Bir Okka Toz Şeker 6 Kuruş İken!
2. Dünya savaşının devam ettiği 1942-1943 yıllarında şehrimizde yiyecek ve ihtiyaç maddelerinin fiyatları hakkında bir fikir edinmeniz bakımından 1942 ile ilgili bazı örnekler vermek istiyorum:
Karne ile satılan 400 gram ekmek 15 kuruş, bir kilo toz şeker 96, bir kilo sabun 120, bir deste kibrit 40 kuruş, 100 gramlık bir paket çay 65, tuz 12, zeytin 60, zeytinyağı 140, bulgur 30, beyaz peynir 150 kuruş ve altın Cumhuriyet lirası 15 lira iken, 1 yıl sonra 1943’te bazı maddelerin fiyatları yüzde yüzden daha fazla artış göstererek zeytin 150, toz şeker karaborsa 500, 100 gram paket çay 160, sade yağ 400, zeytin yağı 220 kuruş ve altın Cumhuriyet lirası 25 liraya çıkmış bulunuyor. Bu arada 117 kuruş olan kesme şeker, 100 kuruşluk akide şeker ve 100 kuruş olan un karaborsaya düştüğü için bulunamazken, beyaz peynir, bulgur, tuz, sabun ve ekmek fiyatlarının değişmediği görülüyor.
Eskiden beri değerinden kaybetmeyen altının fiyatı sürekli olarak artmış bulunuyor. Bundan 135 yıl önce 1874’te 100 kuruş değerinde olan altın lira, 1888’de sadece 2 kuruşluk bir artış gösterirken, 1. Dünya Savaşı’nın başladığı 1914 ve 3 yıl sonra bile fiyatı sâdece 108 kuruş olarak değeri korumuş, buna paralel olarak tüketim maddelerinin fiyat farkları da asgari seviyede kalmış. Ancak, 1918’de birdenbire 475 kuruşa çıkınca altını baz alan pek çok ihtiyaç maddesinde de anormal fiyat artışları meydana gelmiş. Kaynaklara göre 1929 yılında bir dirhem (3.20 gram) bileziğin fiyatının 375 kuruş, Gramise’nin 1830, Cumhuriyet Ata’nın 895, Reşat altının 930, sterlinin 1013 ve doların 207 kuruş olduğunu öğreniyoruz..
1. Dünya savaşı yıllarında ülkemizde ağırlık brimi olarak Okka (1283 gram), uzunluk ölçüsü olarak Arşın (68 cm), tahıl ürünlerinde ölçek olarak ise Batman (2 ilâ 8 okka), Havayı, Kile (200 kilo) ve Şinik (Kile’nin sekizde biri) kullanılıyor, ancak şehir ve yörelere göre birimler değişiyordu. 2. Dünya savaşı yıllarında da ağırlık birimi kilo, uzunluk ölçüsü metre, para birimi de kâğıt ve madenî lira ile kuruş ve para’dır. Karaborsa da ilk defa bazı gıda ve ihtiyaç maddelerinin zor bulunduğu ve karne ile satın alınabildiği bu yıllarda kendisini göstermiş, fırsatçılar ellerinde bulunan malları fahiş fiyatla satmışlardır. Piyasada bulunamayan gazyağı gibi ihtiyaç maddeleri de karaborsayı önlemek amacıyla muhtarlar vasıtasıyla halka dağıtılıyor, Sümerbank ve dükkânlardan alınan kaput bezi, zeytinyağı, makara ipliği ve toz şeker için nüfus cüzdanlarına kırmızı “verildi” damgası vuruluyordu.
Ticaret Odası tarafından aylık olarak yayınlanan İpek Yolu dergisi’nde Arif Nüshet Turgut imzasıyla “Konya’da 1. ve 2. Dünya Savaşı dönemlerinde temel gıda maddeleriyle bazı eşya fiyatları” başlığıyla yer alan yazıda belirtildiğine göre 1. Dünya savaşı’nın hüküm sürdüğü 1914-1917 yılları arasında Gümüş Mecidiye’nin (Abdülmecit devrinde basılmış Osmanlı Altınının beşte biri değerinde olan gümüş para) 20 kuruş değerinde olduğu, bir okka arı balının 15, iki okka soğan ve karpuzun 1, İstanbul süpürgesinin 2, bir kutu Pertev marka kremin 3, bir adet makarnanın 8, bir arşın (68 santim) basmanın 8-19, bir çift mest ve lâstiğin 40, fotinin 50, bir merkebin 180, doktor muayene ücretinin 15, hamam ücreti ve fitrenin 5 ve Konya-Kadınhanı tren ücretinin de 20 kuruş olduğu belirtiliyor.
Türk lirasından 6 sıfırın atılmasıyla önce Yeni Türk Lirasına, sonra da 2009 yılbaşında yeniden Türk Lirasına dönülmesi üzerine kuruşun geçerli olduğu mal alımı sürecinde verdiğimiz eski yıllarla ilgili örnekleri günümüz fiyatlarıyla varın siz kıyaslayın.




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.