Çıkan Çivi, İşi Sağlama Bağlamak!

Geçen yıldı.
Kayınvalidemin annesinin ayağı kırılmıştı. Kadıncağız 80 yaşını aşmıştı. Hali ile kemik erimesi ve başkaca rahatsızlıkları da mevcuttu. Meram Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Sağolsun bu süreçte Üniversite Basın Müşaviri Meslektaşımız Kerem de bize yardımcı oldu. Kadıncağız ömrünün son demlerinde ızdırap çekiyordu. Kalça kemiğine protez takılacaktı. Ama bir türlü değerleri ameliyata uygun hale gelmiyordu. ‘Hazırlanın’ diyorlardı. Hasta hazırlanıyordu. Ancak mesai bitmiş oluyordu. Bir haftaya yakın istim üstünde oldu yakınları. Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi bacanağım İbrahim Bey de konuyu anlayamıyordu. Ta ki uyandık!
Uyandırıldık!
Eşi ile ameliyathanede ekip olan ‘kulüp’ üyesi bir profesördü muhatap. Eşi narkoz veriyor kendi ameliyat ediyordu beyefendi. Derdi anlaşılmıştı; kaba ifade ile ‘bıçak parası’ istiyordu. Nitekim aldı da. Zira teyzeler de İbrahim Bey de başka türlüsünün mümkün olamayacağına ikna olmuştu!
Bir de bizim mahalleden bir hoca. Kadın-doğumcu kendisi. Mesaisine nerede başlıyor, hangi saatte başlıyor ve nerede devam edip, nerede bitiriyor? Bunu sorgulamak zikretmek zorundayız.
Mesele uzar gider. Onlarca yüzlerce örnek vermek mümkündür.
Ancak işin aslı şudur; Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi başta olmak üzere Selçuk Üniversitesi’nde işin çivisi çıkmıştır. Ne yazık ki çıkan bu paslı çivi Konya’ya batmaktadır. Endişemiz odur ki tedbir alınmazsa ise şehri kangren edecektir.
Nerede ise her hafta bir yolsuzluk haberi çıkmaktadır Selçuk Üniversitesi’nden. Düşünsenize Kars’tan Edirne’den Konya’ya bakanları. ‘Üç kağıdın döndüğü bir şehir’ algısı yayılmaktadır her bir haberle. Şimdi biz ‘içki iftirası’ ile mi uğraşacağız, yoksa Selçuk’tan tütüp duran skandal haberlerle mi?
Bizim bu gidişe asla rızamız yoktur. Rektör Okudan Rektörse tedbiri almak alamıyorsa da gereğini yapmak zorundadır. Bu meselelere vaziyet eden siyasi zevat da artık nerede durduklarının farkına varmalıdır.
Konya hızla üniversiteler şehri olmaya doğru gidiyor. Olması gereken budur.
Ancak süreci ne kadar kontrol edebiliyor, yönetebiliyoruz sorusunu sormak ve cevaplar üretmek durumundayız. Halen şehir nüfusunun 10’da 1’i üniversite ile bağlantılıdır. Her 10 kişiden 1’i şehir hayatının içindedir. Görseniz de görmeseniz de bu böyledir. Bu durumun sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel, sosyo-politik sonuçları vardır. Bu süreçler yeterince algılanabiliyor mu? Buna ilişkin Konya algısı etrafında biriken çözümler sunulmakta mıdır? Dahası bu gerçekliğin farkında mıyız?
Devam etmek, soruların sayısını artırmak ve cevaplar vermek mümkün.
Buradan Konya Üniversitesi’ne geçmek istiyorum.
Malum Konya Üniversitesi’nin ortaya çıkışında Konya Milletvekilleri’nin emeği içlerinde de Prof. Dr. Sami Güçlü’nün özel gayret ve emeği oldu. O kadar ki Konya Üniversitesi kurulsun için 6 üniversite daha kuruldu. Yani diğer iller Konya’ya teşekkür etmeli.
Sıralaya geldiğimiz unsurlar ve mantık açısından Konya Üniversitesi’ne rektör seçimi bu noktada özel bir önem kazanmaktadır. Şöyle ki; Konya’ya coğrafyanın dört bir tarafından kopup gelen ve emanetimiz olan gençlere, üniversitemizde/üniversitelerimizde öğretim verirken, eğitimleri konusunu sadece üniversitelere bırakmayan, şehre yayan bir anlayışa şiddetle ihtiyaç vardır. Onları düğün, iftar sofralarına oturtan, günlük hayatın, sohbetlerin muhabbetlerin içine alan bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Sivil toplumla, siyasetle, esnafla iç içe olan bir yönetime ihtiyaç vardır. Bu profile uygun isim istenirse veririz elbet. Hiç de kulis diye değerlendirmeden, inanarak, özgüvenle, destek vermek söylediklerimizin gerçekleşmesi için gayret ederek, yeri geldiğinde eleştirmekten çekinmeyerek bu ismi veririz vermesine de meseleyi isme indirgemek istemeyiz. Ancak bir şeyi açık etmemizde fayda var. Karından konuşmaya gerek duymadan Prof. Sami Güçlü’ye seslenmek isteriz. Kendisinin saygınlığı, Köşk ve YÖK’teki ağırlığı malumdur ve bizce de makbuldur. Konya Üniversitesi Rektör atamasına ilişkin inisiyatif kullanması gerekmektedir. Bu inisiyatifini kullanırken, yakın dönemde Selçuk Üniversitesi’nde ciddi sorunlara neden olmuş ideolojik kökenden gelen biri yönünde tercihte asla bulunmamalıdır. Bu, yukarıda anlatılan hedeflere varılması anlamında sıkıntıya neden olacağı gibi, kendisinde halen dayandığı kültürel havzaya da aykırı bir icraat anlamına gelecektir. Hoca bu konuda karar verirken, vicdanına sormalı ve hemen sağına bakmalıdır.
İşin şakası yoktur!
Konya öncü şehirdir. Kurucu şehirdir.
Konya, adını taşıyan üniversitenin de bu vizyona dönük bir yönetime ihtiyacı vardır.
Şimdi Selçuk’ta çıkan çiviyi yerine oturtma zamanı, Konya Üniversitesi’nde de işi sağlama alma zamanıdır.
Kalın sağlıcakla…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
Arşivi