Hacı Veyis Zade Mustafa Efendi ve Konya İmam-Hatip Okulu
Merhum hocamız ilim aşığı ve ilimle uğraşanların yakın hâmisi idi. İbadete ne kadar düşkün ise, ilme de o kadar düşkündü.
Kur’an-ı Kerim’in söze; “Yaratan Rabbı’nın adı ile oku.” diye başladığını sağlam bilir, bu ilâhî hükme yürekten inanır. Peygamber efendimizin ilme verdiği değeri ve âlime gösterdiği ilgiyi çok iyi bilir ve uygulardı.
İlim ve ibadet, hoca efendinin hayatında ve görev yaptığı mabette hep beraber olmuştur.
Hoca efendi, Piri Mehmet Paşa ve Aziziye camilerinde imamlık yapmıştır. Merhum hocamız, Konya İmam Hatip Okulu açılıncaya kadar evinde ve camisinde talebe okutma ve yetiştirme hizmetini bıkmadan, usanmadan azimle, sabırla ve cesaretle, babadan vasiyet ve emanet, bir uğraş olarak devam ettirmiştir.
Konya’da 1951 yılında İmam Hatip Okulu açılınca, sevinçle hiç tereddüt etmeden hemen hocalık teklifini kabul etmiş ve Arapça derslerine girmeye başlamıştır. Benim, birçok arkadaşım gibi hoca efendi ile ilk karşılaşmam İmam Hatip Okulunda olmuştur. Biz tanımasak bile, köyden gelmiş olmamıza rağmen ailelerimiz hoca efendiyi tanıyorlardı. Çünkü hoca efendi Konya ve çevresinde tanınan, sevilen, bilinen ve güvenilen bir kimse idi.
Hoca efendinin Konya İmam Hatip Okulunda öğretmenlik kabul etmesi ve derslere girmesi, yeni açılmış olmasına rağmen halkın bu okullara ilgi ve güven duymalarına, çocuklarını göndermelerine sebep olmuştur.
Merhum hocamız bir ilim ve irfan yuvası olarak kabul ettiği İmam Hatip Okulunun, açıldığı günden itibaren her şeyi ile yakından ilgilenmiş ve ömrü yettiği sürece de bu ilgiyi severek ve artarak devam ettirmiştir.
Konya İmam Hatip Okulu, ilk açıldığı zaman yeterli bir binaya bile sahip değildi. Küllükbaşı Mahallesindeki yıllarca kaderine terk edilmiş güzel bir konak olan eski polis okulunda açılmıştı. Tavan arasında bile sınıf vardı.
Merhum hocamız okula bir arsa alınması ve yeni bina yapılması konusunda her türlü fedakârlığı göstermiş, Konyalıyı harekete geçirerek bu hizmeti de başarmıştır. O günün şartlarında köy köy dolaşarak İmam Hatip Okullarına yardım toplamış ve destek sağlamıştır.
Hoca efendi yalnız arsa ve bina işleri değil talebeleriyle de yakından ilgilenmiş ve her türlü ihtiyaçlarının karşılanmasına yardımcı olmuştur. Eğer Hoca Efendi olmasaydı biz çoğumuz, özellikle köyden gelenler, İmam Hatip Okulunda okuyamazdık.
Hoca efendi sanki seyyar bir burs kurumu gibi idi. Cebinde talebelerine verecek kadar para mutlaka bulunurdu. İlim yolunda olanların, hiçbir ayırım yapmadan yardımlarına koşardı. Talebelerinin günlük harçlıklarını verirdi. Hoca Efendinin maaşının dışında parası ve geliri yoktu. Nesi varsa ilim yolcuları ile paylaşmaya her an hazırdı. Niyeti ve gayreti ilme ve ilim erbabına yönelik olduğu için Allah ona çokça veriyordu.
Bu arada Hoca Efendi diğer hayırlardan ve hayra yönelik hizmetlerden de uzak durmazdı. Öncelikle İmam Hatip Okulunu ve talebelerini düşünürdü ve gözetirdi. Çünkü İmam Hatip Okulu müfredatı Hoca Efendinin rüyası, heyecanı ve hayali idi. İslâh-ı Medaris O’na göre sanki Konya’da yeniden açılmıştı. Hoca Efendi hoş olmayan bir olay üzerine: “Bir âlim yetiştirmek için bin münafığın kahrını çekmeye hazırım.” demişti.
Hoca Efendi, İmam Hatip Okulunu hep düşünür ve ihtiyaçlarını gidermeye çalışır ve önüne çıkan fırsatları mutlaka değerlendirir demiştim. Buna dair bir olayı nakletmek istiyorum.
Bir gün Hoca Efendi paytonla hükümet binasının önünde geçiyormuş. O anda orada bulunanlar arasında bir hareketlenme olmuş ve herkes Hoca Efendiye doğru dönmüş. Hoca Efendi herkesi selamlayarak yoluna devam etmiş. Orada bulunan bir zat gösterilen bu saygıya hayran kalmış ve oradakilerin birisinden; “Bu geçen zat kimdi?” diye sormuş. O kimse “Tanıyor musunuz? Hacı Veyis Zade Mustafa Efendi.” demiş. O zat hoca efendinin nerde olduğunu öğrenerek kendini ziyarete gitmiş. Hoca Efendinin elini öpmüş, hal ve hatırını sormuş. Hoca Efendi kim olduğunu sorunca, “Bendeniz Astsubay Okulunda fizik öğretmeniyim.” demiş. Hoca Efendi, “maşallah hem de fizik öğretmeni, ne güzel tesadüf, İmam Hatip Okulunda bir fizik öğretmenine ihtiyaç var, gelir misin?” demiş. Gelebileceğini söylemiş. İmam Hatip Okuluna fizik öğretmeni olarak tayin edilmiş.
Merhum Hacı Veyis Zade Mustafa Efendi son, nefesine kadar ilimle meşgul olmuş ve yüzlerce talebe yetiştirmiştir. Zamanımızda da yetiştirdiği talebeleri heyecan ve ihlâsla duası bereketiyle aynı hizmeti devam ettirmektedirler. Hoca Efendi adına yaptırılan cami ve müftülük bir külliye halinde hizmete devam etmektedir. Orada da Hoca Efendinin sünnetine uygun olarak ibadetin yanında ilim de eksik olmamaktadır. Bilhassa T. Diyanet Vakfının caminin altında açmış olduğu kitap evi külliyeye çok yakışmış ve muhakkak Hoca Efendiyi de ebedî âlemde memnun etmiştir.
Bendeniz, hocamızın ileriki yıllarda daha çok anılacağına, anlatılacağına, hakkında çeşitli araştırmalar yapılacağına ve kitaplar yazılacağına inanıyorum. Gelişmeler onu gösteriyor. Ölüm yıldönümü sebebiyle şu günlerde hayranlıkla tekrar andığımız merhum hocamıza Allah rahmet eylesin ve bizleri de O’nun şefaatine nail eylesin.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.