Dağlar Zirvesiz Camiler Minaresiz Olmaz
Yayınlanma:
Yeryüzünde; göz alabildiğince uzanan toprakları beklercesine birbirlerine destek olan irili ufaklı yüzlerce dağ var. Bu dağların en meşhurları; Avrupa Kıtasında; Alpler, Pireneler. Asya Kıtasında; Himalayalar, Ural Dağları, Tanrı Dağları, Kafkas Dağları. Güney Amerika'da; And Dağları. Afrika Kıtasında; Kenya Dağları ve Kilimanjora. Anadolu'da; Ağrı, Erciyes, Palandöken ve Toros Dağları.
Bu meşhur dağların etekleri, yamaçları, vadileri, düzlükleri, uçurumları, akarsuları ve gölleri var. Tepelerinde kurtlar ulur, kuşlar kanat çırpar. Bunların hepsi var, ama dağ denilince hemen yükseklik ve zirve akla gelir. Zirvesi olmayan dağ olmaz…
Yeryüzünün önemli yerlerinde kurulan yerleşim merkezlerinde camiler, kiliseler, havralar ve sinagoklar mevcut. Siz hiç kilisesi olmayan yerleşim merkezi ve tepesinde haç bulunmayan kilise gördünüz mü? En yüksek yerinde çan kulesi bulunmayan kilise, havra ve sinagok olmadığı gibi, minaresi olmayan camide yoktur. Cami dendi mi ilk defa minare akla gelir. Veya minare o binanın cami olduğunu gösterir. Zirvesiz dağ, çubuksuz bağ olmadığı gibi minaresiz camide olmaz.
Dünyanın en yüksek ve gösterişli binaları, inşa edildikleri yerin şartlarına ve konumuna göre mabetlerdir. Çünkü mabetler, hangi inancın ibadet ve hangi medeniyetin ispat yeri olursa olsun bir yüksekliğin ve yükselişin ifadesidir. Avrupa'da bir şehre veya ufak bir yerleşim merkezine gidelim, o mahallin en yüksek ve en görkemli binasının kilise olduğunu istesek de istemesek de görürüz. Camiler daha mütevazi ve insan tabiatına daha uygun, toprağa yakın olunması gerektiğini hatırlatan kubbeli binalar olduğu için bu yükselişi minare ile simgelemiştir,
Dünyanın hiçbir yerinde mabet inşasına ve imarına, şekline, tefrişine ve dizaynına müdahale edilmez ve sınır getirilmez. Müslümanların çokça yaşadıkları ülkelerde, Müslüman olmayanların hem mabet inşa etmelerine ve hem de o mabette ibadet yapmalarına izin verilmiştir. Bizim toleransımızın tam aksine Balkanlarda camilerimiz yalnızca ibadet yerleri olduğu halde Hıristiyanlar tarafından yakılıp yıkılmış ve yok edilmeye çalışılmıştır. Avrupa'da katı ve gözü dönmüş faşizan insanlar camilerimizi kundaklamışlar, yalnızca ibadet eden Müslümanları tehdit ve tedirgin etmişlerdir. Osmanlılar 500 seneden fazla üç kıtada hükümran olmuşlar ve idare ettikleri ülkelerin halklarının inançlarına müdahale etmemişler ve mabetlerine karışmamışlardır. Üstelik bir de yardımcı olmuşlar ve hizmetlerinde bulunmuşlardır. Dinlerini yaşamak isteyenlere imkân hazırlamışlar ve korkusuz ibadet etmelerini, ayin ve merasim yapmalarını sağlamışlardır.
İslâm tarihinde de böyle örnekler çoktur: Hz. Ömer (R.Anh) zamanında başta Şam olmak üzere Suriye'nin hemen hemen tamamı Müslümanların eline geçmiştir. Hz. Ömer (R,Anh) a kilisede namaz kılması teklif edilince kabul etmemiş ve şöyle demiştir: “Eğer ben, bu kilisede namaz kılarsam Müslümanlar burayı camiye çevirirler. Ben buna sebep olmak istemem. Her inançtan olan insanlar kendi mabetlerinde diledikleri gibi ibadet edebilmelidirler.”
Avrupa'nın en medeni ülkesi olduğunu iddia eden, önemli toplantılara ve panellere ev sahipliği yapan İsviçre, bütün bunları bilmiyor mu veya bu gelişmelerden haberi yok mu? Dünyanın gidişatına ve kültür toleransına ayak uydurmaktan aciz mi? Avrupa'nın birçok yerinde olduğu gibi İsviçre'de de inşa edilen veya ibadete açılan camilere, minare yasağı getirecek kadar basiretsiz ve kültürsüz mü?
İsviçre'de minareli yalnızca dört adet cami varmış. Bu ülkede 500 milyonun üzerinde Müslüman yaşıyor. İsviçre'deki cami sayısı, bu rakamın çok çok üzerinde. Müslümanlar, nerede uygun bir bina bulmuşlarsa, toplu ibadet ihtiyaçlarını karşılamak için orasını satın almışlar ve cami haline getirmişlerdir. O binanın cami olduğunu belirlemek için minare yapılması gerekmez mi? Minare yapılırsa o binanın cami olduğu anlaşılır. Demokratik bir ülke olan ve etrafa da demokrasi dersi veren İsviçre, Müslümanların en tabii hakları olan minare yapılmasına izin vermiyor. Nasıl ki bir binanın kilise olduğunu göstermek için en üst tepesine haç takılması veya çan asılması gerekiyorsa, bir binanın da cami olduğu ispatlamak için binanın en uygun yerine, civardaki binaların arasında kaybolup gitmesini önlemek için bir minare yapılması gerekiyor. Bunun kime ne zararı var? Bundan daha tabii ne olabilir?
İsviçre Hükümetinin almış olduğu ve referandum yoluyla halka da onaylattığı bu yersiz ve çirkin kararı Müslümanlar ve aklı selim sahibi İsviçreliler, şiddetle nefretle protesto ediyor ve kınıyorlar. Dünyanın birçok yerinde yapılan protesto gösterileri İsviçre'ye kadar ulaşıyor. İsviçre bankalarında çok miktarda paraları olan Müslümanlar, paralarını çekmeye hazırlanıyorlar. Paraların bankalarından çekileceğini anlayan İsviçreliler, derin derin düşünüyorlar ve mali sıkıntıya gireceklerini hesaba katarak karardan dönme yollarını araştırıyorlar.
Kararı protesto etmek için bağırmaya çağırmaya ve yazıp çizmeye ne lüzum var? Danimarka'da çıkan karikatür krizi gibi, bir krizde siz çıkarmayın demeye? İsviçre bankalarında paraları olan Müslümanlar, paralarını hemen çekmeye ve İsviçre kasalarını boşaltmaya başlasınlar bakın nasıl kuzu gibi olurlar ve yola gelirler. Aman yapmayın etmeyin minarelerini biz yapalım demeye başlarlar. İsterseniz deneyin, aldıkları karardan nasıl pişmanlık duyacaklarını ve döneceklerini hemen göreceğiz.
Bu meşhur dağların etekleri, yamaçları, vadileri, düzlükleri, uçurumları, akarsuları ve gölleri var. Tepelerinde kurtlar ulur, kuşlar kanat çırpar. Bunların hepsi var, ama dağ denilince hemen yükseklik ve zirve akla gelir. Zirvesi olmayan dağ olmaz…
Yeryüzünün önemli yerlerinde kurulan yerleşim merkezlerinde camiler, kiliseler, havralar ve sinagoklar mevcut. Siz hiç kilisesi olmayan yerleşim merkezi ve tepesinde haç bulunmayan kilise gördünüz mü? En yüksek yerinde çan kulesi bulunmayan kilise, havra ve sinagok olmadığı gibi, minaresi olmayan camide yoktur. Cami dendi mi ilk defa minare akla gelir. Veya minare o binanın cami olduğunu gösterir. Zirvesiz dağ, çubuksuz bağ olmadığı gibi minaresiz camide olmaz.
Dünyanın en yüksek ve gösterişli binaları, inşa edildikleri yerin şartlarına ve konumuna göre mabetlerdir. Çünkü mabetler, hangi inancın ibadet ve hangi medeniyetin ispat yeri olursa olsun bir yüksekliğin ve yükselişin ifadesidir. Avrupa'da bir şehre veya ufak bir yerleşim merkezine gidelim, o mahallin en yüksek ve en görkemli binasının kilise olduğunu istesek de istemesek de görürüz. Camiler daha mütevazi ve insan tabiatına daha uygun, toprağa yakın olunması gerektiğini hatırlatan kubbeli binalar olduğu için bu yükselişi minare ile simgelemiştir,
Dünyanın hiçbir yerinde mabet inşasına ve imarına, şekline, tefrişine ve dizaynına müdahale edilmez ve sınır getirilmez. Müslümanların çokça yaşadıkları ülkelerde, Müslüman olmayanların hem mabet inşa etmelerine ve hem de o mabette ibadet yapmalarına izin verilmiştir. Bizim toleransımızın tam aksine Balkanlarda camilerimiz yalnızca ibadet yerleri olduğu halde Hıristiyanlar tarafından yakılıp yıkılmış ve yok edilmeye çalışılmıştır. Avrupa'da katı ve gözü dönmüş faşizan insanlar camilerimizi kundaklamışlar, yalnızca ibadet eden Müslümanları tehdit ve tedirgin etmişlerdir. Osmanlılar 500 seneden fazla üç kıtada hükümran olmuşlar ve idare ettikleri ülkelerin halklarının inançlarına müdahale etmemişler ve mabetlerine karışmamışlardır. Üstelik bir de yardımcı olmuşlar ve hizmetlerinde bulunmuşlardır. Dinlerini yaşamak isteyenlere imkân hazırlamışlar ve korkusuz ibadet etmelerini, ayin ve merasim yapmalarını sağlamışlardır.
İslâm tarihinde de böyle örnekler çoktur: Hz. Ömer (R.Anh) zamanında başta Şam olmak üzere Suriye'nin hemen hemen tamamı Müslümanların eline geçmiştir. Hz. Ömer (R,Anh) a kilisede namaz kılması teklif edilince kabul etmemiş ve şöyle demiştir: “Eğer ben, bu kilisede namaz kılarsam Müslümanlar burayı camiye çevirirler. Ben buna sebep olmak istemem. Her inançtan olan insanlar kendi mabetlerinde diledikleri gibi ibadet edebilmelidirler.”
Avrupa'nın en medeni ülkesi olduğunu iddia eden, önemli toplantılara ve panellere ev sahipliği yapan İsviçre, bütün bunları bilmiyor mu veya bu gelişmelerden haberi yok mu? Dünyanın gidişatına ve kültür toleransına ayak uydurmaktan aciz mi? Avrupa'nın birçok yerinde olduğu gibi İsviçre'de de inşa edilen veya ibadete açılan camilere, minare yasağı getirecek kadar basiretsiz ve kültürsüz mü?
İsviçre'de minareli yalnızca dört adet cami varmış. Bu ülkede 500 milyonun üzerinde Müslüman yaşıyor. İsviçre'deki cami sayısı, bu rakamın çok çok üzerinde. Müslümanlar, nerede uygun bir bina bulmuşlarsa, toplu ibadet ihtiyaçlarını karşılamak için orasını satın almışlar ve cami haline getirmişlerdir. O binanın cami olduğunu belirlemek için minare yapılması gerekmez mi? Minare yapılırsa o binanın cami olduğu anlaşılır. Demokratik bir ülke olan ve etrafa da demokrasi dersi veren İsviçre, Müslümanların en tabii hakları olan minare yapılmasına izin vermiyor. Nasıl ki bir binanın kilise olduğunu göstermek için en üst tepesine haç takılması veya çan asılması gerekiyorsa, bir binanın da cami olduğu ispatlamak için binanın en uygun yerine, civardaki binaların arasında kaybolup gitmesini önlemek için bir minare yapılması gerekiyor. Bunun kime ne zararı var? Bundan daha tabii ne olabilir?
İsviçre Hükümetinin almış olduğu ve referandum yoluyla halka da onaylattığı bu yersiz ve çirkin kararı Müslümanlar ve aklı selim sahibi İsviçreliler, şiddetle nefretle protesto ediyor ve kınıyorlar. Dünyanın birçok yerinde yapılan protesto gösterileri İsviçre'ye kadar ulaşıyor. İsviçre bankalarında çok miktarda paraları olan Müslümanlar, paralarını çekmeye hazırlanıyorlar. Paraların bankalarından çekileceğini anlayan İsviçreliler, derin derin düşünüyorlar ve mali sıkıntıya gireceklerini hesaba katarak karardan dönme yollarını araştırıyorlar.
Kararı protesto etmek için bağırmaya çağırmaya ve yazıp çizmeye ne lüzum var? Danimarka'da çıkan karikatür krizi gibi, bir krizde siz çıkarmayın demeye? İsviçre bankalarında paraları olan Müslümanlar, paralarını hemen çekmeye ve İsviçre kasalarını boşaltmaya başlasınlar bakın nasıl kuzu gibi olurlar ve yola gelirler. Aman yapmayın etmeyin minarelerini biz yapalım demeye başlarlar. İsterseniz deneyin, aldıkları karardan nasıl pişmanlık duyacaklarını ve döneceklerini hemen göreceğiz.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.