Hz. Mevlâna Kazanç Vasıtası mı?
Yayınlanma:
Gönüller Sultanı Hz. Mevlâna’nın Hakk’a vuslatının 736. yılı münasebetiyle düzenlenen anma törenleri bugün başlıyor. Bu yıl 11 gün sürecek olan törenlerde 15 sema âyini yapılacak ve en fazla ilgiyi yine sema gösterileri toplayacak. “Biz pergel gibiyiz. Bir ayağımız Şeriat’de sağlamca durur, öteki ayağımız yetmiş iki milleti dolaşır” diyerek bütün insanlığı kucaklayan Hz. Pîr’in, Mevleviliğin merkezi dergâhın içinde Kubbe-i Hadrâ’nın altında bulunan kabrini yılda 2 milyon insan ziyaret ediyor. Günümüzde artık Mevlâna’nın ve mesnevisinin adını duymayan kalmamış gibidir. “Kitabı var, fakat peygamber değil” diyen evliyanın büyüklerinden Molla Câmi’nin sözleri O’nu ifade etmek için kâfidir. Fransız şairi Barres, “Mevlâna’nın ışığından bir kez nurlanan, başka nur istemez” diyor. Çocuk yaşında Dergahın eşiğine yüz sürme şerefine erişen araştırmacı-yazar Abdülbâki Gölpınarlı, Mesnevi farsça olmasına rağmen, bütün şiirlerin ruh itibariyle Türkçe, Anadolu’da yalnız klasik zevkin değil, klasik musikinin, raksın, özetle Türk estetiğinin temsilcisi olduğunu ifade ediyor.
Belh’te doğduğu için Tatar simasına sahip bulunan, bu yüzden Moğol olduğu ileri sürülen Mevlâna, “Beni yabancı tutmayın, ben de bu ildenim. Sizin şehrinizde evimi arıyorum. Farsça söylüyorsam da aslım Türktür” şeklindeki sözleriyle bunu kabul etmediğini bildiriyor. Peygamberimiz’den (sav) aldığı feyz ve O’nun aşkıyla kemâle erdiğini dile getirip, “Hamdım, piştim, yandım” diyen Sultanü’l-Âşıkîn, “Canım bedenimde oldukça Kur’an’ın kuluyum, kölesiyim. Seçilmiş Muhammed’in yolunun toprağıyım. Birisi, sözlerimden bundan başka bir söz naklederse, o nakledenden de bezmişim, bu sözden de bezmişim” diyerek, Kur’an-ı Kerim’e ve Peygamber Efendimiz’e bağlılığını açıklıyor. “Muhakkak ki sizin, Allah’ın yanında en kerîm olanınız Allah’dan çok korkup, günah işlemeyeninizdir” meâlindeki âyetin şuuru ile daima Kur’an hükümlerine riayet ederek Allah’ın haram kıldığı şeylerden çekinip, nefsî istekleri terketmiş, Allah’tan kendisini uzaklaştıracak şeylerden sakınmış olan Hz. Mevlâna’nın, “Benim nâçiz bedenim burada durdukça, bu belde büyük âfetlerden masun olacaktır” cümlesi de Konya’ya verdiği önemi gösteriyor.
Dilimize yerleşmiş olan “Mevlâna Konya demek, Konya Mevlâna demek” deyimi, Resûl-i Ekrem’in Mekke’den ayrılma kararı verince yerleşmek üzere Medine ve Şam ile birlikte belde-i muhayyere olarak işaret ettiği 3 şehirden birisi olan Konya’nın konumunu ortaya koymaya yetiyor. Yüzyıllardır evliya ve enbiya yurdu şehrimize kimler gelip, makamı Pîr’de el bağlamadı ki? Ankaravî Mehmet Dede, ailesinin bıyığı terlememiş tek evlâdı olduğu hâlde ömrünü ilâhî bir aşkla bağlandığı bu dergâhta tamamladı. Ruhi ve Sıdkı dedeler, pekçok çelebi âdeta bir an olsun Mevlâna’nın mânevî huzurundan ayrılmadılar. Yavuz Sultan Selim, Mısır seferinde Konya’da mola vererek, Mevlâna’yı ziyaret etti. Cumhurbaşkanları, devlet ve hükümet başkanları, başbakanlar, bakanlar, üst rütbeli askerler, tanınmış din âlimleri, ilim adamları ve milyonlarca Mevlâna muhibbi, huzur-ı Pîr’in mânevî havasında huzur buldu.
Tarifine kelimelerin yetersiz kaldığı Hz. Mevlâna’nın anılacağı törenlerle ilgili bilgiler veren İl Kültür ve Turizm Müdürü Mustafa Çıpan, programları 45-50 bin kişinin seyretmesinin beklendiğini belirterek, “Bu yıl yurt dışından gelecek olan devlet başkanları düzeyindeki önemli konukları ağırlayacağız. Üst düzeyde protokolün katılmasını bekliyoruz. Şeb-i Arûs gecesi için tüm biletler satıldı. Diğer günler için talep fazla” diyerek, bu yıl programlarının yüzde 50 zamlı izleneceğini, geçen yıl 10 lira olan giriş ücretinin 15 liraya çıkarıldığını, 50 lira olan 17 Aralık’taki Şeb-i Arûs ücretinde değişikliği yapılmadığını, bayram öncesine kadar 20 binden fazla rezervasyon yaptırıldığını belirtti. Mevlâna Kültür Merkezi’ndeki büyük salonda her seansı 2 bin 600 kişinin izleyeceği programda sema gösterisinin yanısıra Ahmet Özhan konserler verecek. Bu arada, Uluslararası Mevlâna Vakfı ve Türk Kadınları Kültür Derneği’nin işbirliği ile resim ve ebru gibi 20 farklı serginin yanısıra, uluslararası Dünya İnançları Fotoğraf Sergisi düzenlenirken, etkinliklere yazar Elif Şafak ve Ahmet Ümit de davet edildi.
Öte yandan, geçen yıl 17 gün süren anma programları beklenen ilgiyi görmediği hâlde bu yıl 10 gün ile sınırlı tutulan törenlere giriş ücretinin daha da yükseltilmesi eleştiri konusu oldu. Geçen yıl dışarıdan gelen misafirlerden 4-5 kişilik ailelerin 50 lira vermek yerine Mevlâna Müzesini ve Hz. Pîr’in kabrini ziyaretle yetindiği, bunun için bu yıl program sayısının düşürülerek, giriş ücreti artırılmak suretiyle aradaki farkın giderilmesinin planlandığı ileri sürüldü. Konya halkının tepki ile karşıladığı bir konu da; fırın böreğinden otel ve lokanta ismine, berber ve bakkal dükkânlarından hatıra eşya satış yerlerine, Konya’nın meşhur peynir şekerinden sazlı sözlü eğlence meclislerinde söylenen ve adına peşrev denilen türküye, bisiklet tamircisinden Mevlevî Dergâhı’nın karşısındaki belediyeye ait 2 katlı çarşıya kadar her işyeri ve yiyecekte “Mevlâna” adının kullanılması. Bu nedenle vatandaşlar “Hz. Mevlâna, sırtından geçinenler için âdeta kazanç vasıtası yapıldı. Buna şimdi de zamlı giriş ücretleri eklenince anma törenlerini seyredemez olduk” diyor. Müze hâlindeki Mevlevî Dergâhı’nı ziyaretten yılda birkaç trilyon kazanç sağlanmasının yanısıra, 10 günlük anma törenlerinden de 750 milyar civarında gelir beklenen bir ortamda tepkilerinde haksız sayılmazlar.
Belh’te doğduğu için Tatar simasına sahip bulunan, bu yüzden Moğol olduğu ileri sürülen Mevlâna, “Beni yabancı tutmayın, ben de bu ildenim. Sizin şehrinizde evimi arıyorum. Farsça söylüyorsam da aslım Türktür” şeklindeki sözleriyle bunu kabul etmediğini bildiriyor. Peygamberimiz’den (sav) aldığı feyz ve O’nun aşkıyla kemâle erdiğini dile getirip, “Hamdım, piştim, yandım” diyen Sultanü’l-Âşıkîn, “Canım bedenimde oldukça Kur’an’ın kuluyum, kölesiyim. Seçilmiş Muhammed’in yolunun toprağıyım. Birisi, sözlerimden bundan başka bir söz naklederse, o nakledenden de bezmişim, bu sözden de bezmişim” diyerek, Kur’an-ı Kerim’e ve Peygamber Efendimiz’e bağlılığını açıklıyor. “Muhakkak ki sizin, Allah’ın yanında en kerîm olanınız Allah’dan çok korkup, günah işlemeyeninizdir” meâlindeki âyetin şuuru ile daima Kur’an hükümlerine riayet ederek Allah’ın haram kıldığı şeylerden çekinip, nefsî istekleri terketmiş, Allah’tan kendisini uzaklaştıracak şeylerden sakınmış olan Hz. Mevlâna’nın, “Benim nâçiz bedenim burada durdukça, bu belde büyük âfetlerden masun olacaktır” cümlesi de Konya’ya verdiği önemi gösteriyor.
Dilimize yerleşmiş olan “Mevlâna Konya demek, Konya Mevlâna demek” deyimi, Resûl-i Ekrem’in Mekke’den ayrılma kararı verince yerleşmek üzere Medine ve Şam ile birlikte belde-i muhayyere olarak işaret ettiği 3 şehirden birisi olan Konya’nın konumunu ortaya koymaya yetiyor. Yüzyıllardır evliya ve enbiya yurdu şehrimize kimler gelip, makamı Pîr’de el bağlamadı ki? Ankaravî Mehmet Dede, ailesinin bıyığı terlememiş tek evlâdı olduğu hâlde ömrünü ilâhî bir aşkla bağlandığı bu dergâhta tamamladı. Ruhi ve Sıdkı dedeler, pekçok çelebi âdeta bir an olsun Mevlâna’nın mânevî huzurundan ayrılmadılar. Yavuz Sultan Selim, Mısır seferinde Konya’da mola vererek, Mevlâna’yı ziyaret etti. Cumhurbaşkanları, devlet ve hükümet başkanları, başbakanlar, bakanlar, üst rütbeli askerler, tanınmış din âlimleri, ilim adamları ve milyonlarca Mevlâna muhibbi, huzur-ı Pîr’in mânevî havasında huzur buldu.
Tarifine kelimelerin yetersiz kaldığı Hz. Mevlâna’nın anılacağı törenlerle ilgili bilgiler veren İl Kültür ve Turizm Müdürü Mustafa Çıpan, programları 45-50 bin kişinin seyretmesinin beklendiğini belirterek, “Bu yıl yurt dışından gelecek olan devlet başkanları düzeyindeki önemli konukları ağırlayacağız. Üst düzeyde protokolün katılmasını bekliyoruz. Şeb-i Arûs gecesi için tüm biletler satıldı. Diğer günler için talep fazla” diyerek, bu yıl programlarının yüzde 50 zamlı izleneceğini, geçen yıl 10 lira olan giriş ücretinin 15 liraya çıkarıldığını, 50 lira olan 17 Aralık’taki Şeb-i Arûs ücretinde değişikliği yapılmadığını, bayram öncesine kadar 20 binden fazla rezervasyon yaptırıldığını belirtti. Mevlâna Kültür Merkezi’ndeki büyük salonda her seansı 2 bin 600 kişinin izleyeceği programda sema gösterisinin yanısıra Ahmet Özhan konserler verecek. Bu arada, Uluslararası Mevlâna Vakfı ve Türk Kadınları Kültür Derneği’nin işbirliği ile resim ve ebru gibi 20 farklı serginin yanısıra, uluslararası Dünya İnançları Fotoğraf Sergisi düzenlenirken, etkinliklere yazar Elif Şafak ve Ahmet Ümit de davet edildi.
Öte yandan, geçen yıl 17 gün süren anma programları beklenen ilgiyi görmediği hâlde bu yıl 10 gün ile sınırlı tutulan törenlere giriş ücretinin daha da yükseltilmesi eleştiri konusu oldu. Geçen yıl dışarıdan gelen misafirlerden 4-5 kişilik ailelerin 50 lira vermek yerine Mevlâna Müzesini ve Hz. Pîr’in kabrini ziyaretle yetindiği, bunun için bu yıl program sayısının düşürülerek, giriş ücreti artırılmak suretiyle aradaki farkın giderilmesinin planlandığı ileri sürüldü. Konya halkının tepki ile karşıladığı bir konu da; fırın böreğinden otel ve lokanta ismine, berber ve bakkal dükkânlarından hatıra eşya satış yerlerine, Konya’nın meşhur peynir şekerinden sazlı sözlü eğlence meclislerinde söylenen ve adına peşrev denilen türküye, bisiklet tamircisinden Mevlevî Dergâhı’nın karşısındaki belediyeye ait 2 katlı çarşıya kadar her işyeri ve yiyecekte “Mevlâna” adının kullanılması. Bu nedenle vatandaşlar “Hz. Mevlâna, sırtından geçinenler için âdeta kazanç vasıtası yapıldı. Buna şimdi de zamlı giriş ücretleri eklenince anma törenlerini seyredemez olduk” diyor. Müze hâlindeki Mevlevî Dergâhı’nı ziyaretten yılda birkaç trilyon kazanç sağlanmasının yanısıra, 10 günlük anma törenlerinden de 750 milyar civarında gelir beklenen bir ortamda tepkilerinde haksız sayılmazlar.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.