İslâmda Şükür

Bu sene Konya'da yağışlar, çiftçinin yüzünü güldürdü. Konya ve çevresine güzel yağmur yağdı, emeği verimli hale getirdi ve toprağın bereketini artırdı. Kış günlerini takiben yeter miktarda yağan yağmur, tabiata canlılık kazandırdı. Bildiğiniz gibi her sene kuraklık sebebiyle köylerde hacet namazına veya yağmur duasına çıkılırdı. Bu sene köylüler, yağışların tesiriyle mahsulün bol olacağını düşünerek ve umarak yağmur duası yerine şükür duasına çıkıyorlar ve şükür secdesine kapanıyorlar. Güzel bir davranış ve minnettarlık duygusu. Vaktiyle yağmur duasına çıkanlar da, şimdi şükür secdesine kapananlar da demek ki nimeti artıranın da ve kısanın da farkındalar. Cenab-ı Hakkın besleyip büyüttüğü, nimetlendirdiği insanların dilinden, kalbinden ve fiilinden şükür eksik olmamalı.

Bir ahlâk kavramı olan şükür, yapılan iyiliği dile getirmek, sahibini övmek, nimetin değerini anlamak ve nankör olmamak demektir.

Arapça bir kelime olan şükür, Kur'an-ı Kerimin yetmiş yerinde geçmektedir. Türkçede kullanılan teşekkür ve şükran kelimeleri de aynı kökten gelmektedir. Bu kelimeleri milletimiz dilinden hiç eksik etmemekte ve kalbinden çıkartmamaktadır. Bu alışkanlık sebebiyle bu kelimeler, dilimize ve işimize o kadar yerleşmiş ki sanki Türkçeleşmişler.

Kur'an-ı Kerimde şükür kelimesinin dışında hamd kelimesi de geçmektedir. Şükür ve hamd kelimeleri, birbirine çok yakındır. Allah'a şükretmek dendiği gibi, Allah'a hamdetmek de denir. Nitekim Peygamber Efendimiz (S.A.S.): “Elhamdülillâhi rabbilâlemin” dendiği zaman muhakkak ki Allah'a şükretmiş olursun diyerek, hamd ile şükrün birbirine olan yakınlığını ifade etmiştir. Hz. Muhammed (S.A.S.): “Hamd, şükrün başıdır. Allah'a hamdetmeyen O'na şükretmemiş sayılır.” demek suretiyle bu hususa açıklık getirmiştir. Hamd ve şükür kelimeleri ile kasdedilen kişi veya kudret; nimeti verendir.” (Şamil İslâm Ansiklopedisi, cilt; 6, sayfa; 62,63. İstanbul, 1994.)

Şükrün tam zıddı küfüdür. Allah'ın nimetlerine şükreden fazlasıyla mükâfatlandırılır, küfreden ise cezalandırılır.

Şükür üç şekilde olur:

1. Dil ile olur. Allah insanlara dil gibi bir nimetle konuşma ve düşündüklerini anlatma imkânı vermiş. Dil ile nimet vereni anmak ve onu övmek şükrün dil ile olanıdır.

2. Kalp ile olur. Nimet vereni tanımak, idrak etmek, içtenlikle düşünmek ve O'nu tasdik ve takdir etmek kalp ile olan şükürdür.

3. Fiil ile olur. Allah bizi en güzel ve mükemmel şekilde yaratmış. Vücudumuza çalışma kabiliyeti ve organlar vermiş. Göz vermiş, görmek için, Kulak vermiş, duymak için. El vermiş, iş yapmak için. Ayak vermiş, yürümek için, Beyin vermiş, düşünmek için. Bütün bu organları Allah'ın istediği şekilde kullanmak hal ile şükürdür,

Kur'an-ı Kerimde şöyle buyrulur: “Siz, hiçbir şeyi bilmez iken Allah, sizi analarınızın karnından çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.” (Nahl s. ayet; 78)

Allah'ın verdiği bu nimetlere şükretmenin yolu ve usulü, O'nun verdiğini bilmek, yolunda kullanmak ve rızasına uygun sarf etmektir. .

“Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, şüphesiz ki Rabbin kimsenin şükrüne muhtaç değildir. O, lütuf ve kerem sahibidir.” (Neml s. ayet; 40)

 “And olsun, şükrederseniz elbette sizin (nimetinizi) artırırım. And olsun, nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz benim azâbım cidden çetindir.” (İbrahim s. ayet;7)

“Kim dünya sevgisini isterse ona ondan veririz. Kimde ahiret sevgisini isterse ona da ondan veririz. Şükredenlere gelince, onları mutlaka mükâfatlandıracağız.” (Ali İkran s. ayet; 145)

Hz. Aişe (R.Anha) validemiz anlatıyor:

“Peygamberimiz, geceleri ayakları şişinceye kadar namaz kılardı. O'na: (Niçin böyle yapıyorsun ey Allah'ın Resulü? Oysa Allah, Senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamıştır.) dediğimde bana: (Ben, şükreden bir kul olmayayım mı?) demiştir.”

Sa'd bin Ebi Vakkas anlatıyor:

“Bir gün Resulullah ile Mekke'den Medine'ye gidiyorduk. Azvera denen yere yaklaştığımızda bineğinden indi. Sonra ellerini kaldırarak bir süre dua etti, daha sonra secdeye kapandı. Secdede uzun kaldı. Secdeyi üç defa tekrarladı ve sonra şöyle buyurdu:

Rabbımdan dilekte bulundum ve ümmetim için şefaat niyaz ettim. O da ümmetimin üçte birini bana bağışladı. Ben de Rabbıma şükretmek için secdeye kapandım. Sonra tekrar başımı kaldırıp Rabbımdan ümmetimin bağışlanmasını diledim. O da bana ümmetimin üçte birini daha bağışladı. Ben de bunun için Rabbıma şükür secdesine kapandım. Sonra tekrar başımı kaldırıp Rabbımdan ümmetimin bağışlanmasını diledim. O da bana ümmetimin geri kalan üçte birini de bağışladı. Ben de Rabbıma şükretmek üzere secdeye kapandım.” (Ebu Davut. Cihat; 162.)

Abdurrahman bin Avf anlatıyor:

 “Bir defasında Resulullah ile mescidden çıkmıştık. Ben O'nu hissettirmeden takip ettim. Bir hurma bahçesine girdi. Kıbleye karşı durarak secdeye vardı. Secdesini o kadar uzattı ki vefat etti zannettim. Hemen yanına vardım ve eğilip yüzüne bakmaya başladım. Başını kaldırdı ve:

- Ne oldu ey Abdurrahman? Diye sordu: Abdurrahman:

- Ya Resulallah, secdeyi o kadar uzattınız ki vefat ettiniz diye korktum ve hemen yanınıza geldim. Resuli Ekrem Efendimiz:

- Bahçeye girdiğimde Cebrail ile karşılaştım. Allah Tealânın şöyle buyurduğunu müjdeledi:

“Kim sana selâm verirse, ben de ona selâm veririm. Kim sana salâvat getirirse, ben de ona salât ederim Bunun için Rabbıma şükür secdesi yaptım, buyurdu.” (Hakim 1, 344.)

Sevgili Peygamberimiz (S.A.S.) bir defasında kötürüm bir hastanın yanına uğrayıp onun halini gördüğünde, hemen hayvanından inerek şükür secdesine kapanmıştır.

Hz. Mevlâna ne güzel buyurmuş:     

“Akla uygun olanı da nimet verene şükretmektir. Eğer şükredilmezse ebedi olarak öfke kapısı açılır.” (Mesnevi, beyt; 2671)

“Nimete şükretmek, nimetten daha hoştur. Şükrü seven kimse şükrü bırakır da nimet tarafına gider mi? Şükretmek, nimetin canıdır. Nimet ise deri gibidir, kabuk gibidir. Çünkü seni dostun kapısına ancak şükür götürür. Nimet, insana gaflet verir. Şükretmek ise uyanıklık getirir. Sen aklını başına al da şükür tuzağı ile nimet avla.” (Mesnevi, beyt; 2995-97.)

“Ya Rabbi, sana şükürler olsun. Beni ansızın gamdan azat ettin. Benim de her kılın bir dili olsa da hepsi sana şükretse, yine de şükrünü yerine getiremem.” (Mesnevi, sayfa; 2314,15)

Sâdi Şirazi:

“Aldığımız diğeri de verdiğimiz için olmak üzere her nefeste iki şükür borcumuz var.”

Kendimize ve etrafımıza şöyle bir baktığımız zaman, o kadar çok şükredilecek sebep ve nimet görürüz ki anmakla ve saymakla bitmez. Allah'a sayısız şükürler olsun!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi