Yazılı ve görüntülü medyada yer alan bazı olayları bir hatırlayalım: Su kanalına düşüp ölen kız için, 850 bin lira tazminat istenmesine karşın, belediye avukatı “tazminat onaylanırsa herkes çocuğunu öldürür” diye savunma yapıyor. İstanbul’un bir ilçesinde Milli Eğitim Müdürü olarak görev yapan kişi, okul müdürlerini haraca bağlıyor. Bu müdür, geldiği yerde İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yaparken de aynı konu ile ilgili soruşturma geçirmiş. Bir defa değil, 5 kez aynı suçu işlemiş. Her defasında mahkemeyi kazanarak göreve geri dönmüş. Altıncı kez rüşvet alırken kameraya yakalanıyor ve yakayı ele veriyor. Mobese kameralarındaki görüntülere göre, bir kardeş diğerine arkadan yanaşıyor ve ensesine bir kurşun sıkıyor. Vurduğu kişi yere yığılıyor. Çevre kan gölüne dönüyor. Hiç oralı olan yok. Yere yığılan kişinin üzerine bir gazete bile örten yok. Yanından geçen insanlar hiçbir duygu belirtisi göstermeden gelip geçiyor. Yani hiçbir şey yokmuş gibi hayatlarına devam edebiliyor. Adana’da 96 yaşında yalnız yaşayan bir yaşlı kadının evine hırsız giriyor. Uyuyan kadının boğazına bıçağı dayıyor. Kulağındaki küpeleri çıkartarak alıyor. Çığlık seslerine rağmen, hiçbir komşusu oralı bile olmuyor. Hırsız elini kolunu sallayarak apartmandan uzaklaşıyor. Bu toplumda her gün, bu olayların yüzlercesi, binlercesi yaşanıyor. Bu olayları sıradan olaylar olarak değerlendiremeyiz. Yaşanan bu olumsuz olayları iyi tahlil etmemiz gerekiyor. Bu olaylar, insanımızın uğradığı ahlaki ve insani erozyonu göstermektedir. İnsanımız her geçen gün, insanı insan yapan değerlerini kaybediyor. Geleneksel değerlerini ya terk ediyor ya da pazara çıkarıyor. Artık değer olarak “maddi güç” öne çıkmış durumda. Manevi hayatın değerleri can çekişiyor. Bozulma ve yabancılaşma, toplumun her yanını sarmış durumdadır. Olup bitenler toplumun içine yuvarlandığı tehlikeli gidişin, açık bir habercisi durumundadır. Daha önce bize olağanüstü gibi gelen olaylar, artık olağan görünüyor. Hadi geleneksel değerleri bir tarafa bırakalım! İnsanlık, normalliğin inanılmaz derecede yadırgandığı bir dünya ile yüz yüzedir. İnsanlık, kendi aleyhine edindiği alışkanlıkların, tutkuların elinde rehin altındadır. Geleneksel değerlerini yok sayan anlayış, geçiciliğin anaforunda yok olmaya doğru hızla ilerlemektedir. Ahlâka sığmayanın, akla gelmeyenin, yüreğe girmeyenin, sıradan olaylar olarak algılandığı bir zamanda, insanlık bir çöküşe doğru hızla yuvarlanmaktadır. Adını iyi koyalım. Bugün Türk toplumunda, yalnız milli ve manevi değerlerde değil, insani değerlerde de büyük bir çöküş yaşamaktadır. Yukarıda verdiği örnekler ve her gün yaşanan binlercesi bunun açık birer göstergesi değil mi?
Önceki ve Sonraki YazılarYAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.