Kamu Alanında Haklar ve Peygamberimizin Hadisleri

Kamuya açık alanlarından faydalanmak herkesin hakkıdır. Bu tür yerleri kullanma önceliği, özel bir düzenleme yoksa ilk kullananındır. Ancak bu kullanma hakkı, işgal hakkını doğurmaz.
Yol, cadde, kaldırım, parklar gibi herkesin kullanımına açık olan yerlerin nasıl kullanılacağı günümüzde çoğunlukla mevzuatta düzenlenmektedir. Ancak sadece mevzuat hükümleri yetmez; bunların herkes tarafından kural olarak benimsenmesi gerekir. Mesela kaldırım işgallerine karşı Kabahatler Kanunu gereğince işlem yapılır, park edilmeyecek yerlere bırakılan araçlar Trafik Kanunu gereğince çekilir ve cezai işlem yapılır.
Ebu Said el-Hudri (RA) rivayet ettiği bir hadiste Peygamberimiz, bu konu için şu uyarılarda bulunmuştur: “Yollarda oturmaktan sakınınız”. Bunun üzerine Sahabe-i Kiram, “Ey Allahın Rasülü! Sokaklarda oturmaya ihtiyacımız var, bunu bırakamayız, ne yapalım!” dediler. Peygamberimiz de şöyle buyurdu: “Eğer oturursanız, yola hakkını veriniz”. Yani, yolda ihtiyaç kadar bulununuz, demektir. Yine “Ey Allahın Rasülü! Yolun hakkı nedir?”diye sordular. O da şöyle buyurdu: “Gözlere sahip çıkmak, gelip geçenlere zarar vermemek, selam alıp-vermek, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmaktır”.
Böylece hadisten, kamu alanlarını kullanmanın da bir düzeni olduğunu anlamaktayız. Eğer yollar, kaldırımlar, parklar kullanılacaksa kurallara uyulmalıdır. Şehir merkezindeki esnafların kaldırımları istedikleri gibi işgal etmeleri, sadece kendi arabalarına park yeri ayırıp diğerlerine engel olmaları, yolların düzensiz kullanılması, trafikte kurallara uyulmaması gibi pek çok konu yukarıdaki hadis-i şerife ne kadar aykırıdır!
Ebu Hüreyre’nin rivayet ettiği bir başka hadis-i şerif de şöyledir: Peygamberimiz açlıktan ıstırap çektiğinden evinden çıktı ve dışarıda Ebu Bekir ve Ömer’e rastladı. Onlara; böyle uygun olmayan bir vakitte sizi evlerinizden çıkaran nedir? Diye sordu. Açlık, dediler. Peygamberimiz de, “Beni de aynı şey evden çıkardı” buyurdu. Ensardan birinin evine gittiler, o kişi evinde yoktu, Evin hanımı, hoş geldiniz dedi. Hanıma, Fülan kişi nerede? Diye sordular. Hanım: bize içecek (tatlı) su doldurmaya gitti dedi. Ensarlı adam eve geldi ve Peygamberimizle iki arkadaşını gördü. “Bugün, en güzel konuklarımı ağırlıyorum, Allah’a hamdolsun” dedi. Kalktı ve taze, kuru ve normal hurma salkımı getirdi. Buyurun, yiyin dedi. Sonra eline bıçak alarak bir koyun kesmeye yöneldi. Bunun üzerine Peygamberimiz: “Süt veren hayvanı kesmekten sakın”, buyurdu. Bunun üzerine ev sahibi, süt vermeyen başka bir hayvanı kesti. Sonra et ve hurma yediler, su içtiler. Doyduklarında Peygamberimiz ashabına şöyle buyurdu: “Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin olsun ki, kıyamet gününde bu nimetlerden sorulacaksınız”. Yani, bu nimetler size sayılacak. Ömer, bunun üzerine hurma salkımını yere bıraktı, hurmalar da dağıldı.
Hadiste ifade edildiği gibi ürün veren iktisadi faktörler korunur ve geliştirilir. Nitekim süt veren hayvanın kesilmemesi için Peygamberimiz uyarmıştır. Nimetlerden hesap verileceğine göre, onları israf etmemek gerekir. Zorluk içinde olanların ihtiyaçlarını karşılamak da Müslümanlığın şiarlarındandır. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi