Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Çanak Çömlek Patladı

Çocukluğunda mahalle aralarında veya bahçelerde saklambaç oynamayanımız yoktur.

Saklambacı oynamadıysanız da bilirsiniz.

Oyunda seçilen ebenin saklanan diğer katılımcıların birisini gördüğünde adını söyleyerek onu sobelemesi gerekiyordu.

Ebe gördüğü oyuncunun adını yanlış söylerse diğer oyuncular saklandıkları yerden çıkarak “çanak çömlek patladı” diyerek oyunu yeniden başlatırlar ve ebe tekrar tüm oyuncuları saklandıkları yerden bulana kadar devam ederlerdi.

Mahalledeki oyunda ebe olduğu gibi, devletlerin arasındaki oyununda da ebe vardır.

Son günlerdeki gelişmeler gösterdi ki bu zamanda oynanan ve çoğunlukla vekâlet savaşları olarak devam eden devletlerarası saklambaç oyununda birisi seçilmeyi beklemeden “ebe benim” diyerek ortaya çıkmış görünüyor.

Kendini ebe olarak kabul ettirmeye çalışan Trump, ilk kez çıkıp “Grönland’ı almak istiyoruz” dediği vakit çoğu insan gülüp geçti. Veya bu pek ciddiye alan da olmadı.

Ama zorla ebeliğini kabul ettirmeye çalışan Trump gayet ciddiydi ve bu nedenle yaşlı kıta olarak tanımlanan Avrupa’da tabir caiz ise çarşı karıştı.

Bunun nedeni Avrupa’nın başlangıçta meseleyi bir tuhaf kişilik olarak görülen “Trump’ un tuhaf bir şovu” hatta diplomatik bir garabet olarak görmesine rağmen ayakları yere bastığında konunun ABD’nin, NATO üyesi olan bir ülkenin toprağına göz koyması, hatta göz koymakla kalmayıp zorbalıkla “burayı bana vereceksiniz” aksi halde illaki zor kullanacağım diyebilmesiydi.

Yani ABD ile AB arasındaki oyunda ebenin kendi kendine “çanak çömlek patladı” ifadesiyle oyunu sona erdirmiş olmasıydı.

Gerçi bu davranış sonucunda NATO'nun kurucusu tarafından fişinin çekileceğini bekleyenler umduklarını bulamadılar ama meselenin şakaya gelir bir yanının olmadığı veya başka bir deyişle tuhaf kişiliğin bir anlık bir hezeyanı olmadığı kısa sürede anlaşılmış oldu.

Trump, Davos’ta yaptığı konuşmada Grönland’dan “bir buz parçası” olarak söz etti: Ebe olarak görünse de aslında zorba olarak devam etmek istediği için de “Dünyayı korumak için bir buz parçasını istiyoruz ve bize bunu vermiyorlar. Verirseniz çok müteşekkir oluruz, vermezseniz de biz bunu unutmayız. Bunu askeri güç kullanarak yapmayacağız” sözünün arkasında namus meselesi olduğunu ve sonuçta “sıranın bize gelme ihtimali de var” diye düşünmüş olmaları kuvvetle muhtemel ki Avrupa'nın burnu havada siyasetçileri peş peşe Danimarka'ya arka çıkmaya başladı.

Avrupa'da alarm zilleri çalmaya başladı da, Washington'daki alarm zilleri çalmaya başlamadı mı zannediyorsunuz?

.Ortaya saçılan bu kadar diplomatik cümlelerin sebebi ne o zaman?

Biz hatırlatalım:

Yaşlı kıta Avrupa ile yenidünya denilen Amerika arasındaki mal ve hizmet ticaretinin toplamı 2024 yılında yaklaşık 1,5 trilyon dolar oldu.

Yani dünya ticaretinin dörtte biri kadardır.

Bunun anlamı iki tarafın da ekonomik olarak birbirine bağımlı olduğudur.

Mal ticareti tamamen AB’nin lehine gibi gözükse ve ABD'nin AB'ye yaptığı ticarette ABD aleyhine 235 milyar dolarlık bir açık söz konusudur ve Trump ’ın yıllardır, “Avrupa bizi sömürüyor” diye bağırmasının nedeni bu açığın gittikçe büyüyor olmasıdır.

ABD lehine olan tek şey hizmet sektöründeki açık ara üstünlüğüdür.

Gözden kaçırılmaması gereken birinci husus; Danimarka’ya destek veren, Grönland'ın ABD'ye devredilmesine “hayır” diyen sekiz Avrupa ülkesinin hedef tahtasına konulup bu ülkelerin mallarına gümrük vergisi uygulanmasının Danimarka’nın yanı sıra Norveç, İsveç, Fransa, Almanya, Birleşik Krallık, Hollanda ve Finlandiya’nın ittifakının tam anlamıyla ortadan kalkacak olmasıdır.

Bu olayların bize dönük tarafını, yani ticaretin güvenliğin uzantısı hâline getirilip, oyunun kurallarının değiştirilmesini başka bir yazıda ele alacağız.

FARKINDA MIYIZ?

Yeniden dünyanın jandarmalığına soyunarak çanak çömlek patladı diyen ABD nin yıllardır hiç değişmeyen savaş doktrini orduların sahada fiziki olarak çatışmalarından ibaret değildir.

ABD siyasetinin asıl gücü medya kanallarında oluşturduğu algının dil ve hikâye anlatım şeklidir.

Yüzyıldan fazladır emperyalist emellerini “özgürlük”, “demokrasi”, “güvenlik” kavramlarının arkasına saklayan ABD rakiplerini ise tehdit, istikrarsızlık ve kaos merkezleri olmakla suçlayarak hem kendi kamuoyunu hem de diğer milletlerin halklarını savaşın meşruiyetine inandırmış olur.

Önce Irak, sonra Suriye ve şimdilerde İran’ın işgal edilme niyetlerinde bu suçlamaların olmasının tesadüf olduğuna inanan varsa doktorlarla görüşmesi akıl sağlığı açısından faydalı olacaktır.

Birisi çanak çömlek patladı diyorsa, mesele herkesin düşündüğünden daha ciddidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Süleyman Küçük Arşivi

Kaç Yıl Gerideyiz?

21 Ocak 2026 Çarşamba 14:54

Trumpgillerin Dünyası

18 Ocak 2026 Pazar 14:36

Yeni Esaret Düzeni

14 Ocak 2026 Çarşamba 14:55

Çağdaş Maskeli Balo

11 Ocak 2026 Pazar 00:15

Seküler Paganist Eğitim

07 Ocak 2026 Çarşamba 14:32

Eğitim Denilen Ucube Yapı

31 Aralık 2025 Çarşamba 15:15

Sınırlarda Yaşamak

28 Aralık 2025 Pazar 14:19

İslam Dininin Hakikati

24 Aralık 2025 Çarşamba 15:19

Oksimoron Müslümanlık

21 Aralık 2025 Pazar 11:42