Kapı Camii ve Çevresi

Konya’nın önemli mabetlerinden birisi olan Kapı Camiinin tarihinden, şimdiye kadar görev yapan muhterem imam-hatiplerden ve mukabele okuyan meşhur hafızlardan bahsedecek değilim. Ben de aynı sınıfta yer aldığım halde vaizlerden de bahsedecek değilim. Sanki görevli gibi ilerlemiş yaşına rağmen günün belli bir saatinde kapısının önünde oturan Parsanalı Mustafa’yı da anlatacak değilim. Bütün bunları itinâ ile bir köşeye bırakarak, hizmetlerini ve himmetlerini saygı ile hatırlayarak Kapı Camiinin cemaatinden ve çevresinden bahsetmek istiyorum.
Minaresiz cami olmadığı gibi, cemaatsiz cami de olmaz. Olsa bile diğer binalardan bir farkı kalmaz.  Cemaat, caminin varlık sebebi ve süsüdür. Çok şükür Konya’nın kulluk ve bolluk merkezi Kapı Camiinde minare de var, cemaatte. Hem de cemaat, var demeye değer sayıda. Kapı Camii cemaat yönünden Türkiye’nin önde gelen ve örnek gösterilen camilerindendir.
Ramazan günlerinde Kapı Camii en feyizli, bereketli ve hareketli günlerini yaşıyor. Gündüzleri mukabele okunuyor, Teravih namazları coşku ile hatimle kılınıyor. Bu gelişmelerden cami de memnun, cemaatte memnun. Cemaat denince Cuma namazlarında sokaklara taşan cemaati kastetmiyorum. Vakit namazlarında muntazam camiye gelen insanları kastediyorum.
Kapı Camiinin cemaati çok yaşlı ve tecrübeli olmasalar da merakları sebebiyle camiyi tanıyorlar ve caninin geçmişiyle ilgili anlatılanları heyecanla ve zevkle dinliyorlar. Kapı Camiindeki birinci safın özelliğini ve o safta namaz kılmanın faziletini çok işi biliyorlar. İcâbında Allah’ın sevgili kullarının biri veya bir kaçı ile aynı safta namaz kılabileceklerine inanıyorlar. Bu şansı yakalayabilmek için erkenden camiye gelip birinci safta yerlerini alanlar az değillerdir. Cemaatin, camide oluştuğuna inandığı feyiz ve bereketten, ecir ve sevaptan hissesine daha fazla düşmesi için gayret sarf ettiği hissediliyor.
Cemaat, Cuma günleri vaaz dinlemek için en geç ezan vaktinden bir saat önce camiye gelir.  Kürsüden ses duyuluncaya kadar Kur’an-ı Kerim okurlar.  Ramazanda üç vakit devamlı okunan mukabeleyi bir kısmı Kur’an-ı Kerimden takip ederek, bir kısmı da dikkatle dinleyerek hafızları yalnız ve ilgisiz bırakmazlar. Hatimle kıldırılan Teravih Namazının Konya’nın her yerinden gelen dolu dolu seçkin ve saygın bir cemaati var.
Kapı Camiinde namaz kılanlar öğle namazı ile ikindi namazı arasını ya camide geçirirler veya çevredeki çay ocaklarında çay sohbetleriyle değerlendirirler. Batı Trakya’da camilerin önünde çok büyük çınar ağaçları var. Neredeyse camilerin kapladığı genişlikler kadar yer kaplarlar. Semerkant’taki İmam Buhari Camisinin ve türbesinin bahçesindeki dört çınar ağacının oluşturduğu serin zemini ve o muhteşem tabloyu bir türlü unutamıyorum. İstanbul Bayezid Camiinin Kapalı Çarşı tarafındaki çınar ağacının altındaki çayhane de meşhur. Camiden çıkan cemaat bu tarihi çınar ağaçlarının serin gölgesinde çay içerek vakit geçirir ve ezanı beklerler.
Bu unutulması mümkün olmayan örnekleri neye veriyorum? Acaba Kapı Camiinin batı kısmındaki genç çınar ağaçlarının altları da bu hale getirebilir mi diye. Kapı camiinin etrafında yer alan boşluktaki taşlar bir aralık değiştirildi, daha düzenli hale getirildi ve güzel de oldu.  O çalışmanın devamını beklerken öylece kaldı. O kadarcık ilgi ve çalışma bile dar çevreye bir yenilik getirmişti.  Şimdi Kapı Camiinin çevresinde acaba yeniden bir şey yapılamaz mı? İşin uzmanları elbette daha iyi bilirler, ama herhalde yapılabilir.  Her şeyden önce bu caminin önündeki keyfilik önlenmeli ve orasının bir cami olduğunun farkına varmayanların farkına varmaları sağlanmalı.  Cuma günleri daha cemaat camiden çıkmadan kapı önlerinde başlayan bağırtı, çağırtı susturulmalı.  Zaman zaman hem duyuyor ve hem de medyada görüyoruz.  Tarihi bedesten islâh projesi hazırlandı veya hazırlanıyor diye. Epeyden beri konuşuluyor ama her nedense bir türlü hayatı geçirilemiyor.  Öyle bir çalışmada her halde Kapı Camiinin çevre düzenlemesi de dikkate alınır.
Bu yazıyı yazmak nereden aklıma geldi?
Kapı Camiinde yine kalabalık bir cemaatle öğle namazını kıldıktan sonra birkaç arkadaşla batı kısmından geçiyorduk. Genç çınarların altında öğretmen arkadaşların oturduklarını gördük. Bizi de davet ettiler, biz de memnuniyetle gruba dahil olduk. Hem çay içiyor ve hem de konuşuyoruz. O dar çevrede çok güzel çay yapıyorlar.  Etrafımızda bulabildikleri ağaç gölgelerinde grup grup çay içen kimseler de var. Bizim sohbetimiz ikindi vaktine kadar sürdü. Caminin yakınında ve çınar ağaçlarının yeşil serinliğinde olmak, yaprak hışırtılarını hafiften dinleyerek oturmak insanı sıkmıyor. Nitekim biz hiç sıkılmadık.  Kendi kendime düşündüm: Acaba ilgili belediye birçok yerde örneğini gördüğümüz gibi şuraya güzel bir kır kahvesi havasında bir çay bahçesi oturtamaz mı?  Büyük bir ihtiyacı karşılar ve çevreyi daha nezih hale getirir.  Yalnız bir tek sakıncası var; Cuma günleri cemaat bu boşlukta yazlık cuma namazı kılıyor. Onun da bir çaresi bulunur elbet. Malum Kapı Camiine merdivenlerle çıkıyoruz.  Cephe girişinin altında dükkânlar var.  O dükkânların kıble duvarına kadar uzantısında ne var. Caminin altı dolmamı, yoksa boşluk mu ben bilmiyorum. Boşluk ise acaba cemaat için namaz kılınacak şekilde düzenlenemez mi? 
Cemaat çokça varlığıyla camiyi şeneltmiş, zenginleştirmiş ve görevini yapmış oluyor. Diğer ilgili kurumlarda görevlerini yerine getirmeli ve mabetlerimizin fiziki yüzü de gülmeli. Kapı Camiinin çevresi mutlaka düşünülmeli ve gözden geçirilmeli. Burası şehrin kalbi mesabesinde. Yapılacak düzenleme ile şehrin kalbi rahatlar ve halkın rahat nefes alıp vermesi sağlanır. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi