Bunun Adı İsraf Değil de Nedir?

Allah ondan razı olsun. 50 yıl önce bir ağabeyimiz “Evlâdım, millet olarak iktisat etmeye (tasarrufa) ihtiyacımız var” diyerek, davranışlarıyla sözüne örnek olurdu. Meselâ, kurşun kalemi iyice küçülünceye kadar kullanır, zarfları tersine çevirerek yapıştırıp eşine dostuna yazdığı mektupları koyarak tekrar postaya verir, yazılı kağıtların diğer yüzünü müsvedde olarak kullanır, hatta dizleri yıpranan pantolonunu kasıktan kestirip, tersini öne getirerek diktirerek tekrar giyerdi. Aradan uzun yıllar geçmesine rağmen “Boşuna yakılan kibritlerin parasıyla her yıl bir okul yaptırılır” demesini hiç unutmuyorum. Lokantaya para vermemek için öğle yemeğini evinden getirir, ayakkabısının tabanına pençe yaptırırdı. Maaşlı memur olduğu hâlde, tanıdığı esnaflardan çamaşır, çorap, gömlek, ayakkabı toplayıp, İmam Hatip Okulu talebesi olan oğlunun fakir sınıf arkadaşlarına dağıtır, para tedarik ederek yatılı talebelerin yurt ücretini yatırır, üstelik İmam Hatip Okulu’nun çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak için okul koruma derneğinde görev yapardı.

Çok kitap okurdu, dinî ve sosyal konularda geniş bilgi birikimine sahipti. Namazını kılardı, takva sahibi idi. Çalıştığı dairede bile boş vaktinde kitap okurdu. Emekli olunca “İkramiye aldım, bana hac farz oldu” diye, ilk işi hacca gitmek olmuştu. 1903 doğumlu idi, vefatında 90 yaşını geçmişti. Zaman zaman fakirlik içinde geçen çocukluğundan örnekler verirdi. Hâl ve davranışı benim ve başkaları için de örnek olmuştu. Bu yüzden oldum olası israftan kaçınarak “Yiyin için, fakat israf etmeyin” buyruğuna uymaya gayret ederim. Merhum ağabeyimden çok şey öğrenip, en önemlisi namaz alışkanlığını ondan edindiğimi iftiharla belirtmek istiyorum. Allah, herkese böyle örnek insanlarla tanışıp, teşrik-î mesaide bulunmayı nâsip etsin.
Bu kadar girişgâhtan sonra iktisatla ilgili esas konuya gelmek istiyorum: Okullar açıldığından beri herkesi saran telâş devam ediyor. Velîler hâlâ çocuklarının eksiklerini gidermek için çalışıyor. Kıyafetlerin serbest bırakılacağına dair medyada haberler yer almıştı. Ancak, yeni kayıt olan birinci sınıf öğrencileri için aynı okulda devam edenlerden değişik tipte tişört, etek, pantolon isteniyor. Bir üst sınıfa geçen çocukların müfredatı değiştiği için artan kitap, defter ve ders aracı sebebiyle yenisi alınan sırt çantaları biraz daha ağırlaşırken, ona uygun düşecek beslenme çantaları da yenilendi. İSO 9001’i ile övünen İl Milli Eğitim Müdürü Halil Şahin, velîlerin okul müdürlerine ve öğretmenlere ateş püskürdüğünün farkında değil. Yeni ders yılının başlamasının üzerinden günler geçmesine rağmen, ders aracı, defter ve fiyatları çok farklı olan  kaynak kitapların ucuz olanları araştırılıyor. Çünkü; geçim sıkıntısı sebebiyle alan alamayan, parayı bulan bulamayan var.
Bu devirde çocuk okutmak gerçekten zor olduğu için fert olarak iktisat etmek her babayiğidin harcı değil. Bu nedenle okul idarelerinin velîlerin bütçesini zorlamamak için âzamî gayreti göstermeleri gerekir. Bunu şunun için söylüyorum. Evlenip çocuk sahibi olan, yüksek tahsili bitirip hayata atılanlardan başka ilk ve lise tahsili yapan 5 torunumun hangi şartlarda de vam ettiklerine şâhidim. Gerekli olanların alınmasına bir diyeceğim yok, ancak sâdece 3 sayfası geçen dönemde kullanılmış müzik defteri ile 20 sayfası kullanılmış 150 sayfalık bir ödev defterinin yerine yenilerinin alınması için dayatılması doğrusu tepemi attırdı. Bunun için israr etmek ayıp yahu. Bugün 50 öncesinin şartları olmasa da tasarrufa devam edersek ne kaybederiz? Yazılmış 3 sayfa koparılıp, aynı müzik defteri ile 120 sayfası boş ödev defteri kullanılsa ne olur? Yenisini almaya ne gerek var? Büyük bölümü kullanılır hâldeki onlarca defteri bir kenara atmakla ne kazancımız olacak? Eskiden fuzûli masraf etmemek için yenisini almayıp, önceki yılın kitaplarını bir üst sınıfa geçen komşu çocuklarından temin ederdik. Sanırım günümüz müdür ve öğretmenleri içinde de aynı şartlar içinde öğrenim görenler mevcuttur. Bizler ve ne kaybettik ki, günümüzde de kaybedeceğiz? Tasarruf alışkanlığı edinebilmek çok önemli. Atalarımız boşuna “Üzüm üzüme baka baka kararır” dememiş. Bu nedenle, öğrencilerin de öğretmenlerini örnek aldığını hatırlatmaya gerek var mı?
Maddî durumu iyi olan ailelerin çocuklarının giydiklerini giyemeyip, yediklerini yiyemeyen fakir fukara çocuklarının içine düşecekleri kompleksi hesaba katan yok. Sâdece millî bayram törenlerinde giyilen kılık kıyafetleri edinemeyen çocukların boyunlarının bükülmesine sebep olmaya kimin hakkı olabilir? Kantinde satılan cicili bicili, aslında sağlığa zararlı olan yiyecekleri alamayanların yaşadığı iç burukluğunu ancak aynı duyguyu yaşayanlar bilir. Her öğrenci ailesinden aynı değerde toplu beslenme hazırlamasını istemek doğru mu? Gelişmekte olan ülkemizde asgari ücretle geçinmeye çalışan milyonlarca aile bulunduğunu, bu nedenle tasarrufa, yâni ayağımızı yorgana göre uzatmaya ihtiyacımız olduğunu unutmamak lâzım. Gerek fert, gerek ülke olarak saçıp savurarak israf edecek kadar zengin değiliz. Bundan, maaş yetersizliğinden yakındıkları için vatandaşın hâlinden en iyi anlayanlar olmaları gereken okul idarecileri ve öğretmenler de istisna değildir!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi