Dün medreseler, bugün üniversiteler şehri!

Selçuklu’nun Başşehri medreseler şehri idi.
Bu gün Türkiye’nin parlayan yıldızı neden üniversiteler şehri olmasın?
Konya yüzyıllar öncesinde bir medreseler şehri idi.
Boston’da 50 üniversitenin varlığı bilinen bir durum. Dünyada onlarca üniversitenin olduğu başka şehirler de var. Çoğunluğu şehir üniversitesi.
Şimdi Konya’yı yeniden bir ilim ve kültür merkezi yapmak, üniversiteler şehri yapmak için uygun bir vasat yakalanmış durumda.
Önce mevcut tabloya bakalım;
Selçuk Üniversitesi 80 bini aşkın üniversite öğrencisi ve 10 bine yakın öğretim üyesi, öğretim görevlisi, okutman ve çalışanı ile ‘iri kıyım bir il’ görünümünde. Üniversite’nin yeniden yapılandırılması bir başka bahara kalmış gözüküyor. Aşağıda Selçuk Üniversitesi’nin durumunu yakından inceleyeceğiz.
Karatay Üniversitesi ile Mevlana Üniversitesi kurulmuş bulunuyor. Büyük bir aksilik olmaz ise seneye ilk öğrencilerini kabul edecekler.
Konya Üniversitesi’nin kurulmasına ilişkin Bakanlar Kurulu’ndan geçen tasarı Meclise gönderilmiş durumda. Üniversite, Kanunu’nun çıkmasını bekliyor.
Mehir Vakfı’nın müracaatı YÖK’te. İttifak’ın patronu Seyit Mehmet Buğa her hayırlı çalışmayı olduğu gibi bu çalışmayı yapan arkadaşları, başta Mustafa Özdemir olmak üzere yüreklendiriyor.
Mesleğimizin duayeni merhum Mustafa Ataman’ın oğlu Ali Ataman Diltaş’ta elde ettiği tecrübeyi üniversiteye çevirme uğraşında.
Özkaymak Ailesi’nin başta Rahim Özkaymak olmak üzere üniversite fikrine sıcak baktığı biliniyor.
Recep Konuk’un yönetimindeki PANKOBİRLİK açılım arayışlarına isabetli bir yaklaşımla Tarım Üniversitesi’ni eklemiş durumda.
Mevlana Vakfı’nın da banisi Mustafa Özkafa önderliğinde benzer bir çalışmaya imza atması bekleniyor.
Bu kısa bakıştan sonra sırası ile biraz daha yakından konuyu değerlendirelim.
Kabul etmek gerekir ki; Selçuk Üniversitesi ‘yönetilemez’ bir noktaya gelmiştir. Rektör Prof. Okudan’ın ‘bu mahalle’den tuttuğu danışmanlarının da etkisi ile ‘yeniden yapılanma’ bir süre ötelenmiş gözüküyor. Hekimlikten idareciliğe gelen Prof. Okudan’ın şahsını aşan bir gerçeklikle Selçuk Üniversitesi, aşırı hantallaşmış, kökten kılcal damarlara ulaşılamaz bir noktaya gelmiştir. Yapılacak olan Selçuk Üniversitesi’ni yeniden yapılandırmaktır.
Mevlana Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Bahattin Adam’ın basın toplantısını önceki haftalarda takip ettik. Batnındakini bilemeyiz, ancak bize yansıyan, ısrar üzerine (belki zorla)  görev kabulü yönünde idi. Kanaatimizce bu tür görevler şevkle, zevkle yürütülmesi gereken görevlerdir. Sureta davranarak bir yere varmak mümkün olmasa gerek. Bir defa ‘Truva’nın kotarılmış olması, ‘kötüden iyiye dönüştürülmüş’ olması başlı başına bir başarı. Mevlana isminin alınmış olması da altı çizilmesi gereken bir nokta. Bu halde, camianın en iddialı olduğu bilişim, halkla ilişkiler alanında detayına girmeye gerek olmayacak kadar zaafın yaşandığı bir basın toplantısı idi şahitlik ettiğimiz. Fiziki çalışmaların gelecek döneme öğrenci almaya uygun bir takvimde yürüdüğü görülüyor.
YÖK’ün kontenjan için aradığı, öğretim kadrosu ile ilgili sözleşme metinleri yetişir mi, merakla bekliyor ve yetiştirilmesini umut ediyoruz. Aynı durum Karatay Üniversitesi için de bir zorlu süreç olarak karşıda duruyor.
KTO Başkanı Hüseyin Üzülmez akılcı bir hamle ile Karatay Üniversitesi’nin Rektörlük koltuğuna Prof. Dr. Mehmet Babaoğlu’nu oturttu. Prof. Babaoğlu Konya meselelerine kafa yoran, yurt dışı eğitimi almış, bizim jenerasyondan bir bilim adamı. Öğretim kadrolarını tersine beyin göçü ile oluşturma uğraşında. Bu konuda KTO Yönetim Kurulu Üyesi Lütfi Başaran’ın desteklerini de kayda geçmek gerek. Hayırlı olsun ziyareti için gittiğimiz Prof. Babaoğlu’nun kafasında Bilkent Modeli bir üniversite olduğunu gördük. Dinamik, üretken, serbest piyasa şartlarında hareket eden bir üniversite hayal ediyor Prof. Babaoğlu. Selçuk Üniversitesi’nden geliyor olması, YÖK’le temas yollarının açık olması Karatay Üniversitesi’nin de önünü açacak avantajları beraberinde getiriyor. Kamuoyu ile varolan iyi ilişkilerini, empati yaparak, sempatisini kullanarak daha ileri noktalara götürebilir. Bu durum Karatay Üniversitesi’nin olduğu kadar, kurulan ve kurulmakta olan vakıf üniversitelerinin de faydasına olacaktır.
Konya Üniversitesi, Selçuk’ta yeniden yapılanma konusundaki kafa karışıklılığının giderilememesi sonucu ortaya çıkmıştır. Geldiğimiz noktada iyiki de çıkmıştır tespitini yapmalıyız. Öte yandan Konya Üniversitesi ile ilgili Konya Milletvekili Prof. Güçlü’yü anarken, gerek Konya Üniversitesi gerekse vakıf üniversiteleri konusunda ‘uluslararası ilişkiler hocası’ olmanın getirisi ile yürüttüğü ‘ince diplomasi’ ve beceri konusunda Prof. Şaban Çalış’ı takdir etmeden, hakkını teslim etmeden geçmemeliyiz.
Başarılarından mutluluk duyan bir hemşehrisi olarak Sayın Konuk’tan iki beklentimiz  bulunuyor. Birincisi üniversite, ikincisi mevcut fabrikanın Altınekin-Cihanbeyli bölgesine taşınarak veya yeniden yapılarak kaydırılmasıdır. Böylece hem Konya şehri önemli bir rekreasyon alanı kazanmış olacak hem de anılan ilçelerimiz ciddi bir yatırıma kavuşmuş olacaktır. Anılan çalışma Sayın Konuk’un ismini yarınlara daha güçlü bir şekilde taşıyacak, şehrin fiziki yapısı üzerinde temel bir adım anlamına gelecektir. Bu konuyu bir başka yazıya bırakarak üniversiteye dönelim. Söz konusu Tarım Üniversitesi çalışması için talep edilen araziler arasında Bahri Dağdaş Araştırma Merkezi bulunmaktadır. Bilindiği gibi bu araziye kısa süre önce Büyükşehir de hâl yapmak üzere talip olmuş, ancak, bu konuda kamuoyunun kabulü en azından ittifakı söz konusu olamamıştı. PANKOBİRLİK’in bu talebinin nasıl karşılanacağını kestiremiyoruz. Fakat, Hükümet kanadının olumlu cevap vermesinin faydasına inanıyoruz. Süreç sonunda bu arazinin tahsisi mümkün olamazsa dahi PANKOBİRLİK Başkanı Konuk’un projeden imtina etmemesini bekliyoruz.
Mehir Vakfı’nın, Diltaş’ın ve Özkaymaklar’ın çalışmalarının sonuçlarını merakla bekliyoruz.
Üniversite konusunda çalışma beklenen bir diğer yapı, belki de Konya’nın en köklü yapısı Mevlana Vakfı’dır. Gençlik Eğitim Kurumları’nın on yıllara varan tecrübesi de beraber düşünüldüğünde, söz konusu yapının bu işi kotarması zor olmayacaktır.
Burada konuyu dağıtmadan Mustafa Özkafa ismi üzerinde de duralım.
Konya’da KONTV’nin merhum Genel Müdürü’nün adı en görkemli caddelerden birinde yaşamaktadır. Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Halil Ürün’ün de öyle. Ne güzel. Ve fakat Konya’ya 10 yıl Karatay Belediyesi’nde (ki bu dönemde Karatay İlçesi dönüşmüş ve bu günkü günlerin omurgası kurulmuştur), 5 yıl da Büyükşehir Belediyesi’nde hizmet etmiş Sayın Mustafa Özkafa’nın adını herhangi bir yerde görmemiz mümkün olamadı. Sadece Selçuklu Kulesi dahi Konya’ya ilişkin gayretini göstermeye yetse gerek. Konya vefa sahibi bir şehirdir. Buradan Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tahir Akyürek’in kulaklarını çınlatarak, vefada geç kalındığını düşünüyorum.
Sayın Özkafa’nın birikiminden Konya’nın yararlanması gerekmektedir. Şehir için çalışmış, tecrübe kazanmış kişilerin bir yolla hizmetlerine devamının yolunun açılması gerekmektedir. Mevlana Vakfı’nın kuracağı üniversitenin bu yollardan biri olacağı kanaatindeyim.
Toparlamak gerekirse;
Konya bir üniversiteler şehri olabilir. Ülke ve dünya ilim ve kültür değerleri üretebilir.
Konya’nın üniversiteler şehri olması aynı zamanda ekonomik bir canlılığı da beraberinde getirecektir.
Mahalli İdareler ve Hazine’nin kurulacak üniversitelere tahsis konusunda açık davranması gerekir. Konya’yı çevreleyen sırtlar birlik şehir içinde de uygun arazi tahsisleri yapılmalıdır.
Kurulan ve kurulacak üniversiteler medeniyetimizin yeniden üretilmesi, barış-kardeşlik ve hoşgörü ilkeleri üzerinde kurulan Konya İklimi’nin dünyaya yayılmasında kilit rol üstlenecektir. İnsanı ve insanın mutluluğunu esas alan nizamımızın yeniden hayat bulmasında bu üniversiteler temel atacaktır.
Hoş, Şırnak Üniversitesi’nde Prof. Dr. Ali Akmaz, Batman Üniversitesi’nde Prof. Dr. Abdüsselam Uluçam Rektör sıfatı ve kurmakta oldukları ekip ile ‘Konya Ruhu’nu vatanın bu parçalarına çoktan taşımaya başladılar bile.
Mevcut öğrencilerimizle ilgili bir temenni ile tamamlayayım;
Haydin Selçuk Üniversitesi’nde okuyan, ailelerinin gözbebeği, bize emanet gençlere gönüllerimizi sofralarımızı açalım. ‘Onlar mı şehri etkiliyor, şehir mi onları?’ sorusuna tahakkümcü bir anlayıştan uzak, ancak, Konya’nın ve Konya üzerinde temerküz eden değerlerin  bu gençlere nüfuz ettiği bir yapıyı kurarak cevap verelim.
Düğün pilavına oturmamış, iftar sofralarımızda bulunmamış bir tane üniversite öğrencisi kalmasın. Onlara gönüllerimizle birlikte sofralarımızı da açalım. Onlar için açılan mekanların ‘bizi bozması’ndan çekinmek yerine, biz onları ‘Konya’nın değerleri’ ile tanıştıralım.
Kalın sağlıcakla…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi