Cahiliye Döngüsünde Haim Nahum Doktrini

''Cahiliye Dönemi'' Peygamber Efendimiz(sav)'den evvelki döneme denmektedir. ''De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkûmdur.”(İsra/81, DİB meali)

Hak yer yüzünde hakim olsun diye Allah C.C Müslümanlara her dönemin cahiliyesiyle mücadele etmesini yani cihadı farz kılmıştır.

Hak: ''Gerçek, sabit ve doğru olan, varlığı kesin olan şey'' anlamında olmakla beraber inanç, düşünce, bilgi ve hükümlerdir. Batıl tam aksidir.

CAHİLİYE DEVRİNDEN MODERN CAHİLİYEYE

Hak- Batıl mücadelesi hep vardı, kıyamete kadar da devam edecek. Peki günümüzde bu mücadele nasıl devam ediyor? Son üç yüz yıldır Müslümanlar yenilmişlik psikolojisiyle üstünlüğü Batı'ya kaptırmış, batılın hükmü hakim konuma gelmiştir. Tanzimat ile başlayan batılılaşma temayülleri İslam dünyasının içine düştüğü sıkıntılara derman olmak şöyle dursun, daha da derinleşmesine sebep olmuştur. Yakın tarihte bu üstünlük İslam dünyasını darmadağın etmiş, İslam alemi bir kan deryası haline gelmiştir.

İSLAM DÜNYASI DARMADAĞIN HALE NASIL GELMİŞTİR?

29 Ağustos1897 yılında İsviçre'nin Basel şehrinde Theodor Herzl önderliğinde 200 delegenin katılımıyla I. Siyonist Kongresi yapılmış ve bu kongrede birtakım kararlar alınmıştı.

Neydi bu kararlar?

1-İsrail kurulacak

2- Süleyman Mabedi yeniden inşa edilecek (Mescid-i Aksa yıkılacak)

3- Osmanlı yıkılacak, İslam ortadan kaldırılacak ve tüm dünyaya hakim olunacak.

Kongre sonrası Theodor Herzl 3 Eylül 1897'de günlüğüne şu cümleleri yazmıştı: ''Kim ne derse desin, ben birkaç gün önce Basel’de Yahudi devletini kurdum bile. Bugün belki de tüm dünya bana gülüyordur. Ama belki 5 yıl sonra ya da belki 50 yıl sonra, bunun gerçekleştiğine tüm dünya şahid olacaktır.'' Hakikaten de ilk elli yılda Sultan II. Abdülhamid Han tattan indirildi, Osmanlı yıkıldı ve çok değil bu sözlerden 51 yıl sonra İsrail kuruldu.

Osmanlı'yı ortadan kaldıran üç isim kimdir?

1-Theodor Herzl

2-Emanuel Karasu

3- Haim Nahum

Siyonistler Osmanlı Devleti'nin yıkmak için Jön Türkler ve İttihat ve Terakki'yi desteklediler. Jön Türkler ve İttihat ve Terakki üyesi Emanuel Karasu, Sultan II.Abdülhamid'e Hal'ini (tahttan indirilmesini) bildiren dört hainden biriydi. Mamafih Emanuel Karasu İttihat ve Terakki'nin Müslüman olmayan ilk üyesidir.

HAİM NAHUM DOKTRİNİ NEDİR?

Manisa doğumlu Haim Nahum, Filistin'de İbranice ve Arapça öğrendi. Fransa'ya eğitim için gittiğinde Jön Türklere katıldı.Bu ona büyük bir itibar kazandırdı ve İstanbul'a geldiğinde siyasi yaşamında muazzam faydalar sağladı.1908 Hahambaşı oldu. Lozan Antlaşması sırasında İsmet Paşa'nın başkanlığındaki Türk heyeti resmi listesinde Haim Nahum'un adının olmamasına rağmen Türk heyetine Kasım 1920-Nisan 1923 yılları arasında danışmanlık yapmıştır. H.Nahum 1900'lerde İstihkam ve Topçu Okulu'nda İsmet Paşa'nın öğretmeniydi. Bundan istifade ederek İsmet Paşa'nın heyette danışmanı olmaya muvaffak oldu. Evvelinde ABD ve İngiltere'de gûya Türkiye lehine birçok konferanslar vermiştir. Böylelikle Türk yetkililerin güvenini kazanmıştır. Lozan'da heyetler arasında ara buluculuk rolüne soyundu. İngiliz heyeti başkanı Lord Curzon ve öbür itilaf devletleri heyetleriyle yürüttüğü görüşmelerin içeriğini Türk delegeleriyle paylaşmayan Haim Nahum kurduğu sinsi planla ağır şartlar taşıyan anlaşmayı Türk heyetine imzatmayı başarmıştır. O dönem görüşmeleri reddedenlere şöyle söylemiştir: ''Yanlış yapıyorsunuz; Anadolu’yu işgal etmekle Müslüman Türkleri sindireceğinizi mi sanıyorsunuz? Hayır, birkaç yıl içinde bu milletin yeniden dirileceğini, toparlanıp derleneceğini hesaba katmıyorsunuz! Öyleyse yapılacak şey; Lozan Antlaşması ile bunlara bir fırsat tanıyıp, bu zaman içinde İslamiyet’ten uzaklaştıracak, din ve tarih şuurunu unutturacaksınız. Müslüman Türkler, bir iman ve ahlak tahribatı süreci geçirmelidirler. Ekonomileri çökertilmeli, siyasi partilerden gazetecilere, hepsi ele geçirilmelidir. Onlar, ülkelerini parsel parsel satacak hale getirilmelidirler. Yumuşak ve kolay lokma yapıldıktan sonra ise, Türkiye parçalanıp büyük İsrail’e katılmalıdır.''

Haim Nahum doktrini; şu ana fikirlerden meydana gelmektedir. Türkleri savaşla yıkamazsınız. Öyleyse Anadolu insanı;

1- Aç bırak

Türk insanını üretmeyen, kendisine öz güveni olmayan, ekonomisi tüketime dönük bir topluluk haline getireceksiniz. Lozan Antlaşması imzalandığı 1923 tarihinde ABD Doları yaklaşık 1 Türk Lirasına eşitti. 1923 yılına gelene dek Türkiye 93 Harbi(1877), Balkan Savaşları(1912), Çanakkale Savaşı(1915 vd. 9 cephe) Kurtuluş Savaşı (1919-1923 yılları) pek çok cephede savaşmış ve bunca savaş, yokluğa rağmen 1 ABD Doları ancak 1 Türk Lirası kadardı.( Bugün üretime destek yerine ithalata yönelim var. Yerli malı üretmek zorlaşırken bu alanda vergiler en büyük gelir kalemi )Türkiye'de Mart 2020 itibariyle açlık sınırı (aylık gıda harcaması tutarı) 2.345 TL, iken asgari ücret 2.324 lira

2- İşsiz bırak

Türkleri üretkenlik yeteneklerini yitirmiş bir toplum haline getireceksiniz. Tarımı dahi çok göreceksiniz, tarım ve hayvancılığı zorlaştıracaksınız. Kalkınmanın önünü sürekli tıkayacak maddeleri uygulayacaksınız. Cumhuriyetin ilk yıllarında Halkın%80'i köylerde yaşamaktaydı. (Bugün köylerde yaşayanların oranı % 7'ye kadar inmiştir.) Türkiye seksenli yıllarda Avrupa'ya tarım ürünleri, Ortadoğu'ya canlı hayvan ihraç eden, dünyada kendi kendine yeten yedi ülkeden biriydi. 2001 yılında IMF dayatmalaıyla Devlet Planlama Teşkilatı(DPT) 2011 yılında çıkartılan kanun hükmünde kararname ile lağvedildi ve görevini Kalkınma Bakanlığına devretti.2006 yılında çıkartılan ''Tohumculuk Kanunu'' [1] ile sertifikasız tohum satışı yasaklandı.''Tarım ve Orman Bakanlığı 19 Ekim 2018 tarihinde “Yerel Çeşitlerin Kayıt Altına Alınması, Üretilmesi ve Pazarlanmasına Dair Yönetmelik''[2] ile takası yasakladı. 2.5 milyon çiftçiyi ilgilendiren şeker Türkiye için stratejik bir ürün olmasına rağmen şeker fabrikaları satıldı. Bununla birlikte 2002-2018 GSYH'de tarımın payı yüzde 10,3’den 5,8’e düştü.

3- Borca esir et

Türk Devletini borca esir etmek yetmez. Yaptırım uygulayın. Her ferdi bireysel olarak sürekli borçlu hale getirin. Şerefini hayatından üstün tutan bir millet borçlandırılabilirse, yok edilmesi rahat olacaktır. Yani dışa bağımlı bir hale getireceksiniz. Merkez Bankası son yıllarda borçlanmada Türkiye'nin rekor kırdığını açıkladı. Mailiye Bakanlığı 31 Aralık 2019 itibariyle Türkiye'nin 436 Milyar DOLAR brüt dış borç stokunun olduğunu açıkladı.[3] Buna mukabil 80 milyonluk Türkiye'de Haziran 2020 verilerine göre 71 milyon kredi kartı var. Yine 33 milyon kredi borçlusu var. Toplamda 720 milyar kredi borcu bulunurken kişi başı ortalama 21 bin liraya tekabül ediyor [4]

Tuik verilerine göre; Türkiye'de 59milyon 123 kişi borç yükü altında. Yani 4 kişiden 3'ü borçlu

4- Dinden uzaklaştır

Türk halkını gerçek İslam'dan uzaklaştıracaksınız. ''İslam'ı ortadan nasıl kaldıracaklardı? ya yasaklayarak da özünü değiştirerek. İkisini de denediler/deniyorlar. 1921 ve 1924 Anayası'nda; ''Türkiye Cumhuriyeti'nin dini islamdır.'' maddesi vardı. Daha sonra 24 anayasasında 1928 tarihinde bir değişiklikle bu madde kaldırılmış ve 1937 yılında laiklik anayasaya dahil edilmişti. İstiklal Mahkemeleri, reformlar derken, 1950 sonrasında yasaklar bitiyor bu sefer de muhafazakarlar eliyle özü değiştiriliyordu. ''Ilımlı İslam'', ''Dinde reform'' söylemleri laiklerden ziyade muhafazakarlardan gelmiştir. Din konusunda milletin kafası karıştırılarak, dinden soğuması sağlanacaktı. Gerçek din alimlerinin itibarı yok edilmeye çalışıldı. Son günlerde 'bilhaassa gençler arasında 'DEİZM'', ''ATEİZM'' yükselmeye başlamıştır.

Hasılı kelam Haim Nahum, ''Çalışmalarınızda bu dört koşulu yerine getirmeden Türk milletini tarih sahnesinden silmek için harp etmeyiniz. Ola ki bu koşullar tekâmül olmadan harp ederseniz, savaşı kazanamazsınız.'' demiştir.

Bu bağlamda bugün de milletimizin içine birçok fitne sokarak bölmek istiyorlar. Böldükleri grupları birbirleriyle çarpıştırarak yumuşak lokma haline getirip Siyonizmin hizmetine vermek suretiyle yönetmek istiyorlar

Halbuki bizim bölünmeye, parçalanmaya, yönetilmey değil birleşmeye, toparlanmaya ve yönetmeye ihtiyacımız var. Prof. Dr. Necmeddin Erbakan Hoca'ın hep söylediği gibi ''İslam Birliği'' derhal tesis edilmelidir.

Selam ve dua ile...

Kaynak: [1] TOHUMCULUK KANUNU:

Kanun numarası: 5553

Kabul tarihi: 31.10.2006

Resmi Gazete numarası:26340

Resmi Gazete tarihi: 08.11.2006

 

[2] YEREL ÇEŞİTLERİN KAYIT ALTINA ALINMASI, ÜRETİLMESİ VE PAZARLAMASINA DAİR YÖNETMELİK

Resmi Gazete numarası: 30877

Resmi Gazete tarihi: 03. 09. 2019

[3] Milli Gazete 01-04.2020

[4] KUZEYHABER Erdinç Şahin

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum