Büyük Devlet Olmanın Gereğini Yapın

Terör Türkiye’nin gündemini belirleme cesaretini göstermeye devam ediyor. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Obama’nın görüşme yaptığı, 7 Ocak 2009 günü, Reşadiye’de yedi askerimiz şehit edilmişti. 2009 yılında yapılan ABD gezisi, bu terör saldırısının gölgesinde olmuştu.

Başbakanın 5 Kasım 2007 tarihindeki ABD gezisi de şaibeli Dağlıca baskınında, 12 erimizin şehit düştüğü, 8 askerimizin kaçırıldığı terör saldırısının gölgesinde yapılmıştı.

Ne tesadüftür ki; 20 Eylül 2011 günü Türkiye Başbakanı’nın, ABD Başkanı ile görüşme yapacağı gün, Ankara’nın göbeğinde yine terör saldırısı yapıldı.

PKK terör örgütü; Türkiye’nin düşmanlarının maşası olmaya, onların gündem belirlemede kullandıkları malzeme olmaya devam ediyor.

Türkiye bu günlerde, her ne kadar Arap Dünyası’nda başrol olmaya çalışsa da; karma karışık terör olayları, İsrail’in mavi marmara gemisi saldırısı, Rumların Akdeniz’de petrol arama girişi gibi sorunlarla boğuşup duruyor.

Bu sorunların en önemlisi PKK terörü sorunudur. Bu sorun ile ilgili olarak, dış güçleri suçlamak, suçu onların üzerine yıkarak kenara çekilmek ya da olayın vahametini hafifletme yoluna gitmek, onunla müzakereye oturmak son derece tehlikelidir.

Sevgili okuyucularım! Terör neden Fransa’yı, İtalya’yı, Almanya’yı, İngiltere’yi yönetmiyor da Türkiye siyasetini yönetmeye kalkışıyor. Azıcık tarih bilgimiz varsa, terör; tarih boyunca, değişik şekil ve isim altında, her zaman büyük devletlerin yıpratmak istedikleri ülkelere karşı kullandıkları bir yöntem olmuştur. Bundan sonra da olmaya devam edecektir. Türkiye’nin güç olmasını, bir dünya devleti olmasını istemeyen güçler, elbette ki bizi karıştırmak isteyecektir. Her türlü oyunu oynayacaktır.

Burada şu soruyu sormalıyız: Biz neden bize karşı oyun oynayanların oyunlarını bozup, bu oyunu onlara karşı oynayamıyoruz? Neden bizim üzerimizde bu oyunlar oynanabiliyor?

Şunu kabul edelim! Türkiye yıllarca iç düşman konseptiyle, içe kapanık olarak yönetildi. Terörün beslendiği bataklıkları kurutamadı. Sürekli sivrisinek avladı. Terörün anladığı yöntem uygulanmadı. Bu anlayış düşmanın ekmeğine yağ sürdü. Terörün taban bulmasına yardımcı oldu.

Dünyanın hiçbir devleti, eline silah alıp kurşun sıkanlara zeytin dalı uzatmaz. Eline silah alıp sıkanlar, kendisine silah sıkılmayı baştan kabullenmiş demektir. Devlet dediğin, terör küstahlığına asla boğun eğmez.

Gelinen noktada Türkiye’nin en temel problemi terördür. Terör artık bir şirket, bir şebeke, bir mafyadan başka bir şey değildir. Terörün kökü kazınmadan, demokrasiden bahsedemezsiniz. Özgürlükten bahsedemezsiniz. Huzurlu eğitimden bahsedemezsiniz. Ekonomik istikrardan bahsedemezsiniz.

Terörle müzakere etmenin, demokratik açılım adıyla ona nefes aldırmanın çok tehlikeli bir yol olduğunu, artık devlet yöneticilerimiz de görmeye başladı. İyi niyetle atılan adımların yüründüğü yollara bomba döşendiğini hepimiz gördük. Oslo’da PKK’nın Avrupa kanadıyla yapılan görüşme kasetinden anlıyoruz ki; o görüşme bile tam beşinci görüşme! Yani defalarca bu hainlerle görüşmeler yapılmış, ateşkes, yol haritası zırvaları ile zaman kaybedilmiş, hainler cesaretlendirilmiş!

Masaya oturan tarafların birisi hem (terörist) eylem yapıyor hem de siz onunla masada oturmaya devam ediyorsunuz. Bu takdirde siz devlet olarak onun gölgesindesiniz demektir.

Ankara Kızılay’da yapılan terör saldırısı sonrası Şerafettin Elçi’nin Habertürk Gazetesi’ne yaptığı açıklama, ibret vericidir. Elçi’ye göre; bebek katili Öcalan ile hükümet adına görüşenler bir protokol hazırlamışlar. Bu protokolü Başbakan’a sunmuşlar. Başbakan da; “bu kadarı da olmaz” diyerek bu protokolü imzalamamış. Kandil de bu sonucu duyar duymaz kan dökmeyi hızlandırmış. Şerafettin Elçi’nin anlattıkları inşallah doğru değildir.

Bu anlayış devam edecek olursa, önümüzdeki süreçte PKK pazarlıkta dayatmalarına olumlu sonuç alamazsa daha çok kan dökmeye ve böylece hükümeti, dayatmalarını kabule zorlamaya devam edecektir.

Terör acilen yok edilmelidir. Türkiye’nin bu gücü fazlasıyla vardır. Sorun, teröre karşı izlenecek yol seçimindedir. Devletin izlemesi gereken yol; kısa vadede terörü yönetenleri, ona yardımcı olan yerli işbirlikçilerinin elebaşlarını birer birer ortadan kaldırmaktır. Dünyanın hiçbir ülkesindeki teröristler, Türkiye’de oldukları kadar kendilerini emniyette hissetmemektedir. Devletimizin uzun vadede izleyeceği yol da; Türkiye’ye karşı terör örgütünü besleyen, istihbarat desteği veren ülkelere karşı, aynı yöntemi uygulamaktır. Aynen Abdülhamit Han’ın İngiltere’ye karşı İrlanda’yı kullandığı gibi!

Yıllardır bizi yönetenlerden aynı cümleleri duymaktan sıdkımız sıyrıldı. Yeter artık, büyük devlet olmanın gereğini acilen yapın! Bu ülke insanının yüzde doksanı sizi omuzlamaya hazırdır!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Arşivi