Dış Politikada Komşuluk
Yayınlanma:
Son günlerde olaylar yine tırmanışa geçti. Politikacıların görevleri, olayları tırmandırmamak değil mi? Öyle olması gerekir. O halde olayları kim tırmandırıyor, nasıl ve nereye tırmanıyor soru şıklarının cevabı:
Bu süreçte olaylar değişir, lâkin tırmandıranlar değişmez. Onlar eski tecrübelerine dayanarak ve denenmiş usul ve taktikleri kullanarak olayları tırmandırırlar.
Hiç şüpheniz olmasın ki olayları, huzurun, güvenin, istikrarın, itibârın, başarının ve kalkınmanın merkezine doğru tırmandırırlar. O merkeze yaklaştıkları ölçüde iş piyasasında ve sosyal hayatta tesirleri görülür.
İlerde işimize yarar ve ortalığı karıştırmak için kullanırız düşüncesiyle 1 Mayıs l977’de Taksim Meydanında 37 vatandaşımızın canına kıydılar. Tabii ki bu unutulmayacak ve terör arşivinde canlı kalacak önemli bir olaydı. Yeni olayların çıkarılmasında basamak olarak kullanılacaktı.
Yıllardır kullanmak için bekledikleri Taksim Meydanı merkezli 1 Mayıs kutlamalarını olay çıkarma fırsatını yakalayamadan kaçırdılar. İdarecilerin basiretli ve sağ duyulu davranışları bu sefer onlara (provokatörlere) bu imkânı vermedi.
Hiç şüpheniz olmasın ki yeni sebepler arayacaklar ve yeni fırsatlar kollayacaklardır.
Dünyadaki olaylar, belli güçlerin kontrolünde ve güdümünde her zamanki alışkanlığında devam ediyor. Bizim dünya gündemine ve yakın çevremizde meydana gelen olaylara yön verecek veya cesaretle dur diyecek halimiz yok. Daha doğrusu gücümüz yetmez, fırsatımız ve şansımız da olmaz.
Türkiye'de hiç eksik olmayan olaylardan kurtulup, dünyada neler olup bitiyor diye etrafımıza bakma serbestliğimiz yok. Bizi bazen dışarıdaki gelişmelerden habersiz kalmamız için içeriyle meşgul ederler, bazen de içerideki olaylarla ilgilenme fırsatı bulamamamız için dışarıyla meşgul ederler. Bir türlü dünya gündeminin önüne geçenlerden olamayız. Türkiye gündemine de iç ve dış düşmanlardan sıyrılıp yön veremiyoruz. O hakkımızı kullanmaya da izin vermiyorlar. Başkalarının yaptığı gibi dış güçlerin izniyle iş yapıyoruz demeye de dilim ve elim varmıyor,
Bu arada komşularımızla aramızda gelişen iyi münâsebetleri görmezlikten gelmekte haksızlık olur. İç ve dış olayları net ve geniş görmemizi önleyenler, yıllarca bizi, komşularımızla geçimsiz kıldılar ve kavgalı hale getirdiler. Sırf komşularımızla aramız düzelmesin diye APO'yu orada burada dolaştırıp durdular ve PKK’lıların eğitilmeleri için komşu ülkelerde kamplar açtırdılar. Bir zamanlar Orta Asya Türk topluluklarıyla tanışmamızı ve kaynaşmamızı önlemek, onları bize öcü-böcü şeklinde göstermek için aramıza Komünizm engelini abartarak koydukları gibi. Veya bizim Komünist olmaktan korkup onlara yaklaşmadığımız gibi.
Komşu ülkelerle bizim aramızda halklarımıza hiçbir zaman intikal etmeyen anlamsız ve gereksiz bir kavga sürdü gitti. Bizim yakın komşularımız genellikle Osmanlı topraklarında kurulmuş devletlerdir. Onlar bizim yalnızca komşumuz değiller, aynı zamanda akrabalarımız da. Bu derece komşularımızla her alanda iyi münâsebet kurma şansımız ve potansiyelimiz olduğu halde maalesef birbirlerimize yıllarca düşmanca davranmışız. Halklarımız birbirlerine iyi dileklerini, akrabalıklarını ifade etme fırsatı bile bulamamışlar. Bütün bunları alay konusu yapan filmler bile çevrilmiş. Çok şükür bu günlerde karadan ve denizden sınır komşularımızla insani ve siyasi bir yakınlaşma ve kaynaşma oldu. Giriş ve çıkışlarda uygulanan vizeler de kaldırıldı.
Yakın komşularımızın yaşadıkları topraklar, Selçuklu ve Osmanlı kültür ve medeniyet eserlerinin halen dimdik ayakta durduğu topraklardır. Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Orta Asya, Kafkaslar ve Kırım atalarımızın kurduğu devletler olan Selçuklu ve Osmanlı imparatorluklarının vücuda getirdikleri harika tarihî eserlerin halâ var olması, minareler, kubbeler, sandukalar, şehitlikler ve su kemerleriyle yaşamaları bizi komşularımızla aramızı düzeltmeye ve sıcak münâsebetler kurmaya mecbur bırakmaz mı? Her aklı selim sahibi Türk, bunu böyle düşünmez mi? İyi ki daha fazla geç kalmadan bu mecburiyeti anladık ve yıllardır devam eden yanlışın düzeltilmesine gayret gösterdik. Komünist rejim yıllarca komşularımızla insanî, medenî, ahlâkî ve siyasî münâsebetlerimizi kesmiş ve bu geniş coğrafyadaki kültür hazinemizin ve manevî iklimin kapılarının bize kapalı tutulmasını sağlamıştır. Biz, çok şükür Komünist olmamışız ama bu kapalılıkta kaybımız büyük olmuş.
PKK terör örgütünü başımıza belâ edenler, aynı örgütü komşularımızla aramızın açılmasında da kullanmışlardır.
Çok basit gibi görünen, ama doğru olan bir düşünce: Komşusuyla veya komşularıyla arası iyi olmayanın, mahalle veya köy halkıyla da arası iyi olmaz. Mahalle veya köy halkıyla iyi geçinmek veya kendini topluma kabul ettirebilmek için önce komşularla arayı düzeltmek gerekir.
Aynen bunun gibi: Dünya devletleriyle iyi münâsebetler kurmaya önce komşu devletlerden başlamak gerekir. Uzak ülkelerden birisiyle münasebet kurmaya teşebbüs etseniz, adama; önce komşularınla ilişkilerini gözden geçir ve düzelt derler. Türkiye komşularıyla görüşüp birtakım konuları tatlıya bağlamakla, ticarî, siyasî, sosyal ve kültürel münâsebetler kurmaya çalışmakla çok iyi etti. Benim bu düşüncem bir diplomat görüşü değil, iyi niyetli bir vatandaş görüşü. Ülkemiz belki biraz rahatlar, Biraz değil epey rahatlar.
Bu süreçte olaylar değişir, lâkin tırmandıranlar değişmez. Onlar eski tecrübelerine dayanarak ve denenmiş usul ve taktikleri kullanarak olayları tırmandırırlar.
Hiç şüpheniz olmasın ki olayları, huzurun, güvenin, istikrarın, itibârın, başarının ve kalkınmanın merkezine doğru tırmandırırlar. O merkeze yaklaştıkları ölçüde iş piyasasında ve sosyal hayatta tesirleri görülür.
İlerde işimize yarar ve ortalığı karıştırmak için kullanırız düşüncesiyle 1 Mayıs l977’de Taksim Meydanında 37 vatandaşımızın canına kıydılar. Tabii ki bu unutulmayacak ve terör arşivinde canlı kalacak önemli bir olaydı. Yeni olayların çıkarılmasında basamak olarak kullanılacaktı.
Yıllardır kullanmak için bekledikleri Taksim Meydanı merkezli 1 Mayıs kutlamalarını olay çıkarma fırsatını yakalayamadan kaçırdılar. İdarecilerin basiretli ve sağ duyulu davranışları bu sefer onlara (provokatörlere) bu imkânı vermedi.
Hiç şüpheniz olmasın ki yeni sebepler arayacaklar ve yeni fırsatlar kollayacaklardır.
Dünyadaki olaylar, belli güçlerin kontrolünde ve güdümünde her zamanki alışkanlığında devam ediyor. Bizim dünya gündemine ve yakın çevremizde meydana gelen olaylara yön verecek veya cesaretle dur diyecek halimiz yok. Daha doğrusu gücümüz yetmez, fırsatımız ve şansımız da olmaz.
Türkiye'de hiç eksik olmayan olaylardan kurtulup, dünyada neler olup bitiyor diye etrafımıza bakma serbestliğimiz yok. Bizi bazen dışarıdaki gelişmelerden habersiz kalmamız için içeriyle meşgul ederler, bazen de içerideki olaylarla ilgilenme fırsatı bulamamamız için dışarıyla meşgul ederler. Bir türlü dünya gündeminin önüne geçenlerden olamayız. Türkiye gündemine de iç ve dış düşmanlardan sıyrılıp yön veremiyoruz. O hakkımızı kullanmaya da izin vermiyorlar. Başkalarının yaptığı gibi dış güçlerin izniyle iş yapıyoruz demeye de dilim ve elim varmıyor,
Bu arada komşularımızla aramızda gelişen iyi münâsebetleri görmezlikten gelmekte haksızlık olur. İç ve dış olayları net ve geniş görmemizi önleyenler, yıllarca bizi, komşularımızla geçimsiz kıldılar ve kavgalı hale getirdiler. Sırf komşularımızla aramız düzelmesin diye APO'yu orada burada dolaştırıp durdular ve PKK’lıların eğitilmeleri için komşu ülkelerde kamplar açtırdılar. Bir zamanlar Orta Asya Türk topluluklarıyla tanışmamızı ve kaynaşmamızı önlemek, onları bize öcü-böcü şeklinde göstermek için aramıza Komünizm engelini abartarak koydukları gibi. Veya bizim Komünist olmaktan korkup onlara yaklaşmadığımız gibi.
Komşu ülkelerle bizim aramızda halklarımıza hiçbir zaman intikal etmeyen anlamsız ve gereksiz bir kavga sürdü gitti. Bizim yakın komşularımız genellikle Osmanlı topraklarında kurulmuş devletlerdir. Onlar bizim yalnızca komşumuz değiller, aynı zamanda akrabalarımız da. Bu derece komşularımızla her alanda iyi münâsebet kurma şansımız ve potansiyelimiz olduğu halde maalesef birbirlerimize yıllarca düşmanca davranmışız. Halklarımız birbirlerine iyi dileklerini, akrabalıklarını ifade etme fırsatı bile bulamamışlar. Bütün bunları alay konusu yapan filmler bile çevrilmiş. Çok şükür bu günlerde karadan ve denizden sınır komşularımızla insani ve siyasi bir yakınlaşma ve kaynaşma oldu. Giriş ve çıkışlarda uygulanan vizeler de kaldırıldı.
Yakın komşularımızın yaşadıkları topraklar, Selçuklu ve Osmanlı kültür ve medeniyet eserlerinin halen dimdik ayakta durduğu topraklardır. Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Orta Asya, Kafkaslar ve Kırım atalarımızın kurduğu devletler olan Selçuklu ve Osmanlı imparatorluklarının vücuda getirdikleri harika tarihî eserlerin halâ var olması, minareler, kubbeler, sandukalar, şehitlikler ve su kemerleriyle yaşamaları bizi komşularımızla aramızı düzeltmeye ve sıcak münâsebetler kurmaya mecbur bırakmaz mı? Her aklı selim sahibi Türk, bunu böyle düşünmez mi? İyi ki daha fazla geç kalmadan bu mecburiyeti anladık ve yıllardır devam eden yanlışın düzeltilmesine gayret gösterdik. Komünist rejim yıllarca komşularımızla insanî, medenî, ahlâkî ve siyasî münâsebetlerimizi kesmiş ve bu geniş coğrafyadaki kültür hazinemizin ve manevî iklimin kapılarının bize kapalı tutulmasını sağlamıştır. Biz, çok şükür Komünist olmamışız ama bu kapalılıkta kaybımız büyük olmuş.
PKK terör örgütünü başımıza belâ edenler, aynı örgütü komşularımızla aramızın açılmasında da kullanmışlardır.
Çok basit gibi görünen, ama doğru olan bir düşünce: Komşusuyla veya komşularıyla arası iyi olmayanın, mahalle veya köy halkıyla da arası iyi olmaz. Mahalle veya köy halkıyla iyi geçinmek veya kendini topluma kabul ettirebilmek için önce komşularla arayı düzeltmek gerekir.
Aynen bunun gibi: Dünya devletleriyle iyi münâsebetler kurmaya önce komşu devletlerden başlamak gerekir. Uzak ülkelerden birisiyle münasebet kurmaya teşebbüs etseniz, adama; önce komşularınla ilişkilerini gözden geçir ve düzelt derler. Türkiye komşularıyla görüşüp birtakım konuları tatlıya bağlamakla, ticarî, siyasî, sosyal ve kültürel münâsebetler kurmaya çalışmakla çok iyi etti. Benim bu düşüncem bir diplomat görüşü değil, iyi niyetli bir vatandaş görüşü. Ülkemiz belki biraz rahatlar, Biraz değil epey rahatlar.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.