Bu Yazıyı Vicdanımı Rahatlatmak İçin Yazıyorum

Bir önceki yazımdan sonra, onun devamı olarak bu yazıyı da yazmadan rahat edemeyeceğimi anladım. Okuduğunuz gibi o yazımda hayırsever bir vatandaşımızın tek başına trilyonlar sarf ederek yaptırmış olduğu camiden beğeni ile bahsetmiştim. Sonra, o yazımda maalesef eksik kalan bir tarafın bulunduğunu üzüntü ile düşünmeye başladım. Hemen belirteyim ki; öyle bir yazı yazdığıma da pişman değilim.
Takdir edersiniz ki; bu tarz hayırlar gıpta edilecek, ibret alınacak ve hisse kapılacak fedâkârca davranışlardır. Bunlar, cami olduğu gibi okul, hastahane, Kur'an kursu, yurt, köprü, yol ve su hayrı da olabilir. Bunların hepsinin de güzel, lüzumlu ve yararlı olduğu tartışılmaz. Ecdâdımız tarih boyunca üç kıtada bu tarz hayırları yapmış ve ihtiyaçlarını karşılamak ve yaşatmak için de her biri için ayrı ayrı yıkılmaz vakıflar kurmuştur. Birer sanat hârikası ve kültür âbidesi olan bu eserler, vakıflarıyla birlikte yabancı diyarlarda kalınca ve değerini bilmeyen toplulukların eline geçince yok olmaya yüz tutmuş ve büyük bir kısmı da yok olup gitmiştir. Son yıllarda gelişen iyi niyetli ve yürekli dış münâsebetler, millî hissiyâtımızın canlanmasını, gözümüzün açılmasını ve sınırlarımız dışında bulunan tarihî hazinemizin farkına varılmasını da sağlamıştır.
Ülkemizde ihtiyaçtan fazla cami yaptırıldığını kimse inkar edemez. Üstelik, fazla miktarda küçük camiler de yapılıyor.  Camileri büyütmek ve cemaati çoğaltmak gerekir. Bir mahallede veya semtte ihtiyaca cevap verecek ve İnancımızı temsil edecek şekilde büyük camiler yapılmalı. Orası merkez camisi olmalı. O mahallede ihtiyaç yok ise daha başka cami yapılmamalıdır. Uzak mesafelerden yürüyerek camiye gelmenin ve cemaate devam etmenin büyük sevaba vesile olacağı düşünülmelidir. Önemli olan camiden ziyade cemaattir. Cemaatin olmadığı veya az olduğu yerlere cami inşa etmek israftır. Hayır hizmetlerini en isabetli ve dengeli bir şekilde yürütmek gerekir. İhtiyaç sahibi insanları, okuyamayan ve evlenemeyen fakir gençleri unutup sırf binaya yönelmek ve yatırım yapmak yanlış olur. Camiler yapılır, içerisinde namaz kılacak cemaat olmaz. Okullar yapılır, içerisinde okuyacak öğrenci bulunmaz. Hastaneler yapılır, içerisinde hastaları tedavi edecek doktor bulunmaz. Kütüphaneler yapılır, okuyucusu olmaz. Demek ki önemli olan insanların yetiştirilmesi, ilim, iman ve iyi niyet sahibi olmalarının sağlanmasıdır.
Türkiye'de durmadan ve yorulmadan cami yaptıranların dikkatlerine, insaf ve merhametlerine sunmak üzere gelelim Balkanlardaki ecdât yadigârı camilerin perişan haline. Malum Balkanlar, 500 sene Türk hakimiyetinde kalmış. Osmanlı Devletinin Balkanlarda inşa ettiği tarihi eserler, Tuna boylarında sıralanmış. Camiler, medreseler, köprüler, kütüphaneler, türbeler, hanlar, hamamlar ve sebiller... İnsana hizmeti ibadet sayan bir anlayışın ürünü olan bu eserler, Balkanların, kültür ve medeniyet tarihinde unutulmayacak topraklar olma şansını artırmıştır. Tarihî eser dendi mi hemen cami akla gelir. Bunun böyle olması herhalde camilerin, insanların en çok girip çıktıkları ve toplu halde ibadet ettikleri mekânlar olması hasebiyledir.
Balkanlarda yaşayan Müslüman soydaşlarımız, camilerimizi ayağa kaldırmak ve yeniden ibadete açmak için durmadan çaba sarf ediyorlar. Ne yapsınlar ki güçleri yetmiyor ve maddi imkânları el vermiyor. Onlar, Balkanlardaki camilerimizin perişan halini görerek ve yürekleri ıstırap çekerek yaşıyorlar. Her gün gazino ve resim galerisi olarak kullanılan, tuvalet haline getirilen, şarap saklanan camilerin önünden vicdanları sızlayarak gelip geçiyorlar. Şerefesinin yarısı düşmüş, alemi uçmuş ve kurşun deliklerinin bulunduğu minarelerin mahzun hallerini görüyorlar. Onların yaşadıklarını biz yaşasak, onların gördüklerini biz görsek bilmiyorum ne yaparız. Balkanları yücelten Osmanlı eserlerinin büyük ekseriyeti, Mimar Sinan'ın eseridir. Büyük paralar sarf ederek ülkemizde ihtiyaç fazlası cami yaptıranlar, yalvararak yazıyorum; ne olur Balkanlara da yönelsinler  ve asırlık tarihî mirasımıza sahip çıksınlar
Bu yazıyı, hayır sahibi olduğu herkesçe bilinen Uyaroğlu'nun iyilik yönünde cömertçe davranışlarını hafife almak veya yersiz bulmak için yazmış değilim. Balkanlardaki camilerimizin yürekler acısı durumları hatırlatıldığı takdirde Uyaroğlu gibi bu işlere samimiyetle sahip çıkacak hayır sahibi vatandaşlarımızın oralara da uzanacaklarına inandığım için yazıyorum. Yeter ki; hatırlatılsın ve rehberlik yapılsın. Yeter ki; Balkanlardaki Müslüman soydaşlarımızın yürekli haykırışlarına kulak verilsin. .

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Arşivi