Cari Açık Mızrağı, Çuvala Sığmıyor
Yayınlanma:
Gelir ile gider, üretim ile tüketim, ihracat ile ithalat arasındaki açıkları, dışarıdan sağlanan sıcak para ve kredilerle finanse etmek çok tehlikelidir. Cari açık ciddi bir sorundur. Hem cari açığı olan, hem de ithal eden bir ülke durumundayız. Türkiye ekonomisi, seçim sırasında yapılan hovardalıklarla sıkışma emareleri gösteriyor. Hükümet; seçim sonrasında dolarda beklenen tırmanışı, rezervleri piyasaya sürerek belirli bir seviyede tutmaya çalıştı. Ancak cari açığın büyüklüğü, bu mızrağın çuvala sığmadığını gösterdi.
Cari açık mızrağının çuvala sığmayacağını, deneme-yanılma yöntemiyle anlayan Maliye Bakanı, doğal olarak zamlara başvurdu. Türkiye yıllardır dünyanın en pahalı benzinini ve etini tüketiyor. Seçim sonrası ekonominin kuralları gereği, TL % 29 civarında dolar ve euro karşısında değer kaybetti. Ardından da doğal olarak zam sağanağı başladı. Bu bağlamda doğalgaz ve elektriğe hemen zam yapıldı. Ardından içki, sigara, ucuz cep telefonu, lüks otomobil zamlandı. Bütün bunlar, ÖTV’de gerçekleştirilen artış ile yapıldı.
Sayın Maliye Bakanı’nın yüzde 10.2 olarak açıkladığı “yeniden değerleme oranı” bununla sınırla kalacağa benzemiyor. Yeni güncellemeler kapıda görünmeye başladı. Bu haliyle bile 2012’de, trafik cezaları, pasaport, ehliyet ve noter harçları yüzde 10.2 oranında artacak. Halen 83 lira olan A, F, H sınıfı ehliyet harcı 91.3 liraya, B sınıfı ehliyet harcı ise 276 liraya çıkıyor.
Kırmızı ışıkta geçtiği için 140 lira ödeyen vatandaş, 1 Ocak 20112’den itibaren 155 lira ceza ödeyecek. Sulh mahkemeleri ve idare mahkemelerine başvuru ise 18.40 liradan 20 liraya yükselecek.
2011 yılında 2.338 lira olan silah ruhsatı taşıma harcı 2.575 liraya, silah bulundurma ruhsat harcı ise 748 liradan 823 liraya yükselecek. Hız sınırlarını yüzde 10’dan yüzde 30’a kadar aşanlara verilen 140 liralık ceza da 2012’de 150 liraya yükselecek.
Maliye Bakanı Mehmet ŞİMŞEK, bu zamlarla toplam 5.5 milyar liralık gelir amaçladıklarını açıkladı. Cep telefonu ve KKD oranlarındaki artışın, “cari açığa” yönelik bir tedbir olduğunu söyledi. Motorlu araçlardaki fiyat artışlarının “haksız rekabeti” azaltmayı hedeflediğini belirtti. Tütün mamullerindeki artışın ise “güncelleme” amacını taşıdığını söyledi.
Bülent ARINÇ zamlarla ilgili olarak; “Bir hikmet mutlaka aranmalıdır, gerekli olduğu için yapılmıştır. Bunlar fakir kesimleri ilgilendiren sektörler değil” açıklamasını yaptı. “Gerekli olduğu için yapıldığı” doğru ama fakir kesimleri ilgilendirmediği doğru değil. Çünkü elektrik ve doğalgaza yapılan zamdan en fazla fakirler etkilenecek.
Ne Maliye Bakanının, ne de diğer yetkililerin % 20’lik devalüasyondan hiç söz etmemeleri de gelecek ile ilgili karamsarlığın açık göstergesi.
Türkiye ekonomisindeki cari açık; ekonominin mugalata, polemik ve yüzeysellik kaldırmayacak kadar ciddi boyuttadır. Yıllardır tüketimi, dışarıdan sağlanan kredilerle finanse ediyoruz. İthal toplumu olduğumuz, açıklarımızı dışarıdan sağlanan sıcak paralarla kapatma yolunu seçtiğimiz sürece, cari açığı kapatamayız.
Her sıkıştığımızda, çareyi dolaylı vergileri artırmakta buluyoruz. Bu vergiler kayıt altında ve çok kolay toplanan vergilerdir. Dolaylı vergilerden en çok etkilenen kesim, düşük gelir gruplarıdır. Dolaylı vergileri, her açığa kapatmada bir çare olarak görmek, hem yanlış hem de kolaycılıktır.
Çuvala sığmayan cari açımızı kabullenmek demek, soruna teşhis koymak demektir. Bu açığı kapatmak için dolaylı vergileri artırmak yerine, ithalatı önleyici, üretimi artırıcı tedbirler almak gerekir. Örneğin et ithal edeceğimize, hayvancılığı teşvik ederek et üretimini artırmak, bu alanda bir çözüm yoludur.
Cari açığı kabullenmemek, bu açığı dışarıdan sağlanan sıcak para ve kredilerle finanse etmek, çok tehlikeli bir yoldur. Bu açığın mızrağı çuvala sığmamaktadır.
Cari açık mızrağının çuvala sığmayacağını, deneme-yanılma yöntemiyle anlayan Maliye Bakanı, doğal olarak zamlara başvurdu. Türkiye yıllardır dünyanın en pahalı benzinini ve etini tüketiyor. Seçim sonrası ekonominin kuralları gereği, TL % 29 civarında dolar ve euro karşısında değer kaybetti. Ardından da doğal olarak zam sağanağı başladı. Bu bağlamda doğalgaz ve elektriğe hemen zam yapıldı. Ardından içki, sigara, ucuz cep telefonu, lüks otomobil zamlandı. Bütün bunlar, ÖTV’de gerçekleştirilen artış ile yapıldı.
Sayın Maliye Bakanı’nın yüzde 10.2 olarak açıkladığı “yeniden değerleme oranı” bununla sınırla kalacağa benzemiyor. Yeni güncellemeler kapıda görünmeye başladı. Bu haliyle bile 2012’de, trafik cezaları, pasaport, ehliyet ve noter harçları yüzde 10.2 oranında artacak. Halen 83 lira olan A, F, H sınıfı ehliyet harcı 91.3 liraya, B sınıfı ehliyet harcı ise 276 liraya çıkıyor.
Kırmızı ışıkta geçtiği için 140 lira ödeyen vatandaş, 1 Ocak 20112’den itibaren 155 lira ceza ödeyecek. Sulh mahkemeleri ve idare mahkemelerine başvuru ise 18.40 liradan 20 liraya yükselecek.
2011 yılında 2.338 lira olan silah ruhsatı taşıma harcı 2.575 liraya, silah bulundurma ruhsat harcı ise 748 liradan 823 liraya yükselecek. Hız sınırlarını yüzde 10’dan yüzde 30’a kadar aşanlara verilen 140 liralık ceza da 2012’de 150 liraya yükselecek.
Maliye Bakanı Mehmet ŞİMŞEK, bu zamlarla toplam 5.5 milyar liralık gelir amaçladıklarını açıkladı. Cep telefonu ve KKD oranlarındaki artışın, “cari açığa” yönelik bir tedbir olduğunu söyledi. Motorlu araçlardaki fiyat artışlarının “haksız rekabeti” azaltmayı hedeflediğini belirtti. Tütün mamullerindeki artışın ise “güncelleme” amacını taşıdığını söyledi.
Bülent ARINÇ zamlarla ilgili olarak; “Bir hikmet mutlaka aranmalıdır, gerekli olduğu için yapılmıştır. Bunlar fakir kesimleri ilgilendiren sektörler değil” açıklamasını yaptı. “Gerekli olduğu için yapıldığı” doğru ama fakir kesimleri ilgilendirmediği doğru değil. Çünkü elektrik ve doğalgaza yapılan zamdan en fazla fakirler etkilenecek.
Ne Maliye Bakanının, ne de diğer yetkililerin % 20’lik devalüasyondan hiç söz etmemeleri de gelecek ile ilgili karamsarlığın açık göstergesi.
Türkiye ekonomisindeki cari açık; ekonominin mugalata, polemik ve yüzeysellik kaldırmayacak kadar ciddi boyuttadır. Yıllardır tüketimi, dışarıdan sağlanan kredilerle finanse ediyoruz. İthal toplumu olduğumuz, açıklarımızı dışarıdan sağlanan sıcak paralarla kapatma yolunu seçtiğimiz sürece, cari açığı kapatamayız.
Her sıkıştığımızda, çareyi dolaylı vergileri artırmakta buluyoruz. Bu vergiler kayıt altında ve çok kolay toplanan vergilerdir. Dolaylı vergilerden en çok etkilenen kesim, düşük gelir gruplarıdır. Dolaylı vergileri, her açığa kapatmada bir çare olarak görmek, hem yanlış hem de kolaycılıktır.
Çuvala sığmayan cari açımızı kabullenmek demek, soruna teşhis koymak demektir. Bu açığı kapatmak için dolaylı vergileri artırmak yerine, ithalatı önleyici, üretimi artırıcı tedbirler almak gerekir. Örneğin et ithal edeceğimize, hayvancılığı teşvik ederek et üretimini artırmak, bu alanda bir çözüm yoludur.
Cari açığı kabullenmemek, bu açığı dışarıdan sağlanan sıcak para ve kredilerle finanse etmek, çok tehlikeli bir yoldur. Bu açığın mızrağı çuvala sığmamaktadır.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.