Veysel Candan
Hayatın İçinden Kısa Kısa - 120
ATAULLAH İSKENDERİ’DEN (RA) GÜZEL SÖZ VE NASİHATLER
“Seni Allah’tan (cc) alıkoyan her şey Âdemin ağacıdır. Âdem ağaçtan yedi. Cennetten çıkarılıp, yeryüzüne indirildi. Âdeme yasaklanan her şey sana da yasaktır. Cennet ise Allah’ın (cc) huzurudur.”
“İslam’ın itikadî esaslarını bulabilen kimse, bir hazine bulmuş gibidir.”
“Kalpleri kendi huzuruna davet eden Allah’tır (cc). “
“Vuslata (Allah’a (cc) ulaşma) yardım eden, O dur. O’ndan başkası değildir.”
“Sen isyan ettikçe veriyorsa, çekin ve kork. Çünkü bu hal, senin için istidraç olabilir.”
“İhsanın sırrını bulan ise, kimya bulmuş gibidir.”
Bir bölümünü aktardığımız bu açıklamalar, her şeyin başı mehâfetullah (Allah’tan (cc) korkmaktır) Her şeyi Allah’tan (cc) bilmektir. Varlık dünyasında ben yok. Ancak O (Allah (cc)) vardır. İslam’ın önceliği, itikadî konuları öğrenip, Ehli Sünnet itikadi üzerine iman etmektir. Böyle yapan bir Müslüman, tıpkı hazineleri bulmuş gibidir. İhsan ise, her an Allah’ın (cc) kendini gördüğüne inanarak hareket etmektir. Ancak böyle bir kalp, huzur bulabilir.
Ayeti kerime de Cenabı Hak mealen;” Kalpler ancak Allah’ın (cc) zikri ile mutmain olur.” buyurulmaktadır. (Ra’d Suresi 28. Ayet)
Gayet açık ve net şu bilinmeli ki, Allah’a (cc) ulaşmanın yani vuslatın yolu, Kuran ve Sünnete uymaktan geçer. Allah’ın (cc) emirlerine isyan ettiği halde, kişinin hiçbir bela ve musibete uğramaması, o insan için kötü bir alamettir. İslam literatüründe buna istidraç denir. Yani o kul, o isyanıyla ve imansız olarak ölme tehlikesi vardır. O da her şeyin sonu demektir.
MÜJDE DOLU BİR RÜYA
Osman Gazi (ra) büyük Allah (cc) dostu Şeyh Edebâli’nin (ra) evinde misafir. O evde, müjde dolu bir rüya gördü.
Kendisine yatması için bir oda gösterildi. Odada Kuranı Kerim asılı idi. Kuranı Kerime hürmeten ayağını uzatmayıp, oturduğu yerde uyuyakaldı. Rüyasında “Şeyh Edebâli’nin (ra) göğsünden çıkan ve hilal şeklini alan ayın, bir ucunu kendi göğsüne girdiğini ve birçok milletin gölgesi altına aldığını gördü. Rüya devam ediyordu, kule ve kubbeler üzerinde ezanlar okunuyor, bülbüller Kuranı Kerim terennüm ediyorlardı. Semanın her yeri Gülşen (gül bahçesi) haline gelmişti. Osman Gazi bu manzarayı seyrederken aniden bir ceylan çıkmış, batıya kaçıyordu. Ceylana ok atmak üzereyken uyandı.”
Osman Gazi rüyasını sabah namazından sonra, Şeyh Edebali Hz.lerine anlattı. O da kendisine hakikati ancak Allah (cc) bilir, ancak şu kadarını söyleyebilirim ki, bizimle akraba olacaksın ve çok büyük bir devlet sahibi olacaksın. Devletin doğudan, batıya doğru gelişecek diye devam etti. Bu rüyadan hem Osman Gazi hem de Şeyh Edebali memnun olmuşlardı. Kaderi İlahiyeye bakın ki, Osman Gazi, Şeyh Edebaliye damat olmuş. Kendisi de dünyada görülmemiş büyüklükte ve sürede bir devlet kurmuştu. Soyundan gelen emirler ve sultanlar da İslam’ı tebliğ (cihat) için canlarını vermişlerdi. Burada dikkat edilecek husus, Kuranı Kerime gösterilen hürmetin, yüzyıllar boyu sürecek bir devletin kurulmasına sebep olmasıdır. Bugün Müslümansak önce, Allah (cc), Peygamberimiz (sav), Sahabe-i Kiram Efendilerimiz ve onu takip eden mezhep imamlarımız, şehitlerimiz, ulemamız ve Allah (cc) dostu velilere borçluyuz. Rabbimizin hikmetinden sual olunmaz, biz ancak ondan gelen emre uyar ve iman ederiz. Ey Rabbimiz, bizi bu inanç ve iman ile huzuruna al. Âmin.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.