İmam-Hatip Okullarının Gerçek Sahipleri

Türkiye'de İmam-Hatip Okulları, 1951 yılında 7 büyük ilimizde açıldı. Halkımızın gösterdiği hüsnü kabul ve büyük ilgi ile kısa zamanda sayıları arttı. Bu okullar, ilk mezunlarını 7 yıllık bir eğitim ve öğretimden sonra 1957-58 ders yılı döneminde verdi. İmam-Hatip Okullarının açılışından bu yana zaman ilerledi ve üzerinden 58 yıl geçti. İmam-Hatip Okullarının yarım asrı aşkın zaman diliminde başarılı olduğunu, kaliteli, dindar ve iyi niyetli insanlar yetiştirdiğini kimse inkâr edemez.

Yalnız ben, İmam-Hatip Okulları mezunlarının bu okullara beklendiği ve ümit edildiği ölçüde hizmet etmediklerini, kendi kuruluşlarına üye olmadıklarını ve ilgili hayır kurumlarına mesafeli davrandıklarını söyleyebilirim. Eğer ben, niye bu düşüncede olduğumu ifade edebilirsem, mezunlarımızın tamamı olmasa bile büyük bir kısmının bana hak vereceklerine inanıyorum.

İmam-Hatip Okulu mezunları birlik içerisinde hareket ettikleri, düşüncelerini, amaçlarını ve güçlerini birleştirdikleri takdirde nelere muktedir olabileceklerine bir örnek vermek istiyorum:

Bendeniz Konya İmam-Hatip Okulunun ilk mezunlarındanım. Biz, ilk mezunlar olarak Konya'da; T. İmam-Hatip Okulları Mezunları Derneğini kurduk. Dernek adına, kısa bir mücadeleden sonra İslâm’ın İlk Emri OKU isimli dergiyi çıkarttık. Bir sayısını bile çıkartabilecek maddî gücümüz yoktu. Yalnız hevesimiz, heyecanımız ve hizmet azmimiz vardı. Biz, hizmetin yayın yoluyla mümkün olabileceğine ta o zamandan inanıyorduk. Yayını devam ettirebilmek için matbaaya borçlanıyor, sonra dergiyi satarak kısa zamanda borcumuzu ödüyorduk. Öncelikle Konya İmam-Hatip Okulundan mezun olanlar, Konya Yüksek İslâm Enstitüsünde okuyan öğrencilerin büyük bir kısmı Cuma günleri komşu illere ve ilçelere giderek derginin satışını yapıyorlar ve abone kaydediyorlardı. Gönül bağının ve anlayış birliğinin getirdiği bir hizmet yarışı. Bir müddet sonra Dergiyi daha güzel olsun diye Ankara ve İstanbul matbaalarında bastırmaya başladık. Bir yıl içerisinde abone sayımız; 10 bine ulaştı. Yurt dışından bile abonelerimiz vardı. 12 Eylül askeri müdahalesiyle bizim dergimiz de kapatıldığı zaman abone sayımız; 15 bindi. Yayın hayatı bu kadar gelişen Türkiye'de şu anda abone sayısı 15 bin olan çok az mecmua vardır.

Niye bu hizmeti örnek gösteriyorum? Dergi çıkartmak ve yaşatmak en zor iş olduğu için. Maddî imkânları hiç olmayan bir avuç İmam-Hatip Okulu mezunu birlik ve beraberlik içerisinde, hiçbir art niyetin sahibi olmadan bu zor işi başarmışlardı. Şimdi niye başaramıyoruz, ona da birkaç örnek vermek istiyorum:

Konya merkez ve merkez ilçelerdeki İmam-Hatip Okullarının durumunu görüşmek ve ihtiyaçlarını gözden geçirmek için düzenlenen yemekli bir toplantıya ben de dâvet edilmiştim. Memnuniyetle katıldım. Demek ki önemli konular görüşülecekti. 200 kişi dâvet edilmiş ve ona göre yemek servisi yapılmıştı. Ne yazık ki katılım beklendiği gibi olmadı. Beyaz peçeteli ve porselen tabaklı masaların çoğu boş kaldı. Önemli meseleler konuşuldu ve güzel kararlar alındı, ama ilgi zayıftı ve sayı yeterli değildi. İmam-Hatip Okulunun gerçek sahipleri olan mezunlar, bu dâvete icâbette zayıf kalmışlardı.

Benim kasabamda -Alibeyhüyüğü- İmam-Hatip Lisesi var. 20 sene önce açılmıştı. 12 Eylülün devamı 29 Şubat kararlarına kadar 600 civarında öğrencisi vardı. Sonrası malum, Şu anda Çok Amaçlı Lise haline getirilen okulun bünyesinde devam ediyor. Alibeyhüyüğü İmam-Hatip Liselinden mezun olanlar, 14 Temmuz 2009 Pazar günü okullarında bir araya geldiler. Mezunları tanıştırmak ve kaynaştırmak amacıyla toplantıyı; tertipleyen ALİMBİR (Alibeyhüyüğü İmam-Hatip Lisesi ÇPL Mezunları ve Mensupları Birliği.) Tertip komitesi; H, İbrahim Koçak, Emin Baharşen, Hasan Uçar, Sefa Akiş ve Ali Kuşcalı. Ben, bu Okuldan mezun değildim ama Alibeyhüyüğlü olmam hasebiyle beni de dâvet etmişler. Seve seve, sevine sevine ve koşa koşa katıldım. Katıldığıma da çok memnun oldum. Çünkü şahit olduğum samimi tablo beni ümitlendirdi. Gençler heyecanlı ve hizmete devam da kararlı görünüyorlar. Ne yazık ki böyle önemli bir toplantıda dâvet edilenlerin yarısı bile yoktu. Gönül isterdi ki iştirak tam olmasa bile tama yakın olsun.

15 Temmuz 2009 Pazartesi günü daha önemli bir toplantı vardı. Konya İmam-Hatip Okulunun 1.- 7. devre mezunları Sille Barajındaki çamlar altında her yıl olduğu gibi bir araya gelmişlerdi. Bu seneki toplantıya Ankara'dan, İstanbul'dan, İzmir'den ve Nazilli'den katılanlar vardı. Birinci mezunlardan Mustafa Ateş ile Mevlit Ferligülün, İzmir'den, A. Kadir Hacismailoğlunun Ankara'dan, Mehmet Doğrunun İstanbul'dan, ikinci mezunlardan Prof. Dr. Hayrettin Karamanın İstanbul'dan, Orhan Balcının Nazilliden katılmaları memnuniyetle karşılandı, katılmayan veya katılamayan mezunlara örnek gösterilmeleri istendi. Kur'an-ı Kerim tilâvetiyle başlayan toplantı, hatimler duasıyla devam etti ve Sayın Hayrettin Karamanın güzel sohbetiyle son buldu. Ne yazık ki İmam-Hatip Neslinin geleceğiyle ilgili önemli konuların görüşüldüğü bu toplantıya da iştirak azdı. Toplantıyı bir yıllık bir gayret ve haberleşme ile tertipleyen gönüllü organizatör arkadaşlarımızın çabası maalesef fayda vermiyor ve o ilgisiz, bilgisiz değil, mezunları toplantılara getiremiyorlardı.

Her üç toplantının müşterek tarafı; katılımın beklenen düzeyde olmamasıdır.

Bu tontılar da İmam-Hatip Okulu mezunları ile ilgili idi ve en azından bu okullardan mezun olanlar bir araya geliyorlardı. Yani İmam-Hatip Okulu’nun gerçek sahipleri. İmam-Hatip Liselerinin önünün tıkandığını iddia edenlerin büyük bir kısmı, İmam-Hatip Liselerinin önünü açmak için yapılan samimi toplantılara maalesef katılmıyorlardı. Halbuki katılmaları gerekirdi. İmam-Hatip Lisesi mezunu olup da diğer mesleklerde görev alanlardan ve yükselenlerden hiç katılan olmuyordu. Demek ki İmam-Hatip Liselerinin bu günkü hale getirilmelerine biz mezunlar bilerek veya bilmeyerek yardımcı oluyoruz ve fırsat veriyoruz. İmam-Hatip Liselerine sahip çıkmak ve tekrar canlandırmak için biz mezunlar bir araya gelebildiğimiz takdirde yeteriz. Bu gerçeği görebilsek ve Türkiye'deki mevcudiyetimizin farkına varabilsek çok şey müspet istikamette kendiliğinden değişir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi