Veysel Candan
Hayatın İçinden Kısa Kısa - 210
KURTUBA (İSPANYA) KADISI BEŞİRÎ EMEVİ HALİFESİ II. HAKEME NE ANLATTI
Halife bahçesine bir ev yaptırmak istedi. Ancak komşu bir kadının arsası alınmak lazım geliyordu. Kadın ise satmıyordu. Halifenin adamları, arsayı kadından zorla alıp evi yaptılar. Halifenin bu durumdan haberi yoktu. Kadın, Kurtuba kadısı Beşiri’ye halifeyi şikâyet etti. Kadı hanımı dinledi. Halifenin evine gitti. Halife onu karşıladı. Hürmet gösterdi. Kadı bahçeden bir çuvala toprak doldurdu. Halifeye dedi ki, yardım et, ata yükleyelim. İkisi bir oldu, yarım çuval toprağı, ata yükleyemediler. Kadı Beşirî, halifeye döndü. Yarım çuval toprağı yükleyemedik, sen ahirette koca tarlayı nasıl yükleneceksin? Durumu halifeye etraflıca anlatınca, halife tarlayı ve içindeki evi kadına iade etti.
Olaydan anlaşıldığı üzere, insanlar halife de olsa hata yapar. Önemli olan hatadan dönmektir. Mal sahibinin rızası dışında yapılan tasarruf, halife de olsa yanlıştır. Halife de yapılan hatadan dönmüştür. Alacağımız ders, böyle bir olayla karşılaşırsak, halifenin tutumu bize ders olmalıdır.
TOPLUMUN ÖNÜNDE GEZENLER DAHA DİKKATLİ OLMALI NEDEN
Bir defasında Ehli Sünnet baş imamız, İmam Azam Ebu Hanife (ra) elbisesi üzerinde çok ufak bir lekeyi silerken görenler, imama sordular, Ya İmam verdiğin fetvaya göre, şu ufacık leke namaza mâni değil, ne diye zahmet çekip onu gidermeye çalışıyorsun? İmamın verdiği cevap, yazdığımız fetvadır (yani uygulanabilir) yaptığınız ise takvadır.
Özetle deniyor ki: İslam hukukunda yapılan işlemler, karşılığında bir fetva vardır. Bir de azimet ve takva vardır. Fetva ile Müslümanlar kısmen rahatlatılır. Yapılan işten Allah’a (cc) tövbe edilir, tövbenin kabul edileceği umulur ama toplumun önünde olan insanların takvayı tercih etmeleri daha uygundur. Rabbimiz İmam Azam Ebu Hanife (ra) Hz.lerine ve onun yolunda olanlara rahmet etsin. Âmin.
KAZAKİSTAN'DAN GELEN ÖĞRENCİ NASIL DAVRANDI
Kazakistan’dan ülkemize genç bir talebe İslam’ı tahsil etmek üzere geldi. Tahsil gördüğü medresede, iman esaslarını, sevabı, günahı, helalı, haramı, kul hakkını, helal lokmayı, İslam’ın ve imanın şartlarını öğrendi. Cennet ve Cehennem hakkında malumat aldı ama tam yetişmemişti. Bir gün hocasının huzuruna çıktı. Memleketine gitmek istediğini söyledi. Hocası ona, neden daha yolun başındayız dedi. Talebe cevaben, Hocam, ben cennetin yolunu öğrendim. Bunları annem ve babam bilmiyorlar. Onlara bunları anlatmam lazım. Cennette ben onlarsız ne yaparım?
Gencin bu hali, yani evladın ebeveyne merhameti ne kadar güzel bir örnek.
Mahşerde hesap görülürken, bazı insanların amel defterlerinde güzel sevaplar yazılıydı. Kul, Rabbine sordu, Ya Rabbi, bunlar nereden geldi? Senin dünyada bıraktığın çocuklarının sana yaptığı duaların sevabı olarak onlar yazıldı. Anlaşılıyor ki kişi öldükten sonra, evlatlarının ve yakınlarının ölüye duaları çok makbuldür. Ne mutlu arkasından dua eden nesillerin kalması.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.