Süleyman Küçük
Erbakan ve Tahir Hoca Uzmanları
Şubat ayı Müslümanlar arasında İskilipli Atıf Hoca’dan Hasan El Benna’ya, Şeyh Şamil den Metin Yüksel’e, Malcolm X den Cahar Dudayev’e kadar birçok âlim, komutan, siyasetçi ve gayretli Müslüman şehit edildiği için bu ay "Şehadet Ayı" olarak bilinir.
Yine Şehit gibi yaşayıp Şubat ayında vefat etmelerinden dolayı da Mahmut Sami Ramazanoğlu, Ali Ulvi Kurucu, Cevdet Said, Emin Saraç ve Nihayetinde Necmeddin Erbakan ve Tahir Büyükkörükçü hocalarımız nedeniyle, önden gidenlerin rahmetle minnetle anıldığı, kayıplar ayı olarak bilinir.
Erbakan Hoca'nın(rha) siyasetçi, genel başkan, lider, üstün zekâlı bir makine profesörü olmasının yanında; siyasetin Hz. Allah'ın(cc) rızasını kazanmak için yapılması gerektiği ile o güne kadar hiç telaffuz edilmeyen İslam birliği ve ümmet bilincini öğrendiğimiz, Allah(cc) dostu Mücahit olarak görenlerdeniz.
İslam'ın; sadece namaz kılmak ve oruç tutmaktan ibaret olmadığını, İslam’ın emri olan cihadın; malınla canınla gece gündüz hakkın hâkim olması için son nefesine kadar çalışmak olan en büyük ibadet olduğunu ve Müslümanların en büyük düşmanlarının siyonizm olduğunu da Erbakan Hoca'dan(rha) öğrendik.
Tahir Hocamız(rha) ise, tek parti zulmünün, sıkıntısının, kederinin ve bunalımının en koyu zamanlarına hapsolunmuş bir dönemde Müslümanlar için eğitimi, sohbetleri ve vaazlarıyla karanlığa terk edilmiş ruhlar için bir yol gösterici, gören gözler için Hz. Rasulullah(sav) den beridir devam edegelen ilim, irfan, tasavvuf yolunun takipçisi ve müjdecisi olmuştur.
Şehid Metin Yüksel kardeşimiz ise, Risalet ve hilafet döneminden beridir “Cihadı alnımızın çatına vurduk ve her sabah şehadeti koyduk duamızın başına” sözleriyle ifade edilen şehadet iddiamızdan asla vazgeçmediğimizi, Müslümanların idealinde yer alan şehit olma arzusunun, her zamanda canlı tutulması gerektiğini hayatıyla ve şehadetiyle gösteren kahramanımızdı.
Bir elini zarif bir alev şulesi gibi göğe, bir elini ise insanlara uzatan hocalarımız küfrün zifirî karanlığının ortasında tek başına yanan ve karanlık ne kadar yoğun olursa olsun, onu yok bir tek kıvılcımın yeteceğini ispat edercesine kendileri yanarken başkalarının karanlığına ışık olabilmişlerdir.
Her biri karanlıklar içinde bile ışık olmayı öğreten bir mum misali, ışığını insanlara doğru dosdoğru yönelterek, zifirî karanlığın ortasında tek başına meşale olabilen, davasından asla vazgeçmeyen bir öğretmen, bir muallim, arkadan gelenlere yol açan cesur bir yürek olmalarına rağmen, birileri zehirli dillerinden dökülen kirli kelimelerle zihinleri ifsat etmeye çalışmaktadır.
Kim bunlar?
Sinsi sorularla zihinlere şüphe yerleştirenler kim?
En yakınımızdan, üzerlerine cübbe geçirilmesi ile hoca olduklarını vehmeden İlahiyat ve diyanet çevresinden başlayalım:
Bütün bu gerçeklere rağmen “Erbakan Hoca yaşasaydı şöyle davranırdı” ve “Tahir Hoca yaşasaydı şunları söylerdi” gibi sözlerle hala Merhum Erbakan ve Tahir Hocalarımız adına karar veren ahkâm kesenleredir sözümüz.
Bu Erbakan ve Tahir Hoca uzmanları hayatları boyunca Erbakan ve Tahir Hocamızın yardımcıları olmadılar.
Merhum Erbakan Hocamızın davetiyle bir dönem Milletvekili olan Tahir Hocamızın siyasetine de hiç inanmamışlardır.
Bunların hemen hepsi Erbakan Hocamızın kurduğu siyasi partilerde kendilerine bir şekilde yer bulmuş, milletvekili olmuş olmalarına rağmen zor zamanda yarı yolda bırakıp ayrılmış kişilerdir.
Hayatlarında yardımcı olmadıkları gibi vefatlarının sonrasında da siyaseten Erbakan Hocamıza, tasavvufi neşe açısından ise Tahir Hocamızın yoluna karşı tavır almış, hatta düşmanlık yapmışlardır.
FARKINDA MIYIZ?
Peki, dün olduğu gibi bu günde bunca Erbakan ve Tahir Hoca uzmanlarının kim oldukların nasıl mı karar vereceğiz?
Başka hiçbir söze gerek bırakmayacak şekilde ABD ile stratejik ortaklıklara ve toplumumuzun temeli ailelerimizi mahveden zinayı suç olmaktan çıkarmaya karşı çıkmış olan Erbakan ve Tahir Hocalarımız henüz hayattayken nerede olduğunuza bakarak karar vereceğiz.
Siyasi mecrada Erbakan Hoca, Kürsülerde ise Tahir Hoca onları cihad meydanına davet ettiğinde mutfaklarında soğan doğrayarak gözyaşlarını Ümmeti Muhammed için akıttıklarını söylemelerine bakarak karar vereceğiz.
Aslında bir şeyi daha açıklığa kavuşturmak gerekiyor:
Bu yazıda “Erbakan ve Tahir Hoca uzmanları” diye yazılan ifadeyi “ERBAKAN VE TAHİR HOCA DÜŞMANLARI” olarak değiştirdiğinizde, ne demek istediğimizi çok daha iyi anlayacaksınız.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.