Bayram Miroğlu

Bayram Miroğlu

Çocuğumu İzliyorum

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…” (Tahrîm, 66/6.)

Son yaşanan olaylar hepimizin dikkatini çocuk eğitimine yönlendirdi. Bu elim hadise hepimizi derinden yaraladı ve üzdü. Elinde kalem, kitap olması gereken çocuğun elinde silah vardı. Silahın karşısında ise sınıf arkadaşları… Bu çocuğu cani kimliğine büründüren hain güç kimlerdi?

Çocuk eğitimi ve terbiyesi tüm ebeveynlerin sorumluluğundadır. Ahlak ve maneviyat eğitiminden uzak tutulan bir çocuğa, tüm maddi imkânlarını kullanarak en iyi hocalardan ders aldırmak suretiyle çocuğunu eğitmiş zanneden ebeveynler şunu unutmasınlar ki eğitim ve terbiye bir kuşun iki kanadı gibidir. Bu kanatlardan biri eksikse istediğiniz kadar bir kanada yatırım yapın, onu süsleyin boyayın eksik olacaktır. Eğitim, öğretim ve terbiye konusunda rehber alacağımız kişi Hz. Peygamber Efendimizdir. (s.a.v) O’nun hayatını iyi tahlil edebilen bir aile reisi, çocuklarını terbiye etme konusunda başarıya ulaşılabilecektir. Şimdi düşünelim ve şu soruyu kendimize soralım: Çocuğumu tanıyor muyum? Çocuğumu izliyor muyum? Yani bu nasıl soru, kişi kendi çocuğunu tanımaz mı? Dediğinizi duyar gibiyim. Demek ki bu olayların bize gösterdiği gerçek şu ki kişinin çocuğunu yeteri kadar izleyemediği, gözlemleyemediği ve iyi aile reisliği edemediğidir. Bu konuda Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) nasihati ve hatırlatması şöyledir. : “Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Devlet reisi de bir çobandır ve sürüsünden sorumludur. Erkek ailesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın kocasının evinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Hizmetkâr efendisinin malının çobanıdır; o da sürüsünden sorumludur. Netice itibariyle hepiniz çobandır ve güttüğü sürüden sorumludur.” (Buhârî, Cum`a 11,

Peygamber Efendimiz (s.a.v) çocukları takip eder, onları sever ve onlara değer verirdi. Onları gözlemler yeteneklerine göre vazife verirdi. Anne babalara daha ilk doğduğunda çocuğa iyi bir isim verilmesini tavsiye ederdi. "İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat." (Müslim, Vasiyyet 14.) diyerek çocukları sadaka-i cariye olarak yetiştirmeyi tavsiye ederdi. “Her kim üç kız çocuğunu veya kız kardeşlerini himâye edip büyütür, güzelce terbiye eder, evlendirir ve onlara lutuf ve iyiliklerini devam ettirirse, o kimse cennetliktir.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 120) demek suretiyle çocuğa yapılan yatırımın en güzelinin terbiye olduğunu hatırlatırdı. Çocuklarına dua etmeleri gerektiğini her anne ve babaya tavsiye ederdi. Yani her haliyle çocukları iyi izlemeyi iyi gözlemlemeyi tavsiye ederdi. Şimdi ise dünyevi eğitime verdiğimiz önemin kaçta kaçını çocuğumuzun ahlakî eğitimine harcıyoruz. Yalandan, hainlikten, edepsizlikten, fuhşiyattan kaçınması gerektiğini bu huyların edep dışı olduğunu aşılıyor muyuz? Sosyal medyanın, sosyal mafyaya dönüştüğü, ekranların güzelliğe değil çirkinliğe açıldığı, sosyal arkadaşların gruplaşmaların küfrün ortaklığına dönüştüğü ortamları ihtiva ettiği, oyun adı altında zihinlerin kirletilip bulanıklaştırılmak suretiyle canlara kıyılan ortamlara dönüştürüldüğü, edepli mahalle delikanlılıklarından, sahte figüran klavye delikanlılarının sosyal ortamlarda cirit attığı, hoş sohbet ve muhabbetlerin yapıldığı kitap hanelerden, kahvehanelerden ne aşıladığı belli olmayan internetcafelere geçiş yapılan ortamların çoğaldığı, yan odamızda yanı başımızda zannettiğimiz çocuğumuzun sosyal alanda kimlerle kol kola gezdiğini bilmediğimiz, kısacası anne, baba, hoca ve çevrenin gözetiminden uzak sinsi tuzaklar kuran hainlerin eline sessiz sedasız itilen bir çağın içerisinden geçmekteyiz.

Uyanık olmalıyız dostlar! Artık uyanmalıyız ki çocuğumuzu sahte hayallerden uyandıralım. Onları kırmadan incitmeden gerçeği gösterelim. Sahte bahçelerden gerçek gül kokusu olan bahçelere katalım. Bizi biz yapan kendi değerlerimize sahip çıkalım. Allah’a gerçek kul olabilmeyi kendimize ve sorumluluğumuzda olan ailemize yaşatalım. İşte bu sayede müreffeh toplumlar yetişecek ve geleceğimize sahip çıkacaktır. Ama bizler kendimiz ekranlara gömülü kalırsak, ekranları izlersek çocuğumuzu asla izleyemeyiz, onun bize en ihtiyaç duyduğu anları kaçırırız. Bunun sonucunda ise medeni gibi görünen ama içi boş çocukların toplumu işgali ile sonuçlanacağı bir topluma uyanmış olacağız.

Selam, dua ve muhabbetlerimle…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bayram Miroğlu Arşivi

Gururlanma İnsanoğlu

06 Nisan 2026 Pazartesi 14:53

Müslümanın Kimliği

30 Mart 2026 Pazartesi 15:13

Ramazan, Cami ve Hayat

02 Mart 2026 Pazartesi 16:32

Hoş Geldin Ya Şehri Ramazan

23 Şubat 2026 Pazartesi 15:14

Hz. Yunus (A.S) ve Duası

09 Şubat 2026 Pazartesi 15:09

Yaklaşmakta Ayların Sultanı

02 Şubat 2026 Pazartesi 14:51

Kıyamet Şu An Kopsa…

26 Ocak 2026 Pazartesi 15:22