İsrail'e Psikiyatri Yardımı Yapılmalı
Yayınlanma:
Yahudiler, Kutsal kitapları Tevrat’ı eksen alan bir siyaset sonrası, iki bin yıl sonra bugün bulundukları topraklarda devlet kurdular. Bugün Yahudilerin kutsal kitap olarak gördükleri Tevrat, tahrif edilmiş Tevrat’tır. İsrailli yöneticilerin hemen hemen tamamı, Tevrat’ı bir tapu kadastro kitabı gibi görmektedir. Yani “vaad edilmiş topraklar”ın sınırı Tevrat’ta belirtilmiştir. Netenyahu: “Yahudi halkı Kudüs’ü 3 bin yıl önce inşa ediyordu, bu gün de inşa ediyor. Kudüs bizim başkentimizdir.” Sözüyle icraatlarının kaynağını açıkça açıklamaktadır.
İsraillilerin inandığı “on emir”den ilk 5’i şöyledir:
1- Put yapmayacaksın
2- Öldürmeyeceksin
3- Çalmayacaksın
4- Yalancılık yapmayacaksın
5- Komşunun malına tamah etmeyeceksin
Uygulamada bu emirlerin hiçbir etkisi görülmemektedir. Uygulama örneklerini, Gazze’deki Filistinlilere saldıran İsrailli askerlerin davranışlarından öğreniyoruz. İsrail’in estirdiği terör ve soykırım politikaları, “on emir” ile taban tabana zıttır. Burada başka bir on emir uygulaması vardır. Yahudilerin Filistinlilere karşı olan davranışlarını, Tevrat’ın on emrinin değil, diğer başka emirlerin tayin ettiği ortadadır. Bu emirleri ve onların alt yapısını üreten iklimi doğru anlamaya ihtiyaç vardır.
İsrailli asker ve siyasetçilerinin davranışlarını “on emrin” değil, bugünkü Kabala’dan mülhem “Tevrat”taki bazı hükümlerin etkilediği kesindir. Bu hükümlerden bazı örnekler şunlardır:
“-Şimdi git, Onların her şeylerini tamamen yok et ve onları esirgeme, erkekten kadına, çocuktan emzikte olana kadar hepsini öldür. (Tevrat, 1.Samual Bölümü, 15/3)”
“-Ve Tanrı’nın Rab onları senin önünde ele vereceği ve sen onları vuracağın zaman; onları tamamen yok edeceksin; onlarla ahdetmeyeceksin ve onlara acımayacaksın. (Tevrat Tensiye Bölümü,7/3)”
“-Ve Rabbin sana teslim edeceği bütün kavimleri bitireceksin, gözün onlara acımayacak (Tevrat, Tensiye Bölümü 7/16)”
“-Et yiyin ve kan için. Yiğitlerin etini yiyeceksiniz ve dünya beylerinin kanını içeceksiniz. Sarhoş oluncaya kadar kan içeceksiniz (Tevrat, Hezekiel Bölümü 39/18-20)”
“-Onları kasaplık koyunlar gibi ayır ve öldürme günü için onları hazırla. (Tevrat, Yeremya Bölümü, 12/3)”
İsrail askerlerinin hiçbir ahlaki ve insanı sınır tanımayan saldırılarının esas nedeni bu sapık inanıştan kaynaklanmaktadır. Filistinli çocukların kolunu taşlarla kıran, onları kendi vatanında esir tutan, işkence yapan veya onlara yardım götüren bir insanın kafasına beş mermi sıkan, camiyi, okulu bombalayan zihniyet ancak böyle bir inançtan üretilebilir.
Bu tür inanca sahip bir toplumun, sağlıklı kalması son derece zordur. Bugün Filistinlilere yardım etmek ne kadar gerekli ise İsrail’deki sapık inançla mücadele etmekte o kadar gereklidir. İsrail’e acil psikiyatri yardımı gereklidir ve BM’lerin bu konuyu gündeme alması zorunludur.
BM’lerin bu sapık inanca psikiyatri yardımını gündeme almak bir yana, Yahudi Lobisi’nin kontrolünde, “Mavi Marmara Raporu”nu İsrail’in istediği doğrultuda hazırlaması, tam bir skandaldır.
Bu raporun hazırlanmasının hemen ardından, Türkiye’nin İsrail’e karşı bazı yaptırım kararları alması sevindirici olmakla birlikte, inandırıcı değildir. Çünkü aynı Türkiye, “Füze Kalkanı Projesi”ne evet demiştir. Füze kalkanı kime karşı kurulmuştur? Elbette ki İran’a karşı! İran kime karşı nükleer enerji üretmeye çalışıyor? İsrail’e karşı!
Yani “Füze Kalkanı Projesi” İsrail’i korumak adına, İran’a karşı geliştirilen bir projedir. Türkiye dolaylı olarak İsrail’in güvenliğini korumak adına, bu projeyi kabul etmiştir.
Sonuç olarak Türkiye’nin BM’nin Mavi Marmara Raporu sonucunda, İsrail’e karşı yaptırım kararı alması inandırıcı değildir. Çünkü aynı Türkiye İsrail’i korumak adına, İran’a karşı kurulan “Füze Kalkanı Projesi”ne evet demiştir.
İsraillilerin inandığı “on emir”den ilk 5’i şöyledir:
1- Put yapmayacaksın
2- Öldürmeyeceksin
3- Çalmayacaksın
4- Yalancılık yapmayacaksın
5- Komşunun malına tamah etmeyeceksin
Uygulamada bu emirlerin hiçbir etkisi görülmemektedir. Uygulama örneklerini, Gazze’deki Filistinlilere saldıran İsrailli askerlerin davranışlarından öğreniyoruz. İsrail’in estirdiği terör ve soykırım politikaları, “on emir” ile taban tabana zıttır. Burada başka bir on emir uygulaması vardır. Yahudilerin Filistinlilere karşı olan davranışlarını, Tevrat’ın on emrinin değil, diğer başka emirlerin tayin ettiği ortadadır. Bu emirleri ve onların alt yapısını üreten iklimi doğru anlamaya ihtiyaç vardır.
İsrailli asker ve siyasetçilerinin davranışlarını “on emrin” değil, bugünkü Kabala’dan mülhem “Tevrat”taki bazı hükümlerin etkilediği kesindir. Bu hükümlerden bazı örnekler şunlardır:
“-Şimdi git, Onların her şeylerini tamamen yok et ve onları esirgeme, erkekten kadına, çocuktan emzikte olana kadar hepsini öldür. (Tevrat, 1.Samual Bölümü, 15/3)”
“-Ve Tanrı’nın Rab onları senin önünde ele vereceği ve sen onları vuracağın zaman; onları tamamen yok edeceksin; onlarla ahdetmeyeceksin ve onlara acımayacaksın. (Tevrat Tensiye Bölümü,7/3)”
“-Ve Rabbin sana teslim edeceği bütün kavimleri bitireceksin, gözün onlara acımayacak (Tevrat, Tensiye Bölümü 7/16)”
“-Et yiyin ve kan için. Yiğitlerin etini yiyeceksiniz ve dünya beylerinin kanını içeceksiniz. Sarhoş oluncaya kadar kan içeceksiniz (Tevrat, Hezekiel Bölümü 39/18-20)”
“-Onları kasaplık koyunlar gibi ayır ve öldürme günü için onları hazırla. (Tevrat, Yeremya Bölümü, 12/3)”
İsrail askerlerinin hiçbir ahlaki ve insanı sınır tanımayan saldırılarının esas nedeni bu sapık inanıştan kaynaklanmaktadır. Filistinli çocukların kolunu taşlarla kıran, onları kendi vatanında esir tutan, işkence yapan veya onlara yardım götüren bir insanın kafasına beş mermi sıkan, camiyi, okulu bombalayan zihniyet ancak böyle bir inançtan üretilebilir.
Bu tür inanca sahip bir toplumun, sağlıklı kalması son derece zordur. Bugün Filistinlilere yardım etmek ne kadar gerekli ise İsrail’deki sapık inançla mücadele etmekte o kadar gereklidir. İsrail’e acil psikiyatri yardımı gereklidir ve BM’lerin bu konuyu gündeme alması zorunludur.
BM’lerin bu sapık inanca psikiyatri yardımını gündeme almak bir yana, Yahudi Lobisi’nin kontrolünde, “Mavi Marmara Raporu”nu İsrail’in istediği doğrultuda hazırlaması, tam bir skandaldır.
Bu raporun hazırlanmasının hemen ardından, Türkiye’nin İsrail’e karşı bazı yaptırım kararları alması sevindirici olmakla birlikte, inandırıcı değildir. Çünkü aynı Türkiye, “Füze Kalkanı Projesi”ne evet demiştir. Füze kalkanı kime karşı kurulmuştur? Elbette ki İran’a karşı! İran kime karşı nükleer enerji üretmeye çalışıyor? İsrail’e karşı!
Yani “Füze Kalkanı Projesi” İsrail’i korumak adına, İran’a karşı geliştirilen bir projedir. Türkiye dolaylı olarak İsrail’in güvenliğini korumak adına, bu projeyi kabul etmiştir.
Sonuç olarak Türkiye’nin BM’nin Mavi Marmara Raporu sonucunda, İsrail’e karşı yaptırım kararı alması inandırıcı değildir. Çünkü aynı Türkiye İsrail’i korumak adına, İran’a karşı kurulan “Füze Kalkanı Projesi”ne evet demiştir.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.