Halkın Durumu Umurlarında Değil!
Yayınlanma:
Tüketiciler Birliği; vatandaşın aldatılmaması, maddî açıdan soyulmaması ve haklarının korunması için sık sık uyarıda bulunuyor. Misâl olarak, birliğin birkaç yıl önce mahkemeye başvurarak sabit telefonlar için alınan abonman ücretini iptâl ettirdiğini belirtmek yeter. Mahkemenin iptâl kararına rağmen Telekom’un abonman ücretini almaya devam ettiğini de kaydetmek gerekir. Ülke çapında yaygın olarak halk yararına faaliyetini sürdüren Tüketiciler Birliğinin Konya şube başkanı Mustafa Dinç, geçtiğimiz günlerde yeni bir uyarıda bulunarak, MEDAŞ (Meram Elektrik Dağıtım şirketi) adına sayaçları okuma işini üstlenen taşeron firmanın elemanlarının yılbaşından önce sayaçları okuyup, elektrik sarfiyatını tesbit ettiği hâlde abonelere fatura vermediği yolunda kendilerine şikâyet geldiğini belirterek, “Bu uygulama faturaların yılbaşından sonra zamlı olarak verilerek vatandaşları aptal yerine koymaktır” diyerek, fatura verilmeyen halkın sayaç rakamlarını kayıt altına almalarını isetip, şunları ekledi:
“Vatandaşlara seslenerek, şunu söylemek istiyorum: Sayaç okuyanlar geldiği zaman sayaçlarındaki rakamları sayaç okuyucularının imzasıyla kayıt altına alsınlar. Bunu yapamıyorlarsa komşulardan birinin ve muhtarın şahitliğinde sayaç rakamlarını tutanak altına alsınlar. Böylece faturaları zamlı olarak geldiği takdirde MEDAŞ’a ve mahkemeye itirazda bulunabilirler.”
MEDAŞ Genel Müdürü Önder Kazazoğlu’nun konuyla ilgili olarak, fatura verilmemesi noktasında bir talimatının olmadığını, yılbaşından sonra yapılacak zammın kendilerini ilgilendirmediğini ifade ile “Zam gelse de gelmese de bizi ilgilendirmiyor. Çünkü; bizim kasamıza giren bir şey yok. Konu hükümeti ve MEDAŞ’ı satın alan şirketi ilgilendiriyor. Bu nedenle faturaların verilmemesi noktasında talimat vermedim. Taşeron firmanın sayaç okuma görevlilerinin neden böyle bir uygulama yaptıklarını da bilmiyorum. Konuyla ilgili taşeron firmadan bilgi isteyeceğim” şeklinde konuşmasına rağmen, konuya açıklık getirecek bir açıklamaya rastlamadık.
Medyada yer alan haberleri okuyan vatandaşların aklına “Özelleştirme kapsamında MEDAŞ’ı satın alan şirket faturaları elektriğe zam yapıldıktan sonra vererek, zamsız dönemdeki sarfiyat da zamlı olarak mı tahsil edecek” sorusunu getirirken, geçmişte de konunun benzer örneklerinin olduğu biliniyor. Şöyle ki; yıllar önce Burhan Şahin’in MEDAŞ Genel Müdürlüğü döneminde elektrik sarfiyatı 2 ayda bir fatura edilirdi. Üstelik kilovat ücreti günümüzdeki gibi pahalı değildi, hatta sudan ucuz sayılırdı. Bir gün evime bırakılan faturada sarfiyat bedelinin 125 milyon olduğunu görünce bir yanlışlık olacağı düşüncesi ile bilgi almak için o tarihte genel müdür yardımcısı olan gazeteci arkadaşım Mehmet Gazel’in kardeşi Teyfik Gazel’i ziyaret ettim. Tahakkuk servisi ile yaptığı telefon görüşmesinde bir önceki fatura bedelinin ödenmediği için cezası ile birlikte tekrar fatura edilmiş olduğunu söyledi. Ben de daha önceki faturanın elime geçmediğini, faturalar vatandaşa tebliğ edilmediği için cezayı ödemeyeceğimi bildirdim. O, tebliğ mecburiyeti olmadığı için ödemem gerektiği israr edince, masasındaki telefondan Genel Müdür Burhan Şahin’i arayıp, durumu izah ettim. Şahin, bana hak vererek Gazel’i telefona isteyip, cezayı kaldırmasını ifade etti. Teyfik Gazel, Genel Müdürüne de cezanın ödenmesi gerektiğinde israrını tekrarlayınca, Burhan Bey’in “Yahu Teyfik Bey, uzatma Nail Bey’in işini hallet” dediğini işittim. Nitekim, ceza kaldırıldı.
Burhan Şahin, siyasi bir nedenle Ankara’ya tayin edilmiş, yerine Cemal Harmankaya Genel Müdürlük koltuğuna oturmuştu. Bir bayram arifesiydi ve elektriğe zam yapıldı, ancak zamsız sarfiyatın bedeli halka fatura edilmedi. Bayramın bitiminde yeni bir zam daha yapılırken, aradan bir hafta geçince elektrik 3. defa zamlandıktan sonra katmerli bir fatura geldi. O tarihte Anasol hükümeti döneminde elektrik ve benzine hemen her hafta zam geldiği herkesin malûmu idi. Akviranlı olan ve daha önce Kültürspor Başkanı olarak tanıdığım Harmankaya’yı ziyaret ederek, her zam olduğunda sayaç rakamlarını aldığımı, sarfiyatın büyük bölümü zamsız olması gerektiği hâlde, 3. zam üzerinden faturalandırıldığını bildirerek, düzeltilmesini rica ettim. Harmankaya’nın cevabı, “Nail Ağabey, elimizde yeterli personel yok, ben her zamda nasıl sayaç okutturayım. Ödenek olmadığı için bu işi taşerona yaptırma imkânım yok” oldu. Affedersiniz, enayi yerine konulayı kabul etmeyeceğimi, bu yanlışı düzeltmediği takdirde mahkemeye başvurarak, benim gibi zamlı ücret ödemek durumunda olanları da mahkeme yoluyla haklarını aramaya davet edeceğimi söyleyip, “Vallahi, milleti başına üşüştürürüm” yollu espriden sonra talimat verdiği tahakkuk şefi bayana giderek gerekli düzeltmeyi yaptırıp, faturayı zamsız olarak vezneye yatırdım.
Demek ki yanlış hesap Bağdat’tan dönüyor, istenirse yapılan yanlış düzeltilebiliyormuş. Maalesef milletçe memurun ağzından çıkanı kanun sanıyor, hakkımızı savunmaktan çekiniyor, kuzu gibi isteneni yerine getiriyoruz. Tüketiciler Birliği başkanı Mustafa Dinç’in uyarısı boşuna değil. Bu milletin enayi yerine konulması yeter artık. Vatandaşın cebinden 5-10 lira daha fazla almakta yarış yapmasanız olmaz mı? “Kullanıyorsanız, bedelini ödeyin” demek marifet değil! Şair Orhan Veli’nin, “Ne Londra konferansı, ne atom bombası/Bir elinde cımbız, bir elinde ayna, umurunda mı dünya?” dediği gibi, “Yırtılan Deli Bekir’in yakası” misâli, ne yazık ki halkın maddî sıkıntısı bazılarının umurunda bile olmuyor.
“Vatandaşlara seslenerek, şunu söylemek istiyorum: Sayaç okuyanlar geldiği zaman sayaçlarındaki rakamları sayaç okuyucularının imzasıyla kayıt altına alsınlar. Bunu yapamıyorlarsa komşulardan birinin ve muhtarın şahitliğinde sayaç rakamlarını tutanak altına alsınlar. Böylece faturaları zamlı olarak geldiği takdirde MEDAŞ’a ve mahkemeye itirazda bulunabilirler.”
MEDAŞ Genel Müdürü Önder Kazazoğlu’nun konuyla ilgili olarak, fatura verilmemesi noktasında bir talimatının olmadığını, yılbaşından sonra yapılacak zammın kendilerini ilgilendirmediğini ifade ile “Zam gelse de gelmese de bizi ilgilendirmiyor. Çünkü; bizim kasamıza giren bir şey yok. Konu hükümeti ve MEDAŞ’ı satın alan şirketi ilgilendiriyor. Bu nedenle faturaların verilmemesi noktasında talimat vermedim. Taşeron firmanın sayaç okuma görevlilerinin neden böyle bir uygulama yaptıklarını da bilmiyorum. Konuyla ilgili taşeron firmadan bilgi isteyeceğim” şeklinde konuşmasına rağmen, konuya açıklık getirecek bir açıklamaya rastlamadık.
Medyada yer alan haberleri okuyan vatandaşların aklına “Özelleştirme kapsamında MEDAŞ’ı satın alan şirket faturaları elektriğe zam yapıldıktan sonra vererek, zamsız dönemdeki sarfiyat da zamlı olarak mı tahsil edecek” sorusunu getirirken, geçmişte de konunun benzer örneklerinin olduğu biliniyor. Şöyle ki; yıllar önce Burhan Şahin’in MEDAŞ Genel Müdürlüğü döneminde elektrik sarfiyatı 2 ayda bir fatura edilirdi. Üstelik kilovat ücreti günümüzdeki gibi pahalı değildi, hatta sudan ucuz sayılırdı. Bir gün evime bırakılan faturada sarfiyat bedelinin 125 milyon olduğunu görünce bir yanlışlık olacağı düşüncesi ile bilgi almak için o tarihte genel müdür yardımcısı olan gazeteci arkadaşım Mehmet Gazel’in kardeşi Teyfik Gazel’i ziyaret ettim. Tahakkuk servisi ile yaptığı telefon görüşmesinde bir önceki fatura bedelinin ödenmediği için cezası ile birlikte tekrar fatura edilmiş olduğunu söyledi. Ben de daha önceki faturanın elime geçmediğini, faturalar vatandaşa tebliğ edilmediği için cezayı ödemeyeceğimi bildirdim. O, tebliğ mecburiyeti olmadığı için ödemem gerektiği israr edince, masasındaki telefondan Genel Müdür Burhan Şahin’i arayıp, durumu izah ettim. Şahin, bana hak vererek Gazel’i telefona isteyip, cezayı kaldırmasını ifade etti. Teyfik Gazel, Genel Müdürüne de cezanın ödenmesi gerektiğinde israrını tekrarlayınca, Burhan Bey’in “Yahu Teyfik Bey, uzatma Nail Bey’in işini hallet” dediğini işittim. Nitekim, ceza kaldırıldı.
Burhan Şahin, siyasi bir nedenle Ankara’ya tayin edilmiş, yerine Cemal Harmankaya Genel Müdürlük koltuğuna oturmuştu. Bir bayram arifesiydi ve elektriğe zam yapıldı, ancak zamsız sarfiyatın bedeli halka fatura edilmedi. Bayramın bitiminde yeni bir zam daha yapılırken, aradan bir hafta geçince elektrik 3. defa zamlandıktan sonra katmerli bir fatura geldi. O tarihte Anasol hükümeti döneminde elektrik ve benzine hemen her hafta zam geldiği herkesin malûmu idi. Akviranlı olan ve daha önce Kültürspor Başkanı olarak tanıdığım Harmankaya’yı ziyaret ederek, her zam olduğunda sayaç rakamlarını aldığımı, sarfiyatın büyük bölümü zamsız olması gerektiği hâlde, 3. zam üzerinden faturalandırıldığını bildirerek, düzeltilmesini rica ettim. Harmankaya’nın cevabı, “Nail Ağabey, elimizde yeterli personel yok, ben her zamda nasıl sayaç okutturayım. Ödenek olmadığı için bu işi taşerona yaptırma imkânım yok” oldu. Affedersiniz, enayi yerine konulayı kabul etmeyeceğimi, bu yanlışı düzeltmediği takdirde mahkemeye başvurarak, benim gibi zamlı ücret ödemek durumunda olanları da mahkeme yoluyla haklarını aramaya davet edeceğimi söyleyip, “Vallahi, milleti başına üşüştürürüm” yollu espriden sonra talimat verdiği tahakkuk şefi bayana giderek gerekli düzeltmeyi yaptırıp, faturayı zamsız olarak vezneye yatırdım.
Demek ki yanlış hesap Bağdat’tan dönüyor, istenirse yapılan yanlış düzeltilebiliyormuş. Maalesef milletçe memurun ağzından çıkanı kanun sanıyor, hakkımızı savunmaktan çekiniyor, kuzu gibi isteneni yerine getiriyoruz. Tüketiciler Birliği başkanı Mustafa Dinç’in uyarısı boşuna değil. Bu milletin enayi yerine konulması yeter artık. Vatandaşın cebinden 5-10 lira daha fazla almakta yarış yapmasanız olmaz mı? “Kullanıyorsanız, bedelini ödeyin” demek marifet değil! Şair Orhan Veli’nin, “Ne Londra konferansı, ne atom bombası/Bir elinde cımbız, bir elinde ayna, umurunda mı dünya?” dediği gibi, “Yırtılan Deli Bekir’in yakası” misâli, ne yazık ki halkın maddî sıkıntısı bazılarının umurunda bile olmuyor.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.