Hıdrellez ve Gramofon!
Eskiden büyüklerimiz “Konya’nın 6 ayı yaz, 6 ayı kış”, Ağustos ayı ile birlikte de “Bir kalbur kış girdi” derler ve Hıdrellez’e kadar da sobalar kalkmazdı. Nitekim, bugün Hıdrellez ve gece sıcaklık 4-5 derece olduğu için birçok evde sobalar yakılmasa da henüz kaldırılmadı. Hıdrellez yaz aylarının başlangıcı kabul edilir ve 7 Kasım’da son bularak, kış ayları girerdi. Arapça bir kelime olan “Hızır”, yeşillik, ya da “Yeşil mevsim” anlamı taşır. Halk arasında “Hıdrellez” olarak nitelenen bugün şafak vakti Hızır aleyhisselâm ile İlyas Peygamberin buluştuklarına inanılır ve yılın bereketli geçmesi için dua edilir. Bir rivayete göre; Hz. Hızır ölümsüzlüğe kavuşmuş olan İlyas peygamberin lâkabıdır. Bir kısım âlimler ise, Hz. Hızır’ın velî veya melek olduğu görüşünde birleşiyor. Bir rivayete göre de Hz. Hızır ve Hz. İlyas, içenleri ölümsüzlüğe kavuşturduğu söylenen âb-ı hayatı (Ebedilik suyu) içerek ölümsüzlüğe kavuşmuşlar. Sonra bu 2 arkadaştan Hızır karadakilere, İlyas da denizdekilere yardım eder olmuşlar. Başka bir rivayete göre de Hz. Hızır, düşkünlere yardımda bulunan birisidir.
Bu arada şöyle bir hadis olduğu da ileri sürülüyor: Hz. Hızır otsuz bir yere otururken, ansızın otsuz yer yeşerir ve ardı sıra da dalgalanırdı. Halk arasındaki bir inanışa göre Hz. Hızır ile Hz. İlyas, her yıl 6 Mayıs günü buluşur, bu buluşma ile dünya yeşilliklere bürünürmüş. Bu inanış sebebiyle 6 Mayıs’ta herkes ya tepelere, ya ırmak veya deniz kenarına akın ederek eğlenirler. Başka bir deyişle Hıdrellez’de eğlence ön plana çıkarken, halk arasında bu günle ilgili olarak birtakım bâtıl inanışların da yaygın olduğu görülüyor. Araplar ve İbrânîler arasında da görülen Hıdrellez eğlenceleri bütün Türk dünyasında bilinmektedir.
Şehrimizde Hıdrellez kutlamalarının merkezi yıllardan beri daha ziyade Meram olmaktadır. Eskiden hava müsait olunca binlerce kişi Meram’a akın eder, çay bahçeleri tıklım tıklım dolar, her boş arsaya bir grup sergi sererek, çocukları uyuttuktan sonra ip atlayıp, kurdukları salıncakta sallanarak, çay içip, getirdikleri yiyecekleri yiyerek akşama kadar hoşça vakit geçirirlerdi. Bu arada, Meram’da bir tanıdığı olanlar yiyecek sepetlerini akşamdan hazırlayıp, kiraladıkları yaylı arabalarla sabah erken saatte yola koyularak, pelit ağaçlarının altında keyifli bir gün geçirirlerdi. 60 yıl önce çalışmaya başlayan Macar yapımı İkarus marka otobüsler öğleye kadar Meram’a, akşama yakın da şehire yolcu taşırdı. O tarihlerde yaylı at arabalarıyla yolculuğun keyfi de bir başka olurdu. Bisikleti olanlar için otobüs bekleme diye bir sorun yaşanmazdı.
Geçmişte ayakkabıcı, terzi, marangoz gibi esnaf kesimi Hıdrellezde çalışmaz, usta ve kalfalar soluğu Meram’da alarak, kendi deyimleriyle felekten bir gün çalarlardı. Meram çayı şimdiki gibi muntazam şekilde olmadığından içki içip sarhoş olanlardan çaya yuvarlanıp, tepeden tırnağa ıslananlar da eksik olmazdı. Bazı ehlikeyf sahipleri de bir köşede saz, ya da gramofon çalarak, mangalda çay demleyip vakit geçirirlerdi. Teypin henüz icat olmadığı ve radyonun henüz evlere girmediği, “Taş plak”ın yerini alan 78’lik ince plaklar çalınan “Sahibinin sesi” marka gramofonlar revaçta idi. Taş plak denince çoğumuz bu yüzden 78’lik “Columbia”, “Odeon” ya da “Grafson” marka plağı hatırlarız. Gramofon ve plak, şimdi “Yüzüktaşı” olan eski belediye binasının meydana bakan bitişiğinde, bir zamanlar Etibank’ın olduğu yerdeki Ahmet Mucip Dölen’in müzik aletleri dükkânında satılırdı. Gramofon tamirini ise, Türbe Caddesi üzerinde bıçakçı Osman Kırklıkçı ve Kemal Güre’nin yanında dükkânı bulunan Kadir usta (Demir) yapardı.
Köpek armalı Sahibi’nin Sesi marka gramofonların bugün iğneleri bile zor bulunuyor. Hafız Kemal, Hafız Burhan, Müzeyyen Senar, Münir Nurettin Selçuk, Sadettin Kaynak ve Safiye Ayla gibi ses sanatkârı ve gazelhanların 1939’lu yıllarda doldurdukları plaklar ise antika oldu. “Geçmiş zaman olur ki hayâli cihan değer”





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.