Veysel Candan
Hayatın İçinden Kısa Kısa - 119
HZ. PEYGAMBERİN (SAV) MEDİNEYE HİCRETİNDE 7 AY İKAMET ETTİĞİ EVİN TATLI BİR HATIRASI
Yemenin 25. meliki ‘Tubba’ idi. Peygamberimizin (sav) hicretinden 1000 yıl kadar önce, hicazı yanında alimleri ile ziyaret etti. Kendisi o zaman, Davud (as) Peygambere inen, 4 kitaptan biri olan Zebur’la amel ediyordu. Hicaza gelince, Medine-i Münevvere’ye geldi. Yanındaki alimler ona şu bilgiyi verdiler. Ahir zaman Peygamberi Hz. Muhammed (SAV) Mekke’de zuhur edip, Medine’ye yani buraya hicret edecektir. Sen, bize burada birer ev yaptır. Biz ibadetle meşgul olalım. Bu isteği kabul etti. 400 tane ayrı ev yaptırdı. O alimler, oraya yerleşti. Bir de ayrıca ev yaptırdı. Dedi ki, “Bu ev de ahir zaman Peygamberi Hz. Muhammed (SAV) için olsun “Bu ev zamanla, el değiştirerek Halid B. Zeyd (ra) (Ebu Eyyüb El-Ensari) satın almıştı. Melik vasiyeti üzerine, bir de mektup bıraktı. Mektubunda özetle şöyle diyordu; “Evvel ve âhir her emir ve takdir Allah’ındır (cc) Meliki Tubbâdan, Allah Resulü Muhammed B. Abdullah’a (SAV), sana ve getireceğin kitaba iman ettim. Ben senin dinin üzerineyim ve senin Rabbine iman ettim. Kıyamet gününde, beni unutma. Bana şefaat et. Ben senin ümmetindenim. Sen gelmeden, sana iman ettim. Ben senin ve pederin İbrahim’in (as) dini üzerineyim.”
Bu mektubu, yanındaki alimlerden birine emanet etti. Her vefat eden diğerine bıraktı. Nihayet Halid B. Zeyd (ra) Hz.leri, Peygamberimiz (sav) evine gelince ona okudu. Peygamber Efendimiz (sav) dinledikten sonra 3 defa “Salih kardeşim, Tubba Merhaba. Melik Tubba hakkında, kötü söylemeyin o mümin ve Müslüman idi.” Buyurdular.
Bu mektuptan öğrendiklerimiz; 1- Ahir zaman Peygamberinin geleceği, bütün semavi kitaplarda bildirilmiştir. 2-İnsaflı ve dindar olanlar, İncil, Tevrat, Zebur ve Kuranı okuyanlar Peygamberimizin (sav) Peygamberliğini tasdik etmişlerdir. Peygamberimiz (sav) hakkında şüphesi olanlar (yahudi ve hristiyanlar için) bu mektup aslında iyi bir delildir. 3-Melik Tubbanın dediği gibi, Peygamberimizin şefaati haktır. Melik iman sahibi olarak, 1000 yıl öncesinden Peygamberimize (sav) tabii oluyor ve şefaat istiyor. 4-Putperestlik döneminde yaşayan müşrikler, bu mektubu okuduğu zaman Allah’ın (cc) bir olduğuna inanacakları yerde, çeşit çeşit putlara tapmış. Şeytan onlara işlerini güzel göstermiştir. Ne yapalım ki, nasibi olmayanlar Peygamberimiz (sav) geldikten sonra, birçok mucizelerini de inkâr etmişlerdir. Nasipsizlik bu kadar kötü bir şey. Bizim bilebildiğimiz hikmetler bunlar. Daha bilmediğimiz neler var neler. Onların hepsini ahirette öğreneceğiz.
YAHUDİ ALİMİ ABDUSSELAM PEYGAMBERİ (SAV) GÖRÜNCE NE DEDİ
Abdullah B. Selam, Tevrat ve İncili incelemiş alim bir kişi idi. Tevrat ve İncil’de Peygamberimizin (sav) geleceğini öğrenmişti. O kitaplarda Mekke’ye geleceği, oradan Medine’ye hicret edeceği de yazılı idi. Saf Suresi 6. Ayeti Kerimede meâlen Cenabı Hak buyurdu; “Meryem oğlu İsa’da şöyle demişti, Ey İsrailoğulları, benden önceki Tevrat’ı doğrulamak ve benden sonra gelecek ‘Ahmed’ isimli elçiyi müjdelemek üzere, size Allah (cc) tarafından gönderilmişi bir elçiyim.” Bu ayeti de okumuştu. İşte Abdullah B. Selam, Peygamberimizi (sav) görür görmez, mübarek yüzlerine baktı ve şöyle tarihi cümleyi kurdu, “Bu yüz, yalan söylemez. Tevrat’ın, İncil’in ve Kuran’ın haber verdiği Peygamber budur.”
İbni Hişam (ra) şöyle anlatıyor;” Peygamber Efendimize (sav) zaman zaman yahudi ve hristiyan alimleri gelip, sorular soruyorlardı. Peygamber Efendimiz (sav) onlara, Cibril’in (as) getirdiği vahiy doğrultusunda, bilgiler veriyordu. Ama yahudi ve hristiyanlar son Peygamberin kendi soylarından geleceğine inanıyorlar, şeytanın yaptığı gibi kibirleniyorlardı. Şeytan da öyle dememiş miydi, Âdem topraktan, ben ateşten yaratıldım. Ben ondan üstünüm, diyerek kibirleniyordu. yahudilerde aynen böyle diyorlardı, biz Allah’ın (cc) özel kullarıyız. Son asrın yahudileri de aynı şeyi söylüyorlar.
Abdullah B. Selam Müslüman olmuş, inen ayetleri okuyordu. Bir gün Peygamberimize (sav) geldi, Ya Resul Allah, yahudiler ve hristiyanlar beni iyi tanırlar, alim bilirler. Ancak benim Müslüman olduğumu duyunca itiraz ederler. Onun için sen, beni bir perde arkasına koy. Onlardan bir cemaati çağır ve sor. Peygamberimiz (sav) öyle yaptı. Bir yahudi cemaatini çağırdı ve onlara sordu, “Siz Abdullah B Selamı nasıl bilirsiniz? “Dediler ki, o bizim en alimimiz, iyi bir yahudidir. Tevrat ve İncil’i en iyi bilenimizdir. Peygamberimiz (sav) onlara sordu, “O Müslüman olsa, siz de Müslüman olur musunuz? “3 defa tekrarladı. Onlar da ısrar ettiler. O Müslüman olmaz, o iyi bir yahudi alimidir dediler. Peygamber Efendimiz (sav), perde arkasından Abdullah B. Selam’ı çağırdı. Abdullah B. Selam, onlara Müslüman olduğunu söyledi ve kelime-i şehadet getirdi. Gelen cemaat, hemen itiraz etti, sen yalan söylüyorsun. Az önce, alim dedikleri zata, şimdi yalancı diyorlardı. Nasip böyle bir şeydir işte. Gelen cemaat, inkâr halinde Peygamberimizin (sav) huzurundan ayrıldı. Biz, görünenleri biliyoruz. Perde arkasındaki olan hikmetleri bilemiyoruz. Ancak bizim, bu tür tarihi yaşanmış olaylardan ders alıp, küfürden aslandan kaçar gibi kaçmamız gerekir. Bu tarihi vakayı okuyunca, bugünkü yahudilerin halini daha iyi anlamak mümkündür.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.