Karabekirin Şark Cephesi Hatıraları (2)
Yayınlanma:
Doğu illerimizde ana-babaları Ermeni çeteleri tarafından katledilen binlerce öksüz ve yetim Müslüman Türk çocuğunu baba şefkatiyle mânevî evlât edinerek büyütüp, tahsillerini yaptırdığı kaydedilen General Kâzım Karabekir; Bolşevik Rusya tarafından 13 Temmuz 1878’de savaş tazminatı yerine vatanımızdan koparılan Kars, Ardahan, Oltu, Şenkaya, Olur, Batum, Artvin dahil Üç Sancak bölgesinin 3 Mart 1918’de imzalanan Brest-Litowsk anlaşması gereğince Osmanlı Devleti’ne geri verilmesinden sonra Sarıkamış’ın işgâl edilmesi emrini almıştı. Komutası altında olan 15. Kolordu’nun 9. ve 36. Tümenlerini hazırlayıp, 3 Nisan 1918’de harekete geçerek, 2 günlük çarpışmanın sonunda 5 Nisan’da Sarıkamış’ı ele geçirip, aynı gün karargâhı burada kurduklarında çarşı, ambar ve bazı binaları yanan bu kasabada bir Rus ailesinden başka tek bir kimsenin kalmamış olduğunu gördüklerini belirten Karabekir, vefatından sonra “İstiklâl Harbimiz” adıyla 1148 sayfalık bir kitap hâline getirilen notlarında çok değerli bilgi ve belgeler veriyor.
Sarıkamış’ı terketmek zorunda kalan Ermeni birliklerin Yeni Selim çevrelerini çekildiğini, birliklerini bunlarla karşılaşıncaya kadar ileriye sürerek, 7 Nisan’da Ermeni birlikleri ile çarpıştıklarını ifade eden Kâzım Karabekir, Ermenilerin Yeni Selim bölgesinde kuvvetli olduklarının tesbit edildiğini, 6 Nisan’da 4. Kolordu’nun Van’ı kurtardığı haberinin geldiğini, 8 Nisan’da Kağızman’a giren bir müfrezenin halktan dörtyüz kişiyi sokaklarda öldürülmüş olarak bulduğunu, Ermeni çetelerin bu cinayetleri işlerken “Artık kardeş olduk. Silahlarınızı veriniz, hiçbirinize kötülük yapmayacağız” diyerek kandırıp, silahlarını topladıkları halkı öldürdüklerini haber verdiğini belirten Karabekir Paşa, Çarşı Mahallesi’nde bulunan hapishaneye doldurulan yüzlerce Türk’ün süngülenerek katledildiğini dile getirerek, şöyle devam ediyor:
“9 Nisan 1918’de Yeni Selim bölgesinde Ermeniler sağ ve sol kanatlarımıza saldırdılarsa da,10 Nisan’da geri çekilmeye mecbur oldular. 14 Nisan’da Batum vilayeti, 10 ve 37. Tümenler tarafından işgâl edildi. 19 Nisan’da Yeni Selim bölgesine taarruz kararı aldık. İkinci Kafkas Kolordusu’nun bir tümeni de bize dahil oldu. Bir gece yürüyüşü ile birlikleri takviye ederek, taarruza başlayınca Ermeniler, 2 saat dayanamayıp, Karsa çekildiler ve 23 Nisan’da mütareke teklifi ile gelen Ermeni murahhaslar, kat’i karar için beni ileri hatta çağırdılar. Otomobil ile gittiğimde Kars Kalesi’nden topçu ateşi ile karşılanıp, büyük tehlike atlattım. Ermeniler akşama kadar topçu ateşine devam ettiler. Kolordumun Kars’ı bütünüyle saracağını Ermenilere anlatınca, Kars’ı boşaltmakta olduklarını, çevirme hareketlerinin yapılmamasını, bugün batı cephesinden çekileceklerini bildirerek, takip etmememizi rica ettiler. Ben de kabul ederek, “Kars‘ta Ruslardan kalma birçok askerimiz bulunduğunu işittik. Bunlara bir felâket gelmemesi” karşı ricada bulundum.
Ne yazık ki, Ermeni birliklerini Kars’a kapamak hareketinden ve takibinden vazgeçmek gibi bir büyüklük göstermeme karşılık, Ermeniler Kars’ı her taraftan yakmak ve zavallı esirlerimizi İstasyon’da öldürmek gibi vahşilikten kendilerini alamamışlar. 25 Nisan 1918 Perşembe akşamı Kars’ı işgâl ettik. 26 Nisan’da bizzat Kars’ı dolaştığımda gördüm ki, her taraf yanıyordu, İstasyon’da yüz kadar esir askerimiz eza cefa ile öldürülmüştü. Ayrıca, Kale Ensesi’ndeki Kars Müstahkem Mevkii Kumandanlığı Dairesi’nin 20 metre kadar batısındaki Çağlayan yerinde elli kadar Müslüman ahalinin Kars Çayı’na atılmış cesedini bulduk. 29 Nisan’da, 1877’den önce Türk hududu olan Arpaçayı’na kadar ileri hareket emrini aldım. Müfrezelerimiz, ertesi gün sınıra varırken ben de karargâhımı Hacıveli’ye, sonra da 4 Mayıs’ta da Başgedikler istasyonuna naklederek, birliklerimi de toplu bir duruma getirdim. Bir tümenimin 8 Mayıs’ta Tebriz’e doğru hareket edeceği, Ermenilerin buna engel olamayacakları, eğer mukabele ederlerse Arpaçay’ı geçerek zorla kabul ettirilmesi Kars’taki Grup Kumandanlığı’ndan bildirildi. Bunun üzerine Kızılçakçak’a (Akyaka) taşıdım.
21 Nisan 1918’e kadar Rusya’nın ayrılmaz parçası olan “Mâverâyı Kafkas Hükümeti”, 22 Nisan 1918 günü meclis kararı ile kurulan “Mâverâayı Kafkas Federatif Cumhuriyeti” adıyla istiklâlini ilan etmiş, Cumhurbaşkanlığına Gürcü Menşevik Gegeçkuri’nin yerine, Trabzon konferansına gelen murahhas heyeti başkanı Gürcü Akaki Çhengeli seçilmişti. 22 Nisan’dan önce onun imzaladığı Brest-Litowsk antlaşmasını tanımayan Gürcü ve Ermeniler, Üç-Sancak bölgesinin kurtuluşu için kan dökülmesine sebep oldukları gibi 1827’de Çarlığın eline geçen Sürmeli Sancağı ile 1829’da savaş tazminatı yerine Ruslara bırakılan Ahıska Sancağı’nda çoğunluk olan Türkler de Anayurdumuza katılmak istemişlerdi. Bu yüzden Batum antlaşması görüşmelerinde Başmurahhasımız (delegemiz) Vehip Paşa, Gürcülere Ahıska’nın; Ermeniler’e de Sürmeli Sancağı’nın geçmesini kabul ettirdi. Bu arada Ermeniler, İngilizler’e karşı yürüyecek Türk Ordusu’nun, Gümrü-Culfa-Tebriz demiryolu’ndan serbestçe faydalanmasını da Batum konferansı’nda kabul etmişti.
İran’ı istilâ eden İngilizler’in, Bakü petrollerini ele geçirmek için ilerleyip, müfrezelerinin Tebriz’e kadar gelmelerinin güney harekâtımıza yolaçtığı bildirilmişti. Ermeniler’in, Batum’da imzaladıkları barışı kabul etmedikleri gibi, Tebriz’e gidecek olan birliğimizin harekâtına da müsaade etmediklerinden, Gümrü’nün (Leninakan) zaptedilmesi için emir aldık. 15 Mayıs’ta her iki Kolordumuz Arpaçay’ı geçerken, Kolordum Gümrü’nün güney ve doğusunu kuşattı ve akşama doğru da Gümrü teslim oldu. (Devam edecek)
Sarıkamış’ı terketmek zorunda kalan Ermeni birliklerin Yeni Selim çevrelerini çekildiğini, birliklerini bunlarla karşılaşıncaya kadar ileriye sürerek, 7 Nisan’da Ermeni birlikleri ile çarpıştıklarını ifade eden Kâzım Karabekir, Ermenilerin Yeni Selim bölgesinde kuvvetli olduklarının tesbit edildiğini, 6 Nisan’da 4. Kolordu’nun Van’ı kurtardığı haberinin geldiğini, 8 Nisan’da Kağızman’a giren bir müfrezenin halktan dörtyüz kişiyi sokaklarda öldürülmüş olarak bulduğunu, Ermeni çetelerin bu cinayetleri işlerken “Artık kardeş olduk. Silahlarınızı veriniz, hiçbirinize kötülük yapmayacağız” diyerek kandırıp, silahlarını topladıkları halkı öldürdüklerini haber verdiğini belirten Karabekir Paşa, Çarşı Mahallesi’nde bulunan hapishaneye doldurulan yüzlerce Türk’ün süngülenerek katledildiğini dile getirerek, şöyle devam ediyor:
“9 Nisan 1918’de Yeni Selim bölgesinde Ermeniler sağ ve sol kanatlarımıza saldırdılarsa da,10 Nisan’da geri çekilmeye mecbur oldular. 14 Nisan’da Batum vilayeti, 10 ve 37. Tümenler tarafından işgâl edildi. 19 Nisan’da Yeni Selim bölgesine taarruz kararı aldık. İkinci Kafkas Kolordusu’nun bir tümeni de bize dahil oldu. Bir gece yürüyüşü ile birlikleri takviye ederek, taarruza başlayınca Ermeniler, 2 saat dayanamayıp, Karsa çekildiler ve 23 Nisan’da mütareke teklifi ile gelen Ermeni murahhaslar, kat’i karar için beni ileri hatta çağırdılar. Otomobil ile gittiğimde Kars Kalesi’nden topçu ateşi ile karşılanıp, büyük tehlike atlattım. Ermeniler akşama kadar topçu ateşine devam ettiler. Kolordumun Kars’ı bütünüyle saracağını Ermenilere anlatınca, Kars’ı boşaltmakta olduklarını, çevirme hareketlerinin yapılmamasını, bugün batı cephesinden çekileceklerini bildirerek, takip etmememizi rica ettiler. Ben de kabul ederek, “Kars‘ta Ruslardan kalma birçok askerimiz bulunduğunu işittik. Bunlara bir felâket gelmemesi” karşı ricada bulundum.
Ne yazık ki, Ermeni birliklerini Kars’a kapamak hareketinden ve takibinden vazgeçmek gibi bir büyüklük göstermeme karşılık, Ermeniler Kars’ı her taraftan yakmak ve zavallı esirlerimizi İstasyon’da öldürmek gibi vahşilikten kendilerini alamamışlar. 25 Nisan 1918 Perşembe akşamı Kars’ı işgâl ettik. 26 Nisan’da bizzat Kars’ı dolaştığımda gördüm ki, her taraf yanıyordu, İstasyon’da yüz kadar esir askerimiz eza cefa ile öldürülmüştü. Ayrıca, Kale Ensesi’ndeki Kars Müstahkem Mevkii Kumandanlığı Dairesi’nin 20 metre kadar batısındaki Çağlayan yerinde elli kadar Müslüman ahalinin Kars Çayı’na atılmış cesedini bulduk. 29 Nisan’da, 1877’den önce Türk hududu olan Arpaçayı’na kadar ileri hareket emrini aldım. Müfrezelerimiz, ertesi gün sınıra varırken ben de karargâhımı Hacıveli’ye, sonra da 4 Mayıs’ta da Başgedikler istasyonuna naklederek, birliklerimi de toplu bir duruma getirdim. Bir tümenimin 8 Mayıs’ta Tebriz’e doğru hareket edeceği, Ermenilerin buna engel olamayacakları, eğer mukabele ederlerse Arpaçay’ı geçerek zorla kabul ettirilmesi Kars’taki Grup Kumandanlığı’ndan bildirildi. Bunun üzerine Kızılçakçak’a (Akyaka) taşıdım.
21 Nisan 1918’e kadar Rusya’nın ayrılmaz parçası olan “Mâverâyı Kafkas Hükümeti”, 22 Nisan 1918 günü meclis kararı ile kurulan “Mâverâayı Kafkas Federatif Cumhuriyeti” adıyla istiklâlini ilan etmiş, Cumhurbaşkanlığına Gürcü Menşevik Gegeçkuri’nin yerine, Trabzon konferansına gelen murahhas heyeti başkanı Gürcü Akaki Çhengeli seçilmişti. 22 Nisan’dan önce onun imzaladığı Brest-Litowsk antlaşmasını tanımayan Gürcü ve Ermeniler, Üç-Sancak bölgesinin kurtuluşu için kan dökülmesine sebep oldukları gibi 1827’de Çarlığın eline geçen Sürmeli Sancağı ile 1829’da savaş tazminatı yerine Ruslara bırakılan Ahıska Sancağı’nda çoğunluk olan Türkler de Anayurdumuza katılmak istemişlerdi. Bu yüzden Batum antlaşması görüşmelerinde Başmurahhasımız (delegemiz) Vehip Paşa, Gürcülere Ahıska’nın; Ermeniler’e de Sürmeli Sancağı’nın geçmesini kabul ettirdi. Bu arada Ermeniler, İngilizler’e karşı yürüyecek Türk Ordusu’nun, Gümrü-Culfa-Tebriz demiryolu’ndan serbestçe faydalanmasını da Batum konferansı’nda kabul etmişti.
İran’ı istilâ eden İngilizler’in, Bakü petrollerini ele geçirmek için ilerleyip, müfrezelerinin Tebriz’e kadar gelmelerinin güney harekâtımıza yolaçtığı bildirilmişti. Ermeniler’in, Batum’da imzaladıkları barışı kabul etmedikleri gibi, Tebriz’e gidecek olan birliğimizin harekâtına da müsaade etmediklerinden, Gümrü’nün (Leninakan) zaptedilmesi için emir aldık. 15 Mayıs’ta her iki Kolordumuz Arpaçay’ı geçerken, Kolordum Gümrü’nün güney ve doğusunu kuşattı ve akşama doğru da Gümrü teslim oldu. (Devam edecek)





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.