Karslı Âşık Kahramandan 2 Ağıt!
Yayınlanma:
Son çeyrekte kuzu postuna bürünerek mazlum rolü oynayan Ermeniler, “Büyük Ermenistan” hayâli ile 1905’ten itibaren Kars’ta fesat başlattıktan sonra, 1917’de Bolşevikler’in gerçekleştirdikleri ihtilâl sonucu Rusya’da idareye hâkim olmasından faydalanıp, silâhlı teşkilâtlar kurarak Doğu illerinde Türkler üzerinde mezâlim ve son derece kanlı bir kıyım uygulamaya başladılar. Yıllarca süren son derece zâlimane siyaset sebebiyle binlerce Müslüman hayatını kaybetti. Kaynaklar, 12 Mart 1918’de Türk Ordusunun Erzurum’a girişinden sonra Ermenilerin çok daha vahşi bir şekilde Türkleri katletmeye giriştiklerini, yalnız Sarıkamış ile Arpaçayı arasında bulunan 52 köyde silahsız, savunmasız erkekleri ve çoluk çocuğu cami, samanlık, ağıl, ahır, aşhane gibi yerlerle evlere doldurarak benzin ve gazyağı döküp, ateşe verdiklerini, pencere ve kapılardan kaçarak kurtulmaya çalışanları yaylım ateşi, balta, kılıç, süngü ve çeşitli kesici aletlerle kıyıma uğrattıklarını kaydediyor.
Kars’ın doğusundaki 671 nüfuslu Kalo Köyü’nden (Derecik) 360 kişinin 15 Nisan 1918’de feci şekilde şehit edildiğini bildiren ve Ermeni katliamından kurtulabilen 11 kişiden birisi olan halk şairi Kahraman’ın, 11 Haziran 1939 yılında yazdığı 2 ağıt 1958’de İstanbul’da basılan “Edebiyatımızda Kars” isimli kitapta yer almış bulunuyor. Atalarının yaptıkları mezâlimden bahsetmeyerek, İslâm düşmanı Hıristiyan âlemini Türkiye’ye karşı ayağa kaldıran Ermenilere cevap teşkil eden âşık Kahraman’dan ibret verici 2 Ağıt’ı aşağıya alıyoruz:
1918 Kaloköyü kırımına ağıt!
Ey ağalar nasıl diyem derdimiz:
V ardı zulmün sonu Arşa dayandı.
Ermeni, İslâmı kırdı, taladı,
Mazlumlar amânı, Arşa dayandı.
xxxxx
Kalo’nun köyünü bastı, ceng açtı
Mitralyöz, tüfenkle od, ataş saçtı
Ana evlât attı, dağ taşa kaçtı
Sabiler şivanı, Arşa dayandı.
xxxxx
Mevlâ’nın takdiri erişti başa
Yüz çevirdi, bakmaz kardaş kardaşa
Üçyüz altmış canı yaktı ataşa
Koptu Nuh tufanı, Arşa dayandı.
xxxxx
Bir cenaze gördüm: Kan olmuş yüzü,
Portlamış kenara sıçramış gözü,
Üçyüz altmış canın sönmemiş közü,
Yanan can dumanı, Arşa dayandı.
xxxxx
Bir yiğit vurulmuş: Parmaklar, kamış,
Kaçarken kâfire yolu uğramış,
Kâfir tutmuş: Tike, tike doğramış,
Hançer, kılıç yanı, Arşa dayandı.
xxxxx
Bir yiğidi vurmuş, yolda koymuşlar,
Can teslim etmeden, deri soymuşlar,
Cep cep etmiş, yanlarını oymuşlar,
El cepte, figanı Arşa dayandı.
xxxxx
Bir gelini gördüm ayağa kalkmış,
Sandım ki, canı var, yüzüme bakmış,
Kâfir mısmar ile direğe çakmış;
Mısmar, çivi ünü, Arşa dayandı.
xxxxx
Bir hamile kadın: Davranmış kaça,
Ermeni eylemiş hep parça parça
Kılıç ile vurmuş, bölünmüş kalça,
Akan kızıl kanı, Arşa dayandı.
xxxxx
Çocuğu karnından çıkartmış, bakar;
Can teslim etmeden, süngüye takar,
Bebeğin figanı, dağ taşı yakar,
Dağın taşın şanı, Arşa dayandı.
xxxxx
Altıyüz altmış can, battı kırıldı;
Çoğu yandı, geri kalan vuruldu,
Bu köyün defteri artık dürüldü,
Hâlinin yamanı, Arşa dayandı.
xxxxx
Tanrı, Ermeni’ye vermiş fırsatı,
Kesti kökümüzü, kırar milleti,
Rûzi kıyamete kaldı müddeti,
İntikamın günü, Arşa dayandı.
xxxxx
Kahraman, kan ağlar, bu serim duman
Çatta bu zamana, ol âhir zaman,
İslâm’a yar olsun ahrette iman,
Kâfirler isyanı, Arşa dayandı.
Kaloköyü’ndeki katliamından şans eseri kurtulan âşık Kahraman, dağ yollarından Digor’a doğru kaçarken Eşmeyazı köyünde Ermeniler tarafından yakalanıp, esir edilerek Arpaçayı salondaki Kazarâbâd köyüne götürülüyor. Başgedikler bucağı’nın 10 Türk köyünde Ermenilerin aynı usûllerle işlediği vahşet yüzünden sağ kaldığına üzgün ve dünyaya gelişine pişman olan halk şairi, şu ağıtı da söylemiş:
Şüregel’deki Ermeni mezâlimine ağıt!
Gördüm Şüregel’in ova, düzünü;
Çayır, çimen, yeşil almış yüzünü,
Ermeniler, yakmış yıkmış özünü,
Sahipsiz vatanlar, insan kalmamış.
xxxxx
Elde dolu bâde, düşmüş dökülmüş,
Yıkılmış binalar, taşı sökülmüş,
Kırılan kırılmış, kalan çekilmiş,
Sahipsiz vatanlar, insan kalmamış.
xxxxx
Ya Rab, neler geldi mümin başına?
Dideler garkolmuş kanlı yaşına,
Sefil baykuş konmuş viran taşına,
Sahipsiz vatanlar, insan kalmamış.
xxxxx
Harabe kapılar, hep karşı karşı
Kapıda dizildi mala tuztaşı,
Mevlâm, kabul etme sen de bu işi,
Sahipsiz vatanlar, insan kalmamış.
xxxxx
Çok evler yıkılmış, harabe hanlar;
Kesilmiş kelleler, dökülmüş kanlar;
Hani benim mülküm diyen sultanlar?
Sahipsiz vatanlar, insan kalmamış.
xxxxx
Mescid, merek yanan insanla dolmuş,
Hepsi ite, kurda, kuşa yem olmuş;
Nice ocak sönmüş, bir adı kalmış,
Sahipsiz vatanlar, insan kalmamış.
xxxxx
Çocuklar sahipsiz, yoktur babası,
Ağlar, gezer arar bulmaz anası;
Kesilmiş, havara gelmez ağası,
Sahipsiz vatanlar, insan kalmamış.
xxxxx
İslâmlar’dan on köy, bütün dağılmış;
Nice bin can: Duman, od’da boğulmuş;
Cenazeler, odun gibi yığılmış,
Sahipsiz vatanlar, insan kalmamış.
xxxxx
Kahraman, seni sağ kalmaz olaydın,
Bu fâni dünyaya gelmez olaydın,
Şüregel’i böyle bulmaz olaydın,
Sahipsiz vatanlar, insan kalmamış.
Kars’ın doğusundaki 671 nüfuslu Kalo Köyü’nden (Derecik) 360 kişinin 15 Nisan 1918’de feci şekilde şehit edildiğini bildiren ve Ermeni katliamından kurtulabilen 11 kişiden birisi olan halk şairi Kahraman’ın, 11 Haziran 1939 yılında yazdığı 2 ağıt 1958’de İstanbul’da basılan “Edebiyatımızda Kars” isimli kitapta yer almış bulunuyor. Atalarının yaptıkları mezâlimden bahsetmeyerek, İslâm düşmanı Hıristiyan âlemini Türkiye’ye karşı ayağa kaldıran Ermenilere cevap teşkil eden âşık Kahraman’dan ibret verici 2 Ağıt’ı aşağıya alıyoruz:
1918 Kaloköyü kırımına ağıt!
Ey ağalar nasıl diyem derdimiz:
V ardı zulmün sonu Arşa dayandı.
Ermeni, İslâmı kırdı, taladı,
Mazlumlar amânı, Arşa dayandı.
xxxxx
Kalo’nun köyünü bastı, ceng açtı
Mitralyöz, tüfenkle od, ataş saçtı
Ana evlât attı, dağ taşa kaçtı
Sabiler şivanı, Arşa dayandı.
xxxxx
Mevlâ’nın takdiri erişti başa
Yüz çevirdi, bakmaz kardaş kardaşa
Üçyüz altmış canı yaktı ataşa
Koptu Nuh tufanı, Arşa dayandı.
xxxxx
Bir cenaze gördüm: Kan olmuş yüzü,
Portlamış kenara sıçramış gözü,
Üçyüz altmış canın sönmemiş közü,
Yanan can dumanı, Arşa dayandı.
xxxxx
Bir yiğit vurulmuş: Parmaklar, kamış,
Kaçarken kâfire yolu uğramış,
Kâfir tutmuş: Tike, tike doğramış,
Hançer, kılıç yanı, Arşa dayandı.
xxxxx
Bir yiğidi vurmuş, yolda koymuşlar,
Can teslim etmeden, deri soymuşlar,
Cep cep etmiş, yanlarını oymuşlar,
El cepte, figanı Arşa dayandı.
xxxxx
Bir gelini gördüm ayağa kalkmış,
Sandım ki, canı var, yüzüme bakmış,
Kâfir mısmar ile direğe çakmış;
Mısmar, çivi ünü, Arşa dayandı.
xxxxx
Bir hamile kadın: Davranmış kaça,
Ermeni eylemiş hep parça parça
Kılıç ile vurmuş, bölünmüş kalça,
Akan kızıl kanı, Arşa dayandı.
xxxxx
Çocuğu karnından çıkartmış, bakar;
Can teslim etmeden, süngüye takar,
Bebeğin figanı, dağ taşı yakar,
Dağın taşın şanı, Arşa dayandı.
xxxxx
Altıyüz altmış can, battı kırıldı;
Çoğu yandı, geri kalan vuruldu,
Bu köyün defteri artık dürüldü,
Hâlinin yamanı, Arşa dayandı.
xxxxx
Tanrı, Ermeni’ye vermiş fırsatı,
Kesti kökümüzü, kırar milleti,
Rûzi kıyamete kaldı müddeti,
İntikamın günü, Arşa dayandı.
xxxxx
Kahraman, kan ağlar, bu serim duman
Çatta bu zamana, ol âhir zaman,
İslâm’a yar olsun ahrette iman,
Kâfirler isyanı, Arşa dayandı.
Kaloköyü’ndeki katliamından şans eseri kurtulan âşık Kahraman, dağ yollarından Digor’a doğru kaçarken Eşmeyazı köyünde Ermeniler tarafından yakalanıp, esir edilerek Arpaçayı salondaki Kazarâbâd köyüne götürülüyor. Başgedikler bucağı’nın 10 Türk köyünde Ermenilerin aynı usûllerle işlediği vahşet yüzünden sağ kaldığına üzgün ve dünyaya gelişine pişman olan halk şairi, şu ağıtı da söylemiş:
Şüregel’deki Ermeni mezâlimine ağıt!
Gördüm Şüregel’in ova, düzünü;
Çayır, çimen, yeşil almış yüzünü,
Ermeniler, yakmış yıkmış özünü,
Sahipsiz vatanlar, insan kalmamış.
xxxxx
Elde dolu bâde, düşmüş dökülmüş,
Yıkılmış binalar, taşı sökülmüş,
Kırılan kırılmış, kalan çekilmiş,
Sahipsiz vatanlar, insan kalmamış.
xxxxx
Ya Rab, neler geldi mümin başına?
Dideler garkolmuş kanlı yaşına,
Sefil baykuş konmuş viran taşına,
Sahipsiz vatanlar, insan kalmamış.
xxxxx
Harabe kapılar, hep karşı karşı
Kapıda dizildi mala tuztaşı,
Mevlâm, kabul etme sen de bu işi,
Sahipsiz vatanlar, insan kalmamış.
xxxxx
Çok evler yıkılmış, harabe hanlar;
Kesilmiş kelleler, dökülmüş kanlar;
Hani benim mülküm diyen sultanlar?
Sahipsiz vatanlar, insan kalmamış.
xxxxx
Mescid, merek yanan insanla dolmuş,
Hepsi ite, kurda, kuşa yem olmuş;
Nice ocak sönmüş, bir adı kalmış,
Sahipsiz vatanlar, insan kalmamış.
xxxxx
Çocuklar sahipsiz, yoktur babası,
Ağlar, gezer arar bulmaz anası;
Kesilmiş, havara gelmez ağası,
Sahipsiz vatanlar, insan kalmamış.
xxxxx
İslâmlar’dan on köy, bütün dağılmış;
Nice bin can: Duman, od’da boğulmuş;
Cenazeler, odun gibi yığılmış,
Sahipsiz vatanlar, insan kalmamış.
xxxxx
Kahraman, seni sağ kalmaz olaydın,
Bu fâni dünyaya gelmez olaydın,
Şüregel’i böyle bulmaz olaydın,
Sahipsiz vatanlar, insan kalmamış.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.