Biz Koruyoruz, Onlar Yakıp Yıkıyor!
Yayınlanma:
Başta ABD olmak üzere, Avrupa Birliği’ne dahil olan, ya da olmayan Hıristiyan ülkeleri Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun açılmasında israr edip, Ayasofya’nın ibadete açılmasına karşı çıkarken, Osmanlı’nın inşa ettiği, bugün hudutlarımızın dışında kalan camiler yakılıp yıkılmış, Yunanistan ve Bulgaristan’daki gibi, bazıları içkili eğlence yeri, ya da şarap deposu hâline getirilmiş bulunuyor. Almanya ve Hollanda da ise cami ve ibadethâne hâline getirilen salonlar kundaklanıyor. Bu 2 ülkede İslâmiyet’e tahammülsüzlük o hâle geldi ki sâdece camiler değil, Türklere ait işyerleri ve içindeki masum insanlarla birlikte evler bile ateşe veriliyor. Hıristiyan çeteler Müslümanlara karşı duydukları kini ülkelerindeki Türklere zarar vererek gidermeye çalışıyor. Çünkü, her Haçlı seferinde derslerini alan ödleklerden insanî davranış beklenemez.
Türlü kriterler dayatarak Türkiye’ye medeniyet dersi vermeye çalışan AB ülkeleri, en tabii insanlık değeri olan inanç hürriyetine bile saygı göstermiyor. Böylece asıl medeniyet dersi alması gerekenlerin kendileri olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Trakya ve Avrupa ülkelerinde bulunan cami, türbe, tekke, han, hamam gibi ecdat yadigârı eserlerin varlığına bile tahammül edemeyen Hıristiyan batı ile Türkiye’nin medeniyet farkı böylece ortaya çıkmış oluyor. Şöyle ki, 1453’te İstanbul’u fethederek Peygamber Efendimizin (sav), “Ne güzel kumandan” müjdesine mazhar olarak, “Malınız, canınız emniyettedir. İstediğiniz ibadeti rahatça yapabilirsiniz” diyen Fatih Sultan Mehmet’in, fetih sırasında sur içinde 39 kilise bulunurken yerli halktan gelen talep üzerine 40 yeni kilise daha inşa ettirdiğini unutmuş görünen Yunanlılar, Kurban Bayramı’nda Atina’da 5 bin kişi Olimpiyat Stadı’nda namaz kılmasına rağmen, cami yapılmasına izin vermediği bildiriliyor.
Yüz yıllarca Osmanlı idaresi altında kalmış bulunan Yunanistan’da resmi rakamlara göre, büyük bölümü Atina’da olmak üzere, 150 bin Müslüman’ın yaşadığı, bu nedenle camiye ihtiyaç bulunduğu hâlde Atina’da cami yapılma talebinin her seferinde reddedildiği haber veriliyor. Kaynaklara göre, Osmanlı 1827 yılında Atina’dan çekilirken çok sayıda cami bulunduğunu kaydederken, bugün tek cami bile bulunmuyor. 1458 yılında Atina’yı fetheden Osmanlı, 369 yıl hâkimiyeti altında kalan Atina’da birçok cami inşa etti, ancak Yunanlılar Osmanlı’nın torunları Müslümanlara duydukları kini camileri yıkarak, müze ve kamu kuruluşu hâline getirerek çıkarmaya çalışıyor. Oysa, Osmanlı’nın hakimiyeti altındaki yerlerde gösterdiği saygı ve hoşgörü, Cumhuriyet döneminde de devam ettirilip, kiliselere dokunulmadığı gibi, son olarak Maltepe’de Protestan Hıristiyan Cemaati’nin kilise açma talebi olumlu karşılanarak, Cumhuriyet tarihinin ilk kilisesi olan “Türk Kilisesi” nin törenle açılışı yapıldı. İstanbul Protestan Kilisesi Vakfı, bu münasebetle İstanbul Valisi Muammer Güler, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve Maltepe Belediye başkanı Fikri Köse’ye teşekkür etti. Ruhani liderliğini İspanyol asıllı Carlos Madrigal’in yaptığı kilisede her Hıristiyan vatandaş serbestçe ibadet edebiliyor. Sadece Maltepe’de değil, İstanbul’da Bakırköy, Beyoğlu, Kadıköy ve diğer ilçelerin yanısıra Hatay, İzmir, Trabzon, Mardin, Mersin, Ankara, Antalya, Konya gibi birçok il ile Kıbrıs’ta bulunan kiliseler ibadete açık.
Yıllar önce Kuzey Kıbrıs’a yaptığımız seyahatte öğretmen Hulûs Boztaş, Erenköy’de önünden geçtiğimiz bir kiliseyi işaret ederek, “Nail bey. Rum kesimindeki camilerin ne hâlde olduğunu arayıp soran yok. Oysa şu gördüğünüz kilise gibi, Kıbrıs’taki bütün Rum kiliselerin durumunu kontrol etmek üzere Dünya Kiliseler Birliği’nden 2 ayda bir heyet gelerek, Türkler herhangi bir zarar vermiş mi? diye kontrol ediyor” demişti. Bir tarihte Beyoğlu’nda İstiklâl Caddesi ve Sıraselviler arasında kalan bir ermeni kilisesini gezmiştik. Kilisenin avlusunda “Ermeni cemaati dahiliye, hariciye, diş kliniği” levhaları asılı olan odalar görmüştük. Burada Ermeni doktorlar fakir Ermeni halkını ücretsiz muayene ediyormuş. Fener Rum Patriği Bartholomeos, yalnızca İstanbul’daki 2500 Rum asıllı vatandaşın değil de, koskoca ülkemizin içinde sanki Bizans İmparatoru edasıyla hareket ettiğini, Yunanistan’ın tahsis ettiği uçakla istediği zaman istediği ülkeye gittiğini, oralarda hava alanında sarı zemin üzerinde çift başlı Bizans kartalı bulunan flama ile Devlet başkanı gibi karşılandığını görüyoruz. Bartholomeos, Devlet Başkanı Bush zamanında sık sık Amerika’ya giderek, Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun açılması için Türkiye’ye baskı yaptırıyordu.
Gazete haberine göre, İstanbul Protestan Kilisesi Vakfı Başkanı Timur Topuz, Yunanistan ile Türkiye arasındaki farkı “Kilisemiz, İstanbul Valiliği tarafından faaliyetine izin verilen, Cumhuriyet tarihinin ilk kilesi. Bu Türkiye için kolay bir karar değil. Ancak, demokratikleşme yolunda bence iyi bir işaret. Bugün AB üyesi Atina’da cami yapılamazken, AB’ne aday ve yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede böyle bir izinin çıkması önemli bir olay” sözleriyle ifade etti.
Atalarımız “Gâvurdan dost, domuzdan post olmaz” demişler. Türkiye uluslar arası antlaşmalara uyarak kiliseleri gözü gibi korurken, samimi olmadıkları için sözlerine asla itibar edilemeyecek olan Yunanlılar, cami ve diğer tarihî eserlerimizi yıkıyor. Bilindiği gibi, zalim Sırplar Bosna’ya saldırdıkları zaman yalnız masum Müslümanları katletmekle kalmayıp, camileri de bombalamışlardı. Fazla söze ne hacet!
Türlü kriterler dayatarak Türkiye’ye medeniyet dersi vermeye çalışan AB ülkeleri, en tabii insanlık değeri olan inanç hürriyetine bile saygı göstermiyor. Böylece asıl medeniyet dersi alması gerekenlerin kendileri olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Trakya ve Avrupa ülkelerinde bulunan cami, türbe, tekke, han, hamam gibi ecdat yadigârı eserlerin varlığına bile tahammül edemeyen Hıristiyan batı ile Türkiye’nin medeniyet farkı böylece ortaya çıkmış oluyor. Şöyle ki, 1453’te İstanbul’u fethederek Peygamber Efendimizin (sav), “Ne güzel kumandan” müjdesine mazhar olarak, “Malınız, canınız emniyettedir. İstediğiniz ibadeti rahatça yapabilirsiniz” diyen Fatih Sultan Mehmet’in, fetih sırasında sur içinde 39 kilise bulunurken yerli halktan gelen talep üzerine 40 yeni kilise daha inşa ettirdiğini unutmuş görünen Yunanlılar, Kurban Bayramı’nda Atina’da 5 bin kişi Olimpiyat Stadı’nda namaz kılmasına rağmen, cami yapılmasına izin vermediği bildiriliyor.
Yüz yıllarca Osmanlı idaresi altında kalmış bulunan Yunanistan’da resmi rakamlara göre, büyük bölümü Atina’da olmak üzere, 150 bin Müslüman’ın yaşadığı, bu nedenle camiye ihtiyaç bulunduğu hâlde Atina’da cami yapılma talebinin her seferinde reddedildiği haber veriliyor. Kaynaklara göre, Osmanlı 1827 yılında Atina’dan çekilirken çok sayıda cami bulunduğunu kaydederken, bugün tek cami bile bulunmuyor. 1458 yılında Atina’yı fetheden Osmanlı, 369 yıl hâkimiyeti altında kalan Atina’da birçok cami inşa etti, ancak Yunanlılar Osmanlı’nın torunları Müslümanlara duydukları kini camileri yıkarak, müze ve kamu kuruluşu hâline getirerek çıkarmaya çalışıyor. Oysa, Osmanlı’nın hakimiyeti altındaki yerlerde gösterdiği saygı ve hoşgörü, Cumhuriyet döneminde de devam ettirilip, kiliselere dokunulmadığı gibi, son olarak Maltepe’de Protestan Hıristiyan Cemaati’nin kilise açma talebi olumlu karşılanarak, Cumhuriyet tarihinin ilk kilisesi olan “Türk Kilisesi” nin törenle açılışı yapıldı. İstanbul Protestan Kilisesi Vakfı, bu münasebetle İstanbul Valisi Muammer Güler, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve Maltepe Belediye başkanı Fikri Köse’ye teşekkür etti. Ruhani liderliğini İspanyol asıllı Carlos Madrigal’in yaptığı kilisede her Hıristiyan vatandaş serbestçe ibadet edebiliyor. Sadece Maltepe’de değil, İstanbul’da Bakırköy, Beyoğlu, Kadıköy ve diğer ilçelerin yanısıra Hatay, İzmir, Trabzon, Mardin, Mersin, Ankara, Antalya, Konya gibi birçok il ile Kıbrıs’ta bulunan kiliseler ibadete açık.
Yıllar önce Kuzey Kıbrıs’a yaptığımız seyahatte öğretmen Hulûs Boztaş, Erenköy’de önünden geçtiğimiz bir kiliseyi işaret ederek, “Nail bey. Rum kesimindeki camilerin ne hâlde olduğunu arayıp soran yok. Oysa şu gördüğünüz kilise gibi, Kıbrıs’taki bütün Rum kiliselerin durumunu kontrol etmek üzere Dünya Kiliseler Birliği’nden 2 ayda bir heyet gelerek, Türkler herhangi bir zarar vermiş mi? diye kontrol ediyor” demişti. Bir tarihte Beyoğlu’nda İstiklâl Caddesi ve Sıraselviler arasında kalan bir ermeni kilisesini gezmiştik. Kilisenin avlusunda “Ermeni cemaati dahiliye, hariciye, diş kliniği” levhaları asılı olan odalar görmüştük. Burada Ermeni doktorlar fakir Ermeni halkını ücretsiz muayene ediyormuş. Fener Rum Patriği Bartholomeos, yalnızca İstanbul’daki 2500 Rum asıllı vatandaşın değil de, koskoca ülkemizin içinde sanki Bizans İmparatoru edasıyla hareket ettiğini, Yunanistan’ın tahsis ettiği uçakla istediği zaman istediği ülkeye gittiğini, oralarda hava alanında sarı zemin üzerinde çift başlı Bizans kartalı bulunan flama ile Devlet başkanı gibi karşılandığını görüyoruz. Bartholomeos, Devlet Başkanı Bush zamanında sık sık Amerika’ya giderek, Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun açılması için Türkiye’ye baskı yaptırıyordu.
Gazete haberine göre, İstanbul Protestan Kilisesi Vakfı Başkanı Timur Topuz, Yunanistan ile Türkiye arasındaki farkı “Kilisemiz, İstanbul Valiliği tarafından faaliyetine izin verilen, Cumhuriyet tarihinin ilk kilesi. Bu Türkiye için kolay bir karar değil. Ancak, demokratikleşme yolunda bence iyi bir işaret. Bugün AB üyesi Atina’da cami yapılamazken, AB’ne aday ve yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede böyle bir izinin çıkması önemli bir olay” sözleriyle ifade etti.
Atalarımız “Gâvurdan dost, domuzdan post olmaz” demişler. Türkiye uluslar arası antlaşmalara uyarak kiliseleri gözü gibi korurken, samimi olmadıkları için sözlerine asla itibar edilemeyecek olan Yunanlılar, cami ve diğer tarihî eserlerimizi yıkıyor. Bilindiği gibi, zalim Sırplar Bosna’ya saldırdıkları zaman yalnız masum Müslümanları katletmekle kalmayıp, camileri de bombalamışlardı. Fazla söze ne hacet!





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.