişinden Beyşehir Yolu üzerine kadar tam bir ‘Ölüm Yolu’ Burada bu sistem ve bu uygulama ile araçların hızını kesmeniz mümkün değil. Çünkü yol geniş, sözde köprüler ve yaya geçitler var, araçlarda modelli direksiyona geçen kişi de zaten bastırıp geliyor. Bunun önüne geçilmeli” diye yalvarıyoruz. Ama nafile…
Bir can daha bir fidan daha biraz kendi ihmalinden biraz o ihmale zemin hazırlayan uygulamadan 14 yaşında uçup gitti. Peki, bunun sorumlusu kim? Veya önlem alınması için daha kaç canın gitmesi gerekiyor?
Bir kez daha yineliyor ve haykırıyoruz: Burada araçların hızını kesebilecek tek önlem trafik sinyalizasyonudur.
Bahsettiğimiz bu güzergâhta sinyalizasyon sistemini hayata geçirmediğiniz sürece ne kazaların önüne geçebilirsiniz ne can kayıplarının.
Neymiş, araçlar beklemeyecekmiş? Beklesin kardeşim beklesin, hepimiz bekleyelim. İnsan hayatından daha mı önemli araçların beklememesi? Hangi birimiz bu güzergâhta hız sınırına uyuyoruz? Hangi birimiz yaya geçidi yakınına geldiğimizde ayağımızı gazdan kesiyoruz. Yapmıyor, yapmıyoruz… Çünkü yol bu hatayı yapmaya çok müsait bunu kabul edin.
Kampüs girişinden Beyşehir Çevre Yolu sonuna kadar yapılması gereken tek uygulama sinyalizasyon.
Belirli aralıklarla ışık sistemini koy, günün 24 saati kesinlikle uyarıcı değil, kırmızı ışıkta durma sistemini sağla, 65 kilometre hız sınırına uygun, ama adam akıllı çalışan ‘Yeşil Dalga’ uygulamasını başlat, her ışık bölgesinde radar kamera sistemini kur.
Yaya üst geçitlerini yayalar geçerken korkarak değil, isteyerek, severek geçecek bir şekilde düzenli yap. Geçitlerin alt kısmına yapılan demir korkulukları 10–15 metrede bitirmek yerine geçidin birkaç yüz metre uzağına kadar döşe ve boylarını yükselt. Yayaların demir korkuluk üzerinden geçişlerini zorlaştıracak bir çalışma yap. Bak o zaman yaya ölümlü kazalar oluyor mu?
Böyle giderse bu yol daha çok canlar alacak, daha çok analar burada ağıt yakacak. Ve unutulmasın ki bu anaların ağıtları, bu gözyaşları, bu körpecik bedenlerin göçüp gitmeleri daha çok ah alacak…





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.