Hayır Yapmanın Yaşı Olmaz

Hayır yapmanın yaşla ve zamanla ilgisi yok. Hayır yapmanın daha çok niyetle ve servetle ilgisi var. Bu ifadeye niyeti de ekledim. Çünkü zengin olduğu halde hayır yapmayan veya yapamayan birçok insan var. Bir kimse hayır yapmaya niyetlenirse veya kendisine hayır yapmayı Allah nasip ederse çok zengin olmadığı halde hayır yapabilir.
Hayır yapmanın aksine ibâdet etmeni, yaşla ve zamanla ilgisi var. Bir kimsenin Allah'ın emir ve yasaklarından sorumlu tutulabilmesi için belli bir yaşta olması, yani mükellef olması gerekir. Bizim ülkemizde kadınlar dokuz, erkekler on iki yaşında mükellef olurlar. Cinsiyeti ne olursa olsun her Müslümanın bu yaşlardan itibâren Allah'ın emir ve yasaklarına uymaları gerekir. Kısaca biz buna ibâdet diyoruz, ibâdet etmeleri icâp eder.
Bazı kimseler ibâdeti yaşlı dönemlerine (Ne kadar yaşayacaklarını biliyorlarmış gibi) bırakıyorlar. Her nedense gençlik dönemlerini ibâdet etmeye pek uygun görmüyorlar. Şimdiden ibâdete başlarsak gerisini getiremeyiz veya gereğini yapamayız gibi bir düşünceye kapılıyorlar. Tabii ki çok yanlış ve yansız bir düşünce. Namazı yaşlanınca kılarım, hacca ellisinden altmışından sonra giderim tarzında düşünüyorlar
Her nedense bazı kimseler yaşlanınca hayır yapmaktan vazgeçiyorlar. Aşağıdaki örnekte öyle olmamış. 103 yaşında hayırsever bir vatandaşımız şehrimizde bir sağlık ocağı yaptırmış ve ilerlemiş yaşına rağmen açılış merasimine de katılmıştır. Meramda Alavardı Sağlık Ocağının arsasını bağışlayan 103 yaşındaki Mustafa Büyükselçuk, açılış kurdelâsını keserken şunları söylemiş: “Bu şehre hizmet etmek soyadımın bir gereğidir. Allah ömür verdiği sürece de şehrime ve insanıma hizmete devam edeceğim. “ Mustafa Büyükselçuk, ilerlemiş yaşına rağmen böyle düşünüyor ve böyle konuşuyor.
Hayır sahibi hemşehrimizin yaşı ve soyadı dikkat çekiyor. Ve dahası şu cümle, benim çok hoşuma gitti ve bu yazıyı da kaleme almama sebep oldu. “Bu şehre hizmet etmek soyadımın bir gereğidir.” Allah bu şuûru her insana nasip etsin. Bu anlamlı cümle, yapılan hayırdan daha çok hoşuma gitti. Demek ki yaşlı hayırsever hemşehrimiz, nasıl bir şehirde yaşadığının farkında. Konya, Büyük Selçuklu İmparatorluğuna uzun yıllar başkentlik yapmış, Hz. Mevlâna, Şems-i Tebrizi ve Sadrettin-i Konevi gibi âlim ve mutaısavvıflar dünya kültürüne topraklarından ışık tutmuş ve yol göstermiş ilim, irfan ve ilham kaynağı bir medeniyet merkezidir.
Konya'nın varlıklı insanlarından Mustafa Büyükselçuk'un bu cümlesinden hisse kapılmalı ve ibret alınmalı. Bu hayır ve iyiliksever kardeşimiz: ”Konya'ya hizmet etmek soyadımın bir gereğidir.” diyebilmiş. Biz de gönül rahatlığıyla; “Konya'ya hizmet etmek Konyalı oluşumuzun bir gereğidir.” diyebilmeliyiz. Eğer biz, bu şuûra sahip olursak ve yardımlarımızla bunu ispatlarsak, vatandaşlık görevimizi tam olarak yerine getirirsek şehrimizde müspet istikamette kısa zamanda çok şeyin değiştiğine şahit olabiliriz.
“Bu şehre hizmet etmek soyadımın bir gereğidir” cümlesine öylesine katılıyorum ki, yaşlı hemşehrime gıpta etmekten kendimi alamıyorum. Yerini vermek suretiyle yapılmasına vesile olduğu sağlık ocağından daha çok bu cümle ile insanlara mesaj verdiğine inanıyorum. Bu ifadelerimde çok samimiyim. Kendi kendime “Bir Konyalı olarak bu şehre ne yaptım?” diye soruyorum. Her Konyalı bu soruyu kendisine sormalı ve cevabını geçmişinde aramalı.
Bu şehre hizmet etmek için zengin olmakta şart değildir. İnsan düşüncesiyle, ahlâkıyla, tecrübeleriyle, sevgiyle, icraatıyla da hayır yapabilir. Attığı her adımın yaşadığı şehre güzel bir şey kazandıracak niyette olmasına dikkat etmelidir. Ev yaptırırsa güzel yaptırmalı. Ticaret yaparsa dükkanı temiz, güzel ve düzenli olmalı. Arabasını başkalarını rahatsız etmeyecek ve şehrin trafiğini aksatmayacak şekilde park etmeli. Umuma ait, cadde, sokak ve park gibi yerleri kirletmemeli. Boş arsaya veya araziye çöp atmamalı veya moloz dökmemeli. Evinin dış cephe boyasını seçerken bile şehre güzellik açısından ne kazandırıp, ne kaybettireceğini düşünmeli. Bunlar ve benzeri şeyler de aslında birer hayırdır ve sevaptır.
Bütün bunların demek ki yaşla değil, akıl, zevk, cömertlik ve disiplinle ilgisi var. Bu alışkanlık, nezaket, zarafet, tecrübe ve dikkate sahip olan bir kimsenin her hali ve davranışı birer hayırdır.
Takdir edersiniz ki; bütün bunları 103 yaşında sağlık ocağı gibi hayırlı bir hizmetin insanlara sunulmasına vesile olan cömert hemşehrimizin mutluluğuna gölge düşürmek için yazmıyorum. Asla böyle bir niyetim yok. Bilakis bu hayrın diğer varlıklı hemşehrilerimize de teşvik olmasını sağlamak için yazıyorum. Hayrın büyüğü küçüğü olmaz. O hayır, hayır sahibinin niyetiyle büyür veya küçülür. Yaşıyla ve yaptığı hayırla dikkat çeken değerli hemşehrimizi tebrik ediyor ve Cenab-ı Hakk'tan hayırlı ömürler temenni ediyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi