İnsan Ruhunu Beslendiği Kaynaklar Kuşatmıştır
Yayınlanma:
Kur’an ışığında ve peygamber rehberliğinde yaşamak güzel yaşamak. Ahlâki bir hayat sürmek, insanın dürüst ve ahlâklı hayat sürmesi yani yaratanın emrine uygun yaşamasıdır. Buna mukabil insanın kötü yaşaması Yaradan’ın emrine itaatsiz yaşaması ve boyun eğmemesidir.
Bu yüzden insan ruhu yarının endişelerinden kurtulamayıp, huzur bulamamaktadır. Bir endişeyi gönderip saldığında, peşin sıra binlerce endişeyle boğuşup, uğraşmaktadır. Ruhunu mükemmelleştirmek ve mükemmelleştirmekle beraber insanın mükemmel davranışlarla süslemesiyle ruhu mutluluğu yakalamakta ve huzura kavuşmasıdır. Bunu davranışlarla döküp süslediği zaman insan mükemmel üstü mükemmelliğe ulaşır.
İnsanın ruhunu mükemmelleştirmesi Kur’an ve peygamberimizin öğretisiyle mükemmelleşen bir ruha sahip olan bir insanın, kötü ve ahlaksız yaşaya bilmemsi çok zordur. Bu kaynaktan yıkanan ruh ve vicdan; akıl ve irade sahibi olur. Ruhunu bu iki kaynaktan besleyen insana hiç kimseye zarar veremez. İyi bir insanın iyi bir hayatını engelleyecek ölüm korkusu, hastalık, yoksulluk gibi hal ve durumlarda muzdarip olabilir. Onlardan zarar göre bilir. Bu hal ve durumlar Kur’ an güneşi ve peygamber kandilliyle aydınlanan bir ruha sahip olan insana hiçbir zarar veremez. Kur’ an ışığı ve peygamber kandilinin ışığıyla aydınlanmış. Bir insanın ruhu mükemmelliğe ulaşınca yoksulluk, hastalık ve manevi olmayan kötülükler insana hiçbir zarar vermez peygamberlerin çoğu fakirlik ve yoksul çekmiştir. Eyüp (as ) da hastalık korkusu olmadı gibi hasta haliyle şükrü bırakmaması buna bir örnektir. İnanç pınarından su içen ve orada yıkanan, durulanan, nurlanan bir ruhun, insana ahlaksız bir hayat sürmesine kötü ve adaletsiz bir hayat yaşamasına kesinlikle izin vermez. Ve kötülüklere kendi fiil ve davranışlarında hiçbir azasında hayat hakkı tanımaz ve ruhunda kötülüklerin filizlenip dal budak sarmasına zihninde kök salmasına izin veremez. Sahabenin önceki davranışlarını tamamen terk etmesi buna en güzel örnekledir.
İnanç pınarında yıkanan mükemmelliliğe ulaşmış bir ruhun önüne düşecek, hakikat bilgisinden yoksun bilgisizliğinin farkında dahi olmayan cahilliğinden utanmayan, hicap duymayan, bir insan ve hiçbir şey ona kötü ve ahlaksız bir hayat sürmesine rehberlik edip de kötü ve ahlaksız olmasına neden olamaz. Kimse ve hiçbir şey onun ruhunu bozacak bir adaletsizlik içinde olmasına yol açamaz. Onun iyiliği aydınlandığı Kur’an ışığı ve peygamber kandilidir. Dışarıdan herhangi bir kötülükle bir etkiyle beden haz, arzuları ve yaşadığı toplumun baskısına teslim olup bozula bilecek bir şey değildir.
İnsanı ve insanın ruhunu; beslendiği kaynaklar kuşatmıştır. İnsan ruhunu kuşatan ilahi kaynak ve değerler olursa mükemmelliğe ulaşmış, insanın kötüye meyledeceği zaman içindeki kutlu ses harekete geçer ve onu uyarır, ona dur der. Yapacağı her işin manevi bir boyutu olduğunu insanı düşündürür. Suç işlemeye yönelse bile dünya mahkemesinin geçici yargıçların elinden kurtulsa dahi ahret yargıçların yargıladığı mahkemeyi kübrayı düşünür.
İnsan yaratılış gayesinden uzak kalırsa sorgulanmamış hayatın, aklının estiği bir hayatı yaşar. Bu insanın hayatı kendi elinde değildir. Kendi kontrolleri dışına çıkmış. Yaşadığı toplumum sosyal baskısına boyun eğmiş. Daha kötüsü nefsine boyun eğmiş bir hayat olur. Dışarıdan müdahale edilmiş bir hayat başkaları için yaşanmış bir hayat olur. Beden arzularına teslim olmuş. Şan, şöhret, para ve beden hazlarıyla mutsuz ve umutsuz binlerce yarın endişesiyle boğuşmakla, ömrünü tamamlama ve esas gayesinden Allaha ibadet ve ahir ömrü kazanmadan habersiz gayesini unutmuş olur.
Bu durum ise insanı mutsuzluğa ve felakete götürmektedir. İnsanı insan yapan insanı mükemmelleştiren ve yücelten sadece insanın burayı bir imtihan için gönderildiğini bilmesidir. İnsan yaratılış gayesinden uzak sadece üreme, çalışma ve beden ihtiyaçları için; yaşaması onun diğer canlılardan ayıran bir özellik değildir. Onu diğer canlılarda yapmaktadır. İnsanın asıl gayesini diğer canlılardan ayrılması, yaratılış gayesini bilmektir. Yaratıcı insanın yaratılış gayesini bildirmekle kendini vazifeli kılmış. Uyarmadığı toplumları ve akılsızları mesul tutmayacağını yüce kitabında vaat etmiştir. Yaratıcı insana uyarıcı peygamberler ve kutsal kitaplar indirmiş. İnsanı akıl ve irade denen muhteşem tasarımlarla süslemiş yüceltmiştir. Yaratıcının korkutması dahi müjdeli olmuştur. Yaratıcı insana ulvi bir yücelik vermiştir. İlahi yasaklara uyup Kur’ an ışığında bir hayatı yaşadığınız takdirde cennetle ödüllendirileceğini vaat etmiştir. Onun vaadinden hâşâ şüphe edilmez.
Bu yüzden insan ruhu yarının endişelerinden kurtulamayıp, huzur bulamamaktadır. Bir endişeyi gönderip saldığında, peşin sıra binlerce endişeyle boğuşup, uğraşmaktadır. Ruhunu mükemmelleştirmek ve mükemmelleştirmekle beraber insanın mükemmel davranışlarla süslemesiyle ruhu mutluluğu yakalamakta ve huzura kavuşmasıdır. Bunu davranışlarla döküp süslediği zaman insan mükemmel üstü mükemmelliğe ulaşır.
İnsanın ruhunu mükemmelleştirmesi Kur’an ve peygamberimizin öğretisiyle mükemmelleşen bir ruha sahip olan bir insanın, kötü ve ahlaksız yaşaya bilmemsi çok zordur. Bu kaynaktan yıkanan ruh ve vicdan; akıl ve irade sahibi olur. Ruhunu bu iki kaynaktan besleyen insana hiç kimseye zarar veremez. İyi bir insanın iyi bir hayatını engelleyecek ölüm korkusu, hastalık, yoksulluk gibi hal ve durumlarda muzdarip olabilir. Onlardan zarar göre bilir. Bu hal ve durumlar Kur’ an güneşi ve peygamber kandilliyle aydınlanan bir ruha sahip olan insana hiçbir zarar veremez. Kur’ an ışığı ve peygamber kandilinin ışığıyla aydınlanmış. Bir insanın ruhu mükemmelliğe ulaşınca yoksulluk, hastalık ve manevi olmayan kötülükler insana hiçbir zarar vermez peygamberlerin çoğu fakirlik ve yoksul çekmiştir. Eyüp (as ) da hastalık korkusu olmadı gibi hasta haliyle şükrü bırakmaması buna bir örnektir. İnanç pınarından su içen ve orada yıkanan, durulanan, nurlanan bir ruhun, insana ahlaksız bir hayat sürmesine kötü ve adaletsiz bir hayat yaşamasına kesinlikle izin vermez. Ve kötülüklere kendi fiil ve davranışlarında hiçbir azasında hayat hakkı tanımaz ve ruhunda kötülüklerin filizlenip dal budak sarmasına zihninde kök salmasına izin veremez. Sahabenin önceki davranışlarını tamamen terk etmesi buna en güzel örnekledir.
İnanç pınarında yıkanan mükemmelliliğe ulaşmış bir ruhun önüne düşecek, hakikat bilgisinden yoksun bilgisizliğinin farkında dahi olmayan cahilliğinden utanmayan, hicap duymayan, bir insan ve hiçbir şey ona kötü ve ahlaksız bir hayat sürmesine rehberlik edip de kötü ve ahlaksız olmasına neden olamaz. Kimse ve hiçbir şey onun ruhunu bozacak bir adaletsizlik içinde olmasına yol açamaz. Onun iyiliği aydınlandığı Kur’an ışığı ve peygamber kandilidir. Dışarıdan herhangi bir kötülükle bir etkiyle beden haz, arzuları ve yaşadığı toplumun baskısına teslim olup bozula bilecek bir şey değildir.
İnsanı ve insanın ruhunu; beslendiği kaynaklar kuşatmıştır. İnsan ruhunu kuşatan ilahi kaynak ve değerler olursa mükemmelliğe ulaşmış, insanın kötüye meyledeceği zaman içindeki kutlu ses harekete geçer ve onu uyarır, ona dur der. Yapacağı her işin manevi bir boyutu olduğunu insanı düşündürür. Suç işlemeye yönelse bile dünya mahkemesinin geçici yargıçların elinden kurtulsa dahi ahret yargıçların yargıladığı mahkemeyi kübrayı düşünür.
İnsan yaratılış gayesinden uzak kalırsa sorgulanmamış hayatın, aklının estiği bir hayatı yaşar. Bu insanın hayatı kendi elinde değildir. Kendi kontrolleri dışına çıkmış. Yaşadığı toplumum sosyal baskısına boyun eğmiş. Daha kötüsü nefsine boyun eğmiş bir hayat olur. Dışarıdan müdahale edilmiş bir hayat başkaları için yaşanmış bir hayat olur. Beden arzularına teslim olmuş. Şan, şöhret, para ve beden hazlarıyla mutsuz ve umutsuz binlerce yarın endişesiyle boğuşmakla, ömrünü tamamlama ve esas gayesinden Allaha ibadet ve ahir ömrü kazanmadan habersiz gayesini unutmuş olur.
Bu durum ise insanı mutsuzluğa ve felakete götürmektedir. İnsanı insan yapan insanı mükemmelleştiren ve yücelten sadece insanın burayı bir imtihan için gönderildiğini bilmesidir. İnsan yaratılış gayesinden uzak sadece üreme, çalışma ve beden ihtiyaçları için; yaşaması onun diğer canlılardan ayıran bir özellik değildir. Onu diğer canlılarda yapmaktadır. İnsanın asıl gayesini diğer canlılardan ayrılması, yaratılış gayesini bilmektir. Yaratıcı insanın yaratılış gayesini bildirmekle kendini vazifeli kılmış. Uyarmadığı toplumları ve akılsızları mesul tutmayacağını yüce kitabında vaat etmiştir. Yaratıcı insana uyarıcı peygamberler ve kutsal kitaplar indirmiş. İnsanı akıl ve irade denen muhteşem tasarımlarla süslemiş yüceltmiştir. Yaratıcının korkutması dahi müjdeli olmuştur. Yaratıcı insana ulvi bir yücelik vermiştir. İlahi yasaklara uyup Kur’ an ışığında bir hayatı yaşadığınız takdirde cennetle ödüllendirileceğini vaat etmiştir. Onun vaadinden hâşâ şüphe edilmez.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.