Dalından Kiraz Toplamak

Her mevsimin bir güzelliği ve bir nimet zenginliği vardır. Bu güzellik ve nimet çeşitleri, iklim şartlarına ve toprak özelliklerine göre de değişir. Şu sıcak günlerin en gözde meyvesi; kiraz. Kirazın tadını, şeklini, faydasını ve güzelliğini herkes bilir de, dalından koparma ve yemyeşil sapları ile sepete koyma zevkini, herkes bilmez. Onu ancak kiraz bahçesi olanlar ve yeşil yapraklarının altında oturanlar bilir. Nefsim bazen; “Git, şu ağacın dallarından kiraz kopar, onun ayrı bir zevki var.”  diyerek beni zorluyor. Ağacın kime ait olduğunu, gübresini kimin attığını, suyunu kimin verdiğini, kuşlardan kimin koruduğunu ve meyvesinin haram olup olmayacağını düşünmeden.

Hani diyorum ki; eskisi gibi vakıf veya halkın istifadesine arz edilmiş, kiraz bahçeleri olsa. Veyahut bazı hayır sahibi bahçe sahipleri, yol üzerindeki bir veya iki kiraz ağacına; ‘’Zarar vermeden bu ağacın dalından, kendinize yetecek kadar kiraz koparabilirsiniz’’ diye yazı yazsalar da, böylece meraklılar, görüp te imrenenler, canı çekenler oradan nefislerini tatmin edecek kadar kiraz toplayabilseler.

Neyse benim böyle bir sıkıntım ve ihtiyacım yok. Kendim için yazdığımı falan zannetmeyin. Çünkü benim cömert dünürümün hepimize yetecek genişlikte ve güzellikte kiraz bahçesi var. Oradan göz zevkimi giderecek ve fırsatçı nefsimi susturacak kadar kiraz toplayabiliyorum

Ben size çok sıkta olmasa da zaman zaman, Antalya ile ilgili yazılar yazıyorum ya. Bu günlerde yine Antalya’da bir ihtiyaç sebebi ile bulunuyorum. Bazen Antalya’nın sıcağından, onların yayla kabul ettikleri yerlerden birisi olan Elmalı’ya kaçıyoruz. Elmalının havası çok serin, çevresi sakin, arazi verimli ve ufku açık. Herkes serinlemek için denize giriyor, biz de yaylaya gidiyoruz. Yaylanın rutubetsiz havası, yemyeşil yamaçları ve serinliği daha başka. Günah işlemeden ve nefsimizi sıkıntıya sokmadan serinlemek, temiz havayı teneffüs etmek, maddî ve manevî berekete ve temiz ahlakî birikime yol açıyor.

Yaylanın sahilden farklı verdiği serinlikle, ovadaki kiraz bahçesine dünürümle gittik. Bahçenin kenarındaki beton arıktan dolu dolu su akıyordu. Komşu bahçe sahibi, plâstik boruları arığa atmış, keyifle bahçe suluyordu. “Komşu, kolay gelsin, bereketli olsun.” dedikten sonra, ‘’Maşallah suyunuz da bol’’ dedim. Komşu;”Evet, bu su-eliyle işaret ederek- şu karşı dağın altından çıkıyor. Yaz kış böyle akar.’’ dedi. Bu söz beni düşündürdü:

Dağın altından suyu çıkaran Allah. Suyu bize itaat ettiren Allah. Bahçemizin başına kadar suyu akıtıp, bahçemize, sebzelerimize canlılık veren Allah. Ağaç dallarında, yeşil yapraklarla yarışırcasına kıpkırmızı kirazı bitiren de Allah. Kurttan- kuştan, börtten- böcekten koruyup yediren Allah. Tabiatı gözümüze hoş görünecek, gönül zevkimizi okşayacak şekilde dizayn eden de Allah. İyiliklerin, nimetlerin bunlardan ibaret değil, Sana binlerce defa şükürler olsun Ya Rabbi!..

Biz de komşunun yaptığı gibi bahçeyi sulamaya başladık. Bir taraftan su akarken, diğer taraftan da kiraz toplamaya koyulduk. Ağaçlar bodur olduğu için, kirazlar rahat toplanıyor. Ağaçlarda yapraktan daha çok kiraz var. Neredeyse ağırlıktan dallar kırılacak. Kiraz toplamak ustalık gerektiren bir işmiş. Kirazları, insan dalından koparmaya kıyamıyor. Çünkü kiraz dalında daha güzel gözüküyor. Kiraz, dalından ayrıldıktan sonra aynı güzellikte kalamıyor.

Bazı ağaçlar var ki; meyvesini toplarken çok hırpalanırsa, önümüzdeki yıl daha çok meyve veriyormuş. Kiraz ağacı öyle değilmiş. Eğer meyvesi toplanırken çok hırpalanırsa, önümüzdeki yıl daha az meyve veriyormuş. Onun için kirazı toplarken, yaprağını koparmamak, dalını kırmamak, yalnızca kirazı sapı ile toplamak gerekiyormuş. Bu sebeple herkese kiraz toplatmıyorlar.

Bu dikkat ve itina ile bahçe sahibinin kontrollü bakışları altında, biraz kiraz da biz topladık. Ağaçların bodur olduğuna bakmayın, kirazları büyük. Ağaçlar, bodur oluşlarına bakmadan, yüksek ağaçlar gibi, kirazlarını uyumlu büyütmüşler. Kendileri bodur, ama kirazları bodur değil.

Dikkatimizi çekti kirazların çöpleri yemyeşil. Bizim manavdan veya pazardan satın aldıklarımız gibi sapları sarı ve kurumuş değil. Demek ki; bahçeden ve dalından meyveyi koparıp hemen yemenin tadı ve bereketi bir başka. Kısa bir zaman için de olsa böyle bir anı yaşadığımız için mutluyuz ve yaşatanlara müteşekkiriz.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi