Kendi Diline Yabancı Bir Nesil!

Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın, bir süredir devam eden çalışmalar sonunda 617 bin kelimelik bir sözlüğün ortaya çıktığını söyledi. Son 25 yılda Türkçe kelimeler arasına çok sayıda yabancı kelimenin dahil olduğunu kaydeden Akalın, genç kuşağın 4-5 bin kelime ile konuşur hâle geldiğini belirterek, bu durumun gelecek açısından düşündürücü olduğunu ekledi. Uzmanlar ise, dil konusunda giderek büyük bir yozlaşma yaşanmaya başlandığını, bu nedenle Türkçenin özenle korunması gerektiği uyarısında bulunuyor.

Ural-Altay dil grubunun Altay koluna bağlı dil olan Türkçe, kaidelerine ve inceliklerine en güzel şekilde ülkemizde konuşulur. Türkçenin ana dil olduğu Orta Asya ülkelerinin yanısıra Avrupa’daki bazı ülkelerin kullandığı kelimeler arasında da çok sayıda Türkçe kelimenin bulunduğunu, bunların başında binden fazla Türkçe kelime ile Macaristan’ın geldiğini kaynaklardan öğreniyoruz. Türk ve Müslüman kökenli insanların yaşadığı Yugoslavya, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya ile Türklerin Orta Asya’dan göçleri sırasında kuzeye giden bir kolun temsilcilerinin yerleştiği Finlandiya’da hâlen Türkçeye yakın konuşma dilinin kullanıldığı bildiriliyor. Nitekim, bir süre önce vefat eden Dünya ve Olimpiyad Şampiyonu güreşçimiz Gazanfer Bilge’nin de Finlandiya’da tanışarak evlendiği Yıldız hanımın da Türk kökenli bir aileye mensup olduğunu biliyoruz. Bu arada, Yugoslavya’ya yaptığımız bir seyahatte Zagreb’te bir börekçi dükkanının tabelasında “Burek-Jogurt” yazdığını görmüştüm. (Yugoslavya kelimesinin başında zaten J harfi bulunur ve J harfi Y olarak okunur).

TDK Başkanı Akalın gibi, dünya nüfusunun önemli bir kısmının konuştuğu lisan olan Türkçenin gelecek nesillere aslına uygun olarak bırakılabilmesi için çaba harcayan dil bilimcilerin sayısı hayli fazla. Buna rağmen Türkçeyi yabancı kelimelerden arındırmak mümkün olamıyor. Bu arada başta vali olmak üzere, Türkçede tam anlamıyla karşılığı bulunmayan binlerce Arapça kelimenin yanında, birçok Farsça kelime de dilimize yerleşmiş durumda. Günlük konuşma dilimizde artık bu kelimeleri yadırgamadan kullanabiliyoruz. Ancak, son yıllarda birçok şeyde olduğu gibi, kullandığımız batıya ait kelimelerin sayısındaki artış endişe verici boyutlara ulaştı. Gıda ve her türlü ihtiyaç maddelerinde halkın ilgisini çekmek ve yabancı marka havası vermek için İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca ve daha başka kelimeler artık rahatça, hiçbir engele takılmadan kullanılabiliyor. Sözlükte “Jargon” olarak anlamını bulan güç anlaşılabilen bozuk bir dil kullanmak âdeta moda oldu. Daha yaygın olan “Panjur” yerine “Jaluzi” benimsendi. Domuz söğüşüne “Jambon” adı verilmiş. Dilimize yerleşen “Robdöşambr” Fransızcadan türeme. Doğru dürüst telâffuz edemesek bile Yunanca ve Fransızca bir kelime olan “Kartonpiyer” e dilimizi alıştırmışız. Plan, proje, protez, pranga, psikiyatr, meteor, meteoroloji gibi, saymakla bitmeyecek Fransızca, İtalyanca, Yunanca binlerce örnek kelime.

Orta yaş grubundan yukarıya doğru gruptaki yer alanlarımız mümkün olduğu kadar Türkçeyi aslına sadık kalarak kullanmaya gayret ederken, genç kuşak çocuk yaştan itibaren aslını bilmediği pek çok kelimeyi seslendirmeye özeniyor. Meselâ, ayrılırken “Ses, ya da ün” anlamındaki “Çav” kelimesini kullanmayı marifet sayıyor. Biri diğerine “nerelerdesin, görünmüyorsun” diye sorsa, “Filânca yere takılıyorum” cevabını veriyor. Babasına “Bizim moruk”, annesine “Kocakarı” yakıştırması yapanlar hiç eksik değil. Dildeki yozlaşmanın başlıca sebebi televizyon dizilerinde kullanılan bu tür argo kelimelerin bol oluşu. En başta haber spikerlerinin (Aslında bu da İngilizce bir kelime) lehçesi bozuk. Meselâ “alıcak”, “gelicek”, “vericek” diyerek, kibar konuştuğunu sanıyor, “Hanımefendi” yi “Hamfendi” diye kısaltıyorlar. Gençlerin en fazla 3-4 bin kelime ile konuşmaya çalıştıkları tesbit edilmiş durumda. Oysa, Türkçeyi anlaşılır şekilde konuşabilmek için en az 25 bin kelime kullanmak gerektiği kaydediliyor.

Bizim zamanımızda edebiyat öğretmenleri ortaokuldan itibaren talebelerin Türkçeyi doğru şekilde yazıp okumalarına önem verirlerdi. Karma Ortaokulda Oğuz Tansel, Avukat Fakir Usman’ın babası Raşit Usman, lisede Gündüz Gürgen hocalarımızın aradan geçen 55 yıla rağmen uyarılarını unutmuş değiliz. Almancacı Şahabettin Uzluk, derste çok nadir Türkçe konuşur, tahtaya kaldırdığı talebeye ön sıradan kopya verildiğini duymaz görünür, “Hocam kopya veriyorlar” diyenlere de “Bu yaşa kadar doğru dürüst Türkçe öğrenememişsiniz, 3 yılda öğrendiğiniz Almanca çok iyi” cevabını verirdi. Lisede Türkçe geçer notu almak mesele idi.

İnsan, televizyonda yıllarca Türkçeyi konuşan şair-yazar Yavuz Bülent Bâkiler’in tükettiği nefese acıyor. TDK’nun eski başkanlarından İbrahim Agâh Çubukçu ve tarihçi Feridun Fazıl Tülbentçi’nin nefis radyo sohbetlerinden hisse sahibi olamayışımıza yanıyor. Kulak asan olmasa da bu vesile ile bir defa daha “Vatandaş Türkçe konuş” deme ihtiyacını hissettim.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi