Bu Köprünün Deli Dumrul'u Türkiye'dir

“Deli Dumrul Hikâyesi”ni bilirsiniz! Deli Dumrul; gerçek adı Duha Koca Oğlu Deli Dumrul olan ancak kısaca Deli Dumrul ismiyle bilinen bir erdir. Kuru bir çayın üstüne köprü yaptırır. Geçeninden 30 akçe, geçmeyeninden döve döve 40 akçe alır. Bir gün köprüsünün yayına bir bölük oba yerleşir. Bu obada bir yiğit ölür ve feryatlar üzerine Deli Dumrul atıyla oraya gelir. Feryatların nedenini sorar, bir yiğidin öldüğünü öğrenir. Azrail’e kızar ona meydan okur. Onunla dövüşmek için Allah’a yalvarır. Sonra evine döner. Deli Dumrul bir toy düzenler ve bu toyda Azrail gelir. Deli Dumrul ilk başta direnir, Azrail ise ona bir can bulursa yaşamasına izin vereceğini söyler. Deli Dumrul annesine ve babasına gider ama onlar canlarını vermezler. Can bulamadığı için karısına gider. Karısı da onsuz bu hayatın hiç bir önemi olmadığını söyler ve kendi canını vermeye razı olur. Deli Dumrul Allah’a yalvarır: “Ya ikimizin canını al ya da ikimizi de bağışla!” Bu yalvarış üzerine Allah onları bağışlar, Deli Dumrul ve eşi 140 yıl ömür sürerler.
Deli Dumrul hikâyesi kısaca böyle. Bu hatırlatmadan sonra yazımızın konusuna geçelim!
Yüz yıl önce harp, darp ve karmaşa ağırlıklı olarak Batıdaydı. Balkan Savaşları, Mora İsyanı, Çanakkale Savaşları ve neticesinde oluşan yenidünya düzeni, bir dünya savaşı bedeliyle gerçekleştirildi. Dünya savaşı sonrasında yedi düvele karşı kazanılan İstiklal Savaşı, Osmanlı Devleti’nin ömrünün sona ermesi ve yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla neticelendi. Yani yüzyıl önce dünya, kanlı savaşlar neticesinde çok kapsamlı bir değişim yaşadı.
İran-Irak Savaşı, birinci körfez krizi, 36. paralel ve çekiç güç derken; milenyum'un başlarında ABD'nin Irak'ı işgal etmesi, Saddam rejimine son vererek Irak'a bombardıman uçakları ile demokrasi (!) götürmesi ile sanki yeni bir değişim-dönüşüm dönemi başlamış oldu.
Yüz yıl sonra bu defa değişimin adresi Ortadoğu ve Müslümanların ağırlıklı olarak yaşadığı Batı Asya topraklarıydı. Yani Müslüman olan Türkiye ve İran’ında iç içe olduğu bir bölge.
2003 yılının Mart ayında başlayan süreçte, ABD'nin Irak'ı işgali neticesinde yaşananlar henüz hafızalardan silinmedi. Sistemli işkenceler, planlı tecavüzler, işkence uçakları ve katliama uğrayan, Müslüman Irak halklarının acılı feryatları daha dün gibi taze ve canlı.
Irak’ı işgal eden ABD askerlerine yardımcı olan Müslüman Ülke Yöneticileri ile ABD askerlerinin sağ salim evlerine dönmeleri için dua eden Müslümanlar; Irak’ta tecavüze uğrayan masum Müslüman kadınların feryatlarını ve ızdıraplarını hiç düşünemediler ya da düşünmek istemediler!
Belki de kendilerine biçilen rolü oynadılar! Nedir bu rol? Yenidünya düzeninde; kuvvetliden yana olma adına baskıdan, zulümden ve Müslüman düşmanlığından yana tercih ve tavır koyma karşılığında, bedel alma!
Kuvvetliden yana olmak, zulümden yana olmak, bunun karşılığında bedel almak, Müslüman bir kimlik için ne acı bir tablo! Siyasi mevta olan Hüsnü Mübarek vari yöneticilerin kulakları çınlasın!
Emperyalist haçlı güçlerine ve onların uzantılarına karşı, yokluklar için verilen onurlu mücadeleler, mazlumlara rehber olmaya yeterli ama rehber olarak kabul görülemiyor! Örnek mi: Çanakkale destanı, Anadolu’da verilen Milli Mücadele destanı. Bir başka coğrafyadan örnek vermek gerekirse, Hindistan’da verilen Gandi hareketi.
Burada yüz yıl önce mazlum bir milletin, işgalci, istilacı ve işkenceci kuvvetlere karşı kahramanca vermiş olduğu mücadelenin destanlaştığını görürüz.
Sömürücü ittifaklarla stratejik ortak, model ortak olmanın vebalinin ve sorumluluğunun çok ağır olduğunu ve asla taşınamayacağını, her Müslüman Ülke yöneticisi bilmelidir. Tarih bunun örnekleri ile doludur.
Şimdi Emperyalist zihniyet; Müslüman Arapların ağırlıklı yaşadığı Asya coğrafyasına demokrasi (!) taşıyacak öyle mi? Bunlar Asya coğrafyasına demokrasi değil, petrol kuyularına bekçilik yapacak yerli işbirlikçi arıyorlar. Bunun görmemek için kör olmak gerekir.
Bu coğrafyada, emperyalizme ve onun işbirlikçilerine karşı, tabandan gelen bir halk hareketi var ama sonuç alınmada bir tıkanma var. İşte Mısır, askeri yönetimin elinde kaldı. Kaddafi’nin eline yeniden emperyalistlerin sopası tutuşturuldu.
Fas, Mısır tamam! Sırada Libya, Cezayir, Yemen, Sudan, S.Arabistan, Suriye ve diğerleri var ama sonuç almada hiçbir ışık görünmüyor!
Bu coğrafyada yaşanan olay; ABD’nin projeleri doğrultusunda yaşanılan dönüşüm ve değişimdir. Bunun ötesine geçtiğine dair bir tek emare görünmemektedir.
Bu coğrafyada bir dönüşüm ve değişim yaşanacaksa, ancak ve ancak köklü devlet geleneği olan ülke ya da ülkeler öncülüğünde gerçekleştirilebilir. Tarihte bunun örneği de vardır.
Elbetteki en büyük aday Türkiye’dir. Bu ülke yüzyıl önce, mazlum milletlerin emperyalizme karşı verdiği mücadelenin sembolü olmuştur.
Benim ülkem bu coğrafyaya model olacaksa, bu özelliğinden dolayı model olacaktır. Birikimiyle, tarihi geçmişi ile inancı ile model olacaktır.
Benim ülkem; Avrupa ile Asya arasında köprüdür. Batı ile Doğu arasında köprüdür. AB ile Avrasya arasında köprüdür. Batı medeniyeti ile Doğu kültürü arasında köprüdür. Demokrasi bölgesi ile diktatörler, krallıklar arasında köprüdür. Hıristiyan dünyası ile İslam coğrafyası arasında köprüdür. Sanayi toplumu ile ham maddeler zengini olan kıta arasında köprüdür. Bütün enerji nakil hatlarının geçişi için alternatifsiz tek köprüdür.
Bütün meselede buradadır. Ortadoğu'daki ülkelerin rejim değişimine uğratılması enerji maksatlıdır. Yoksa Müslümanların demokrasinin nimetlerinden istifade etmesi, daha hür, daha zengin, daha müreffeh bir hayata kavuşması hangi batılı ülkenin arzusu olabilir ki ABD'nin derdi olsun?
Bu coğrafyadaki kavga, bu köprünün Deli Dumrul’nun kim olacağı kavgasıdır.
Köprüden geçenden 10 akçeyi, geçmeyenden döve döve 20 akçeyi kimin kesesine koyacağı kavgasıdır.
Hiç kimsenin kuşkusu olmasın; tarihi birikimi, dini inancı, köklü devlet geleneği ve diğer özellikleri ile bu köprünün Deli Dumrul’u Türkiye olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Arşivi