Güneydoğunun Esas Sorunu, Feodal Yapısıdır.

Güneydoğu Anadolu bölgemizin esas sorunu; âşiret ve ağalık sistemi yani feodal yapısıdır. Bu yapı; işsizlik, terör gibi sorunların ana kaynağıdır.

Bölge halkı yıllarca; “Kürtçülüğü” ticari, siyasi, ideolojik rant aracına dönüştürenlerin “marabası” muamelesi görmüştür. Güneydoğu’daki sosyal yapıyı yakından inceleyen sosyal bilimcilere göre, bölgedeki ana sorunun alt başlıkları şöyledir:

-Toprak ağalığı,

-Aşiret ağalığı,

-Terör ağalığı

-Siyaset ağalı.

Bu sorunlardan “terör ağalığı” 1980’lerden sonra bir sektör haline gelmiş, uluslar arası uyuşturucu ve silah ticaretinin profesyonel taşeronu durumundadır. PKK’nın en büyük finans kaynağını, küresel tezgâhın bekçiliği karşısında, kendisine verilen bahşişler oluşturmaktadır. Yani mevcut dünya haritasının peyzaj mimarı gibi çalışan, uyuşturucu baronları ve silah tacirlerinin kazanmaya devam etmesi, terörün ve bölgedeki örgüt kontrolü kaosun devamı ile direkt ilgilidir.

Dicle Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Rüstem ERKAN’nın 2002 yılında, “sosyal değişim” üzerinde yaptığı bir araştırma, bölgedeki “aşiret” ve “siyaset ağalığı”na en iyi örnektir:

Anavatan Partisi (ANAP): Seyit Eyüpoğlu (Şıhanlıoğlu aşireti), Mehmet Ekinci (Seydan aşireti), Şerif Bedirhanoğlu (Burukan aşireti), Nusret Öner (Dıri aşireti),  İrfan Arslan (Goran aşireti), Haluk Kaya (Hisar aşireti), Süleyman Çelebi (Çelebi aşireti), Abdurrahman Abay (Kıçan aşireti).

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP): Zülfükar İzol (İzol aşireti), Nuri Dağdağa (Bekiran aşireti), Ahmet İnal (Badıka aşireti), Mehmet Ali Suçin (Alikan aşireti), Selahattin Dağ (Dağ aşireti).

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP): Turun Tüysüz (Kalender aşireti), Ahmet Öncel (Badıllı aşireti), Ahmet Kıran (Kejan aşireti), Mehmet Kartal (Burukan aşireti), Necmi Yağızer (Burukan aşireti), Esat Canan (Dostki aşireti), Abdulhalik Özdinç (Gıravi aşireti), M.Nezir Nasıroğlu (Sinika aşireti), Cemil Taşkın (Sıpertiyan aşireti), Sait Doğan (Hıdırsor aşireti).

Doğru Yol Partisi (DYP): Sedat Edip Bucak (Bucak aşireti), Uğur Esat Akgül (Mersavi aşireti), Encet Akıl (Karakeçi aşireti), Paşa Kurşunluoğlu (Buruki aşireti), İskender Ertuş (Ertuşi aşireti), İsmet Beyhan (Mamkuran aşireti), Hakkı Töre (Beg aşireti), Faris Özdemir (Raman aşireti), Hüseyin Yaşar (Şerro aşireti), Kamil Atak (Tayan aşireti), Kazım Babat (Guyan aşireti), M.Salim Ensarioğlu (Ensarioğlu aşireti).

Demokratik Sol Parti (DSP): Nevzat Çelik (Şigo aşireti), Mehmet Çelik (Şigo aşireti).

Demokratik Halk Partisi (DEHAP): Ahmet Türk (Türk aşireti)

Bağımsızlar: Sabahattin Cevheri (Şeyhanlı aşireti), Mustafa Zeydan (Pinyaniş aşireti).

Aynı araştırma bugün yapılsa, bu bölgedeki milletvekillerinin aşiret bağlantıları yine aynı oranda çıkacaktır.

Bu sistem hem siyasi partilerin hem de ağaların temsilini garantiye almaya imkan sağlamaktadır. Öyle ki; bir siyasi parti farklı illerde farklı değerleri temsil eden aşiretlerle işbirliğine girebildiği gibi, bir aşiret de aynı seçimde birden çok siyasi partiden aday çıkararak, her şartta Meclis’e gerebilmektedir. Aşiret reisi milletvekili olduğunda, aşiret üyelerinin iş bulma, ihale alma, kredi alma imkânlarının artacağı düşünülmektedir.

Bölgenin en önemli zenginliği sayılan toprağın, ironik biçimde halkın fakirleşmesine sebep olduğu bir gerçektir. Yavuz Sultan Selim döneminde aşiret ağaları arasında pay edilen arazilerle ilgili olarak, Cumhuriyet döneminde, özellikle 1950’li yıllardan itibaren çıkarılan bütün teşvik yasaları, paralel anlayışla toprak ağalarını ihyaya dönük olmuştur. Sistem köylüyü bir çift sabandan, tırmıktan, çapadan farksız biçimde “üretimin aracı” haline dönüştürmüştür. Toprak odaklı olan ve bölgenin “umudu” görülen “GAP projesi” dahi, ağa toprağının verimini arttıracak biçimde düzenlenmiştir.

Lord Kinross’un 1951’deki gezi notlarından oluşan “Kutsal Anadolu Toprakları” kitabında, konu ile ilgili olarak şu tespiti yapmıştır: “Büyük toprak sahipleri burada hâlâ iş yapmakta, buradaki insanlar Anadolu platolarındaki yurttaşları kadar bağımsız değildir.”

Bölgedeki insanlar; baskı sonucu, kendi hür iradesine göre değil, ağalarının istediği kişi veya partilere oy vermektedir.

Bölgedeki “ağalık” müessesesi, sorunun ana kaynağıdır. Mevcut düzeni faydaya çevirmeye çalışmak beyhudedir. Siyasilerin “bin dönüm toprağı, elli bin oyu var” diye pazarlık yaptığı bir ortamda, “Kürt açılımı”, “demokratik açılım” gibi kavramlarla uğraşmak zaman kaybından başka bir şey değildir. Bu bölgede “biat”a dayanmayan bir model, eğitim seferberliği kanalıyla mutlaka oluşturulmalıdır. Bugüne kadar yapılan şey; “iyi aşiret-kötü aşiret, yararlı ağa-zararlı ağa” ayrımından başka bir şey değildir. Bunda askerin de, siyasetçinin de payı büyüktür.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
Arşivi